kızıl yeşiltoplumsal cinsiyet eşitliği'Toplantı salonlarından çıkıp evlere girmeliyiz'

‘Toplantı salonlarından çıkıp evlere girmeliyiz’

Bilge Seçkin ÇetinkayaGÜLSEN CANDEMİR/BİRGÜN

16-17 Şubat tarihlerinde Ankara TAKSAV’da gerçekleştirilecek olan ÖDP Kadın Forumu öncesi ÖDP Eş Genel Başkanı Bilge Seçkin Çetinkaya ile İzmir TAKSAV’da sohbet etme olanağı bulduk. Yoğun programı içinde İzmir’de yakaladığımız Çetinkaya ile Ankara’da 16-17 Şubat tarihleri arasında yapılacak ÖDP Kadın Forumu’ndan önce savaşın eksik olmadığı bölgemizde, savaşı yaşayan kadınların durumunu ele aldık. Gazetemize, Zaman Gazetesi Yazarı Ali Bulaç’ın kadın cinayetleri üzerine sarf ettiği sözleri de değerlendiren Bilge Seçkin Çetinkaya, kadın cinayetlerinin politik mesajlar içerdiğini ifade etti.

-16-17 Şubat’ta Eş Genel Başkanı olduğunuz Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin Kadın Forumu var, bu forumların kadın hareketine ne gibi katkıları oluyor, bizimle paylaşabilir misiniz?

Bir parti olarak kadın sorunlarının tespitinde, çözüm önerilerinde ve mücadelede forumlar ortak bir dil kurmanızı sağlıyor. Ancak bizim kadınların sorunlarını çözmek için her şeyden önce örgütlenmeye ihtiyacımız var. Bunu böyle büyük toplantılarla yüzlerce kişi bir araya gelip tartışarak yapamayacağız. Daha çok yerel sorunlarımızı, orada yaşayan üyelerimize sorarak ve çözüm önerilerini de dinleyerek, sistemden mağdur olan kadınların neler düşündüğünü öğrenerek çalışmalar yapabilmeliyiz. Buradaki eksikleri tespit edip, onları nasıl giderebileceğimizi bulmalıyız. Böyle daha somut bir örgütlenme ve eylem pratiği yapabileceğimizi, deneyimlerimizi paylaşabileceğimizi, birbirimizden daha çok haberdar olabileceğimizi düşünüyorum. Böyle bir hayat bizi canlı kılabilir, sadece kadınları değil parti hayatını da değiştirebilecek bir noktaya gelebilir.

-Bölgemizde yıllardır süren bir savaş var, (son yıllarda yayılarak devam eden) savaş en çok da kadınları ve çocukları etkiliyor, eşi öldürülen ailesi yok edilen kadınlar hayatını kaybeden kadınlara göre bazen daha büyük acılarla karşılaşıyor. Bölgemizdeki kadınların bu durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Savaş en çok kadınları ve çocukları mağdur ediyor. Bunun da nedeni biz kadınların ezilenlerin en büyük bölümünü oluşturmamız. Bir piramit yaptığımızda piramidin en altında biz kadınlar varız. Dünya yoksullarının yüzde 60 ile 70’i de biz kadınlardan oluşuyor. Bir dolar ve altında günlük geliri olan yoksulların büyük bölümünde kadınlar varken, zaten piramidin altındaki kadın savaş ortamında da örgütlü şiddete maruz kalıyor. Kadınlar savaşlarda erkekler tarafından ulusun temsilcisi olarak görülüyorlar, namusu olarak da görülüyorlar. Onlara cinsel şiddet uygulamak, tecavüz etmek, bir başka ulusu aşağılamanın aracı haline geliyor. Top tüfeğin, füzenin yanında taciz ve tecavüzde şiddetin parçası oluyor. Hem bu memleketin içinde hem de kendi coğrafyamızda bu tür olaylara sayısız kez tanık oluyoruz.

-Erkeklerin kadın bedeni üzerine sürdürdüğü tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz. Kürtajdır, kadına yönelik şiddetin engellenmesi için yürütülen çalışmalardır, konuşmalar ve faaliyetler neye hizmet ediyor sizce, kadının daha iyi bir hayat sürmesine mi yoksa erkeklerin erklerini sağlamlaştırmasına mı?

Bütün dünyada artan muhafazakarlaşma ile kadın bedeni politikaların bir aygıtı haline getirildi. Kadın şöyle olmalıdır, ya da böyle olmalıdır? meselesi muhafazakarları bir araya getiren tutkal haline geliyor. Dünyanın genelinde bu yaşanıyor ama biz bunu AKP’nin kadın karşıtı politikalarında daha yoğun yaşıyoruz. Gündemin en sıcak anında çok başka konular tartışılırken birden kadın meselesi gündeme getiriliyor. Başbakan Roboski katliamı konuşulurken kürtaj meselesini gündeme getirdi, kürtajı cinayetlerle katliamlarla eş tuttu. En son yazar Ali Bulaç (ben ona Ali Bulamaç diyorum) çıkıp “Kadın çalışırsa öldürülür” benzeri laflar etti. Kadınlar üzerinden yapılan bu tür çıkışların ben hiç de tasadüfi, ağızlarından kaçmış olarak düşünmüyorum. Bu tür çıkışları muhafazakar cephenin kendini tahkim etmeye yönelik hamleleri olarak değerlendiriyorum. Kürtaj tartışmasının da böyle politik bir manasının olduğunu düşünüyorum. Kadınları kendi koalisyonlarının bir yapıştırıcısı olarak kullanıyorlar.

Kürtaj meselesinin de zaten asıl mağduru yine o piramidin en altındaki kadınlardır. Kürtaj yaptıran kadınların çoğu da AKP’nin ve muhafazakarlığın iddia ettiği gibi bekar yaşayan kadınların değil, evli, 30-45 yaş arasında birkaç çocuğu olan ama artık çocuk istemeyenlerden oluşuyor. Çizilen tablodaki gibi bekar yaşayan ya da kürtaja karşı sesini çıkaran bu yüzden de karikatürleştirilerek ötekileştirilen feminist kadınlar kürtaj yaptıran kadınların çoğunluğunu oluşturmuyor. Bunu kendi yaptırdıkları araştırmalar söylüyor.

-Kadın cinayetlerindeki artışı ve mahkeme kararlarının kadınları değil erkekleri korumasını nasıl değerlendiriyorsunuz. Sistem boşanan, boşanmak isteyen kadınlara cinayetler ile mesaj mı gönderiyor?

Bazen erkeklerin borçları yüzünden kadınları öldürdüğünü görüyoruz, (sanki kadını öldürünce borçları ortadan kalkacakmış gibi) ama aynı durumda kadınlar adam öldürmüyor, erkekler her bahanelerinde hatta bahane bile olmadan kadınları öldürebiliyor. Öldürebildiği için öldürüyor. Bir erkek komşunuzu öldürseniz alacağınız risklerin hiç birini kadınları öldürdüğünüzde almıyorsunuz, cinayet mahali araştırılıyor orda, ancak kadını öldürdüğünüzde bu araştırmaların büyük bölümü yapılmıyor, cezalarda da öyle, kadın öldürmek cezasız kalıyor. Bir kadını öldürüyorsunuz ama bir karşılığı yok, ölen öldüğü ile kalıyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kıbrıs Onur Yürüyüşü bugün Lefkoşa’da yapılıyor

“Uluslararası Homofobi ve Transfobi Karşıtlığı Günü” kapsamında bugün Lefkoşa’da...

EL-FEM: Avrupa’nın feministleri ve kadınları – patriarkal ve kapitalist çılgınlığa karşı sesini yükselt!

EL-FEM Açıklaması, 8 Mart 2016 Avrupa Solu Feminist Ağı olarak,...

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Platformu, 8 Mart için taleplerini ortaya koydu, sokağa çağırdı

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Platformu 2 Mart Çarşamba günü saat...

Feminist Öğretmen İnisiyatifi: Meslektaşımız yalnız değildir!

Feminist Öğretmen İnisiyatifi adına Nuray Özgeçen imzası ile yapılan...

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Platformu: bir anlık hiddet değil, kadına yönelik şiddet

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Platformu açıklaması: 15 Ocak 2016 tarihinde bir...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

George Koumoullis yazdı: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kronik ikiyüzlülüğü: Doros Loizou, Tasos Isaak ve Solomos Solomu cinayetleri

Üç cinayetin özeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzleşmekten kaçındığı bir gerçeğin...

Marios Epaminondas yazdı: Şehir Surlardan Çıkıyor

Bir asır önce yaratılmasından bu yana Lefkoşa'nın canlı bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türg Hegemonya İnşasında; Türkiya’nın Paralı Ordusu SADAT

Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (SADAT)...

Özkan Yıkıcı yazdı: İzlanda halkı AB ile görüşmelere hayır dedi

Bizde pek konuşulmadı. Zaten çoğu konu resmi duruştan toplumsal...

Taner Akçam yazdı: Wo warst du? Sen neredeydin?

‘Wo warst Du?’ – ‘Sen Neredeydin’ 1968 Alman gençlik...

Ecehan Balta yazdı: Nepal felaketi bize ne anlatıyor?

Nepal ile Tibet sınırında yaşanan son sel felaketi, ekolojik...

Neşe Yaşın yazdı: Ver elini Eylül

Bazen insan öylesine yoğun bir iletişim ve duygu skalası...

Niyazi Kızılyürek yazdı: “Hafıza savaşı” ve geçmişin çarmıhına çakılmak!

Bir “Hafıza Savaşının” içindeyiz. Savaşçı neferler her gün her...

Canlı yayın