yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Kuzey Kıbrıs sıcaklarından

Özkan Yıkıcı yazdı: Kuzey Kıbrıs sıcaklarından

Haziranı tamamlamak üzereyiz. Ben de yeni bir yaşa da elveda söylemeye günler kaldı. Lefkoşa bir başka değildir. Sıcaklar iklim bozulması katkısıyla artık bunaltı aşamasındadır. Sokağa çıkmak zor. Ama yaşam sürüyor. Olaylar ise ısıtılarak sıcakta yakmaya hız veriyor. Diplomasi denilen enstrüman çalınıyor. Skandal korosu bozuk akor olsa da yeni olmazları olmaz kılan tınısal geçişlerle devam ediyor. Ama kurallar yasayla da engellenme mengenesinde. Onca gelişme olurken, ilgisizlik duvarı ve baskı yasalarıyla artık gündeme pek sokulmaz. İsterse ta Amerika’dan istihbarat gelip Çatalköy’de bir arananı yakalasa da. Bunların artık anlamı yok. Kıbrıs’ta olanlar değil belirleyici olan, konuşulan ise istenilen çizgiyi aşamaması amaçlı epey kural uygulandı. Yasalar veya ödül vererek konuşmama kuramı artık rövanşın da ötesinde. Yetmezmiş gibi yine sıcak yokmuşçasına ateşlenen diplomasi teması da tuz biber oldu. Sizin tansiyonunuz da varsa, sıcaktan tuz bibere varan tetiklemelerle ölmenize dek taşımaya hazır haldedir.

Gerçekten, haziran bitiyor. Sıcaklar kötü vurdu. Sağlık sorunu olan veya sıcağa karşı dayanıklığı sınırlı haldekiler epey bunaldılar. Dışarı çıkmama tercihi dahi hep normalleşen davranış haldedir. Bozulan iklimlerin dengesiz mevsim oluşturma olgusunun hayatımıza vuran gerçeğidir.

Hava sıcak. Yetmiyor. Devamında da gündüzün sizi iki de bir uykuya çekiyor. Okuma dereceleriniz azaldı. Bereket versin ki dünya kupası var. Orada zaman öldürme veya dinlerken kestirme koşuluna uygundur. Ama benim gibi yalnızsanız, fazla telefon arayan yoksa, programlara katıldığım ev telefonu ise evlere şenlik aylara varan arızalı olup suskunsa, şansızlıklar peş peşe gelip çattı.

Hemen en basitinden başlayalım. Arada telefon dairesinin açıklamaları veya sendikanın da demeçlerini duyuyorum. İstemesem de sıra onlara geldiğini bilmediğim için kaçamam. Epey zaman önce girişte uyardım. Siz telefonu kullanmak için arıza olmaması gerekir. Belirtiğim gibi, en azından ben bazı programlara ev telefonuyla katılıyorum. Bu şu demektir: programlara epey zaman direkt yorumcu olarak da katılamıyorum. İtiraz ettim. Bazı arkadaşları da katarak arıza şikayeti yaptım. Kimin umurunda. Oysa telefon dairesinin özelleştirilmesine karşı çıkanlardan biriydim. Doğrusu sıcakta bana gıcık geldi. Hani bazen cep telefonumda sorun olunca, ev telefonu ihtiyacı daha da arttığı anda, çalışmaması bana öfkeyle “özelleşsin de gitsin” dedirtme aşamasına taşıdı. Çünkü arıza konusunda bilgi dahi veriyor. Eskiden en azından dairede ben de çalışırken, bazı ilişkiler nedeniyle bana “parça yok” denilirdi. Bazen de onlar demese de ek mesaiyi alma adına hafta sonuna biriktirdikleri oluyor. Gürleyen Aslan kusura bakmasın. Salt kelimeyle özelleştirme karşıtlığı veya kamu malları denilmesin. Şu anda bizde kamusal mülkiyet veya halka aittir ilkesi yok. Kurumsallaşma bu ilkelerle değil, bulunan ganimet ile siyasal arpalık oluşturma rantlı tuhaf bir devletçi uygulama var. Arıza olsa da sizden para alınması ise resmen Deli Dumrul vergisinin yeni versiyonu olarak anlaşılması şart.

Özelleştirmeye karşıyım. Ama şu yapılanlar da özelleştirme için davetiyedir. Halk desteği zaten bu tür hesapların oluşturduğu ya ilgisizlik veya tepki nedeniyle batsın veya satılsın sözlerinin denilmesine hizmet etmektedir.***

Niyetim K. Kıbrıs’la alakalı son gelişmelere dokunmaktı. Sıcağın vurması, kendi kendimi yiyerek duyduğum öfke bana yine benlik sorunu belirtmemi de tetikledi. Ama genele de işi yayınca, K. Kıbrıs kendiliği ile ahalinin duyarsızlığı anında çoğu medyanın da sanki yokmuş havasını bozamamasını da yaşamaktayım. Aylardır şu şanlı demeç övgülü makamcıya uyarı yapılıyor: sağlık verileri siber saldırılarla ele geçirildi deniliyor. O kendi havasında. Ne de olsa ona inanıp rant bekleyen kesimler var. Eleştiriler veya duyumlar kendini koltuktan edecek nitelikte değil. Kendi dilediği yalanı atarak, en mükemmel makam olduğunu söyleme kolaylığı dahi var.

Ama gerçeklerin bir de acı durumu var. Ne kadar örtülse de bir gün daha acı şekliyle karşımıza gelir. Son günlerde konu açıklıkla konuşuluyor. Uyarılıyor. Ama şanlı makamcı kendine övgü masalları uyduruyor. Öyle uyduruyor ki neden sonucu olmayan, neyi anlattığı tam anlaşılmayan kelimeler toplamı övgüler halindedir. Tıpkı baş makamcının artık sesi daha uymayan “hodri meydan” çekmesi gibi.

Bu arada Türkmenistanlı bir gencin de adeta resmin bir yerine konduğu kanıt var. Başka bir makamda çalışma izinlerini ele geçirdi. Gidip teslim ediyor. Öğrenci ama okula da gitmiyor. Sanki münferitmiş gibi söylendi. Oysa böylesi yaşam şekli Kuzey Kıbrıs’ın şahane emek sömürüsü halindeki yasadışılıkların yasallaştırma tavrıdır. Ama onca gerçeklik BirGün Gazetesi’nde Gözde Bedeloğlu’nda dahi makale konusu edilirken, en başta hodri meydancı makamcıdan dahi ses hâlâ gelmedi. Yüz binlerce yurttaşın verilerinin elde edilmesi dahi kimsenin umurunda değil. Makamcılar ise şu lafla övülüyor: kırk yılda yapılamayanlar, dört yılda yapıldı deniliyor. Farkında olmadan da eleştirdikleri dönemde kendileri de makamdaydı. Örneğin yol övgüsü olurken ilgili baş makamcının Ulaştırma’da olduğu, hatta unutulan Jet skandalının da kendi dosyasına konulduğu hatırlanmadı.

Tam da bunlar artıp tersinden doğrular oluşturuyorken; kırk yıl çirkinlikleri çürümüş şekliyle dört yılda oluyorken, başka bir haber de Kuzey Kıbrıs gerçeğini hatırlatıyordu. Diyalog gazetesinin manşetinden duyurduğu olayla, yine ünlü kaçakçı, sağlıktaki ilaç tekellerinde skandallar yapıp insan sağlığına vurgun yapan İbrahim Hilmi’nin Amerika’da yaptığı bu durumların son yolu K. Kıbrıs’ta oldu. Çatalköy’deki yaptığı evde birkaç yıldır yaşarken, onu kendince güvene aldıktan sonra, Amerikan FBI gelip onu aldı. Başta Tom Barrack’a teşekkür edildi. Tabii yardımcı olan Türkiye yetkilileri de unutulmadı. Ama bizim efendiler Azerbaycan’da hamaset şerbeti içip “iyi bürokrat yoluyla” havalarını salıyorlardı.

Bunları artırmak mümkün. Bu arada Makarios Drousiotis’in yazdığı kitap sonrası eski cumhurbaşkanı Anastasiadis de zorda. Ama sorgu başladı. Savcılığın hamlesi bekleniyor. Ne güzel: askeri yığınak, sıcak hava, B.M. temsilcileri cirit atarken, adanın kullanım şekli ile yasal yasadışılık saydamlaşması da sıcağa rağmen iş görmeğe devam ediyor. Üstelik Kıbrıs sorunu gündemleşiyor, Kıbrıs konusunda epey nutuk yapılıyor, NATO hesapları bile yerleşimle karşılık buluyor, kuzeyde yeni yurttaşlar, kaçakçılık aflarıyla da nüfus yığılmaya devam denilmektedir. Ama gerçekler değil istenilenler konuşturuluyor. Öyle ki onca gerçeğin arada yazılmasın diye yasaklama yasaları dahi getirildi. Bir yargı kutsallığı denip birilerinin ağır ceza gereken tutukluğundan dahi kurtarılma tekil yasa da yapıldı. Buyrun bu sıcak havada bir Kıbrıs makalesi yazmaya çalışın!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO Zirvesinden Kıbrıs Gerçeklerine Ufak Bir Dolaşım

İstemesek de son günlerde salt Kıbrıs veya Akdeniz sıcak...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Özkan Yıkıcı yazdı: Kolombiya’da kırılma sürecine girildi

Özellikle bu yıl direkt Kolombiya ile alakalı makaleler yazdım....

Özkan Yıkıcı yazdı: İki garantörümüzdeki gelişmeler

Bizde sık sık kullanılan, her olguda zehirli olup olmadığına...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,936TakipçilerTakip Et
881AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ecehan Balta yazdı: Mega GES’in gölgesi: Ovakışla’da güneş kimin için doğuyor?

Bitlis Ovakışla’da yaşanan GES direnişi, yenilenebilir enerji tartışmasının en...

Murat Çakır yazdı: ‘Burgfrieden’ siyaseti ve Alman sendikaları

Orta Çağ’dan kalma “Burgfrieden” teriminin Alman işçi sınıfının...

Mahir Ulutaş yazdı: Yeniden Hürmüz Boğazı krizi üzerine

Hürmüz Boğazı’nın neredeyse tamamen kapanmasıyla tetiklenen süreç, küresel enerji piyasalarında modern...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kuzey Kıbrıs’ta veri skandalı: 364 bin kişinin sağlık ve kimlik bilgileri Dark Web’e sızdı

Yenidüzen gazetesinden Tümay Tuğyan’ın özel haberine göre, siber saldırganların Kuzey...

Arif Bektaş yazdı: İngiltere’nin yeni başbakanı olması beklenen Burnham: Kapitalizm dostu ‘sosyalist’!

Yaklaşık iki yıllık başbakanlığı döneminde sağcı politikalar uygulayan İşçi...

Yücel Özdemir yazdı: Ankara Zirvesi öncesinde önemli hamle: ‘Avrupa NATO’su mu?’

7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde ev sahibi...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO Zirvesinden Kıbrıs Gerçeklerine Ufak Bir Dolaşım

İstemesek de son günlerde salt Kıbrıs veya Akdeniz sıcak...

Umut Can Fırtına yazdı: Latin Amerika kaynıyor

ABD’nin Küresel Güney’deki hegemonya tesisi stratejisiyle iyice belirginleşen Latin Amerika’daki...

Canlı yayın