Bir 15 Temuz günü daha yaşadık. Kıbrısta Yunanistan destekli Amerikan İngiltere onaylı darbe yapıldı. Amaç söylenenle dahi enosis olması Kıbrısta artık eski ada olmayağının kanıtıydı. Ayni güne Türkiyedeki yine 14 Temuz darbe kalkışması da yaşandı. Normalde K. Kıbrısta ençok konuşulması gerken, sorgulanması lazım olan Kıbrıstaki elibir yıl öncesi darbeydi nitekim beş gün sonra yine Amerikan İngiltere, hat da Sovyetler onayı ile Türkiye adaya çıkar. Adını ne koyarsa koysun, özü tam da tahmin edilen oldu. Adanın toprak büünlüğü ve bağımsızlığı değil, resmen fiylen ada ikiye ayrıldı. Ayrlmakla da yetinilmedi, ayrı yapılarla iki farklı siyasal oluşum da gerçekleştirildi.
Fakat bunlar yaşanırken başka bir esruman gündeme geldi: hafıza kaybına oynamak. Konu eğitimde adeta anlaşılmaz güncel politikaya eklendi. Hafıza kaybı kuzeyde iki yönlü işledi. Resmi idolojik yaklaşımla kurgulanan ezber ile adaya taşınan nifusun bilmemesi durunu da kulanıldı. Böylelikle bilmeyen önemli nifus ile yaşadıklarını yalanlarla ganimet payına teslim eden ötek kesimler oluştu. Yalan söylememk ile hafıza kaybıyla silikleşme ikilemi gayet güzel işler.
Bugün 15 temuz. Hem Türkiyenin hem de Kıbrısın ayni gün endeksli yakın tarihi var. normali, Kıbrıstaki askeri cunta girişiminin sorgulanması gerekirdi. Ama brakın sorgulanmayı, resmen konu dahi pek az yerde sözü edildi. Böylelikle pratik bize resmen Kıbrısın önemli siyasal sıçrama noktalıı olay adeta hafıza kaybına havale edildi. Unutma da olunca ya bilmeme veya yalanlarla doğruymuş tarih öğretisi kısgacına sokturdu.
Bazı medya meraklıları reportaj yapar. Tıpkı öteki Kıbrıs gerçeklerinde olduğu gibi, konuyu doğrudürüs bilen olmadı. Arada gülerek alay etmeler de işin gırlasıdır. Böylesi boşluk ile resmi kulanım da tetiklenir. Dilenen yalan da sıkılır. Bilmeme ile güncel bilme zorunluluğu sonucu da yalanlar kabulenir. Öylesine bir ilhaklaşma sömürge kültürü yerleşti ki demeğin gitsin. Bile bile yalan olanlar dahi sırf resmi bakışa eklendiği için kabulenir. Bu konuda en azından yakın tarihimiz çok örneklerle doludur. Örneğin hala tüm eski bildirilerine ve konulan siyasal tutuma karşın hala ısrarla TMT 1 Ağustos tarihinde kurulduğu söyleniyor. Bir başka konu da Açerson planı gibi önemli siyasal gelişmeden tarihsel resmi olarak pek raslanmaz.
Gün 15 Temuz. Hem Kıbrıs hem de Türkiye için önemli siyasal dönemeçtir. Hele de günümüz Kıbrıs için elibir yıl önceki darbe oldukça bugünü anlamada çok mihenk taşıdır. Ama pek de konuşturulmadı. Resmi açıklamalar ise evlere şenlik haldedir. Gerçekten adı Başbakan veya Cumhur olan yerlerden öyle açıklamalar geldi ki adet yerini bulsun değil de yalakayla olunan yerde kalma çırpınışına daha çok benzemektedir.öyle ya darbenin içeriği ve günümüz Kıbrıs konusunda pek de doğru kelimelere raslamadık.
Hat da yağ ve yalaka paçalardan akarken, karıştırma ile bilmemenin de eserini yazdırtı. Sözde PKK ile olan anlaşmaya deyinecekken, belli ki olanı tam bilmedikleri de kesin. Hele dikat edilmesi gerekenler de önemsizdir. Nede olsa işbirlikçilikle tercih edildiler. Öyle ki anlaşma veya fes olma varken, hala kafadakirumculuğa sarılırlar. Düşünün ki en acemi politikacı değil bilmeyen biri dahi yapmaz. Hem anlaşma övülecek hem de terör denip rumları katacak. Ama sistem böylesi işbirlikçi istiyor.
Son örneği vermeden olmaz: sakız çiğnemeği de aşan garantörlük kelimesi var. nedir nedeğildir değil yalan atmanın, hafıza kaybın sonucuna çok raslamaya başladım. Özellikle de buraya sonradan gelenler. Akademisyen dahi farketmez: neymiş; “KKTC nin garantörüymüş Türkiye”! buyrun burdan yakın. Bu ünüversitede okuyanları da sarınca, yalanın nedenli etkileyici olduğu tehlikesini de kanıtlamaktadır.
Kısaca, bir onbeş Temuz daha geçirdik. Kıbrıs için yakın tarihten günümüze gelmenin önemli olayıdır. Ama çoktan hafızanın dışına uçtu. Öyle ki yapılan reportajlarda dahi bilene pek raslanmadı. Tarihi hafıza kaybına havale edince de artık dilenen enn kkorkunç yalan dahi resmi tarih olarak kolayca yerleştirilir. Kıbrıs inceleme bakından önemli labratuvardır. Gerçekler değil yaratılan hafıza kaybı üzerindeki yalanların gerçekleri ile savrulup kalırız. Ozaman da gerçeklere ulaşmak da imkansızlaşır. ONBEŞ TEMUZ bunun acı kanıtıdır.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



