iktibasKavel AlpaslanThe Forbes köleliğin faydalarını sıraladı: Polyworking - Kavel Alpaslan

The Forbes köleliğin faydalarını sıraladı: Polyworking – Kavel Alpaslan

İnsaf! Sanırsınız ilkokul müfredatından söz ediyoruz da Arruda ‘matematik dersinin arasına beden eğitimi de sıkıştıralım ki çocukların kafası açılsın’ diyor! Bahsettiği şeyin ‘iş’ olduğunu hatırlatmak gerekiyor herhalde? Anlayamadıkları ya da dalga geçmeyi tercih ettikleri şeyse iş rutinini daha fazla işin kıramayacağı. Çünkü iş denilen şey, son kertede boş zamandan çalınan bir emek satma sürecidir.

Orjinal yazının kaynağıgazeteduvar.com.tr

Kapitalizmin pazarlama kabiliyeti sadece metalar üzerinde etkili değil. Aynı zamanda hayatı kuşatan kavramlar da kapitalist egemenlikten payını alıyor.

Pek naziktir burjuvalar. Geçmişin kaba kırbacını elden geçirip, güzel sözlerle süsleyerek şaklatmayı severler. “Burjuvanın iliklerine işlemiştir güzel konuşma tutkusu” diye yazan Dostoyevski, “Her şeyi bayağılaştırabiliyor bazen parlak söz” der.

İşte bunun hem komik hem de endişe verici bir başka örneği ile karşı karşıyayız. Sermaye çıkarlarını temsil eden The Forbes’da geçtiğimiz haftalarda dikkat çekici bir yazı yayınlandı: “Çalışmanın Geleceği ve Nasıl Polyworker (Çokluişçi) Olunur?” isimli bu yazı, birden fazla işte çalışmanın ‘faydalarını’ sayıyor.

Bakmayın adına polyworker dediklerine. Emek sermaye çelişkileri yerli yerinde duruyor. İnsanlar dün olduğu gibi bugün de birden fazla işte geçim sıkıntısı sebebiyle çalışıyor. Yeni bir bir şey bulmuş gibi ‘polyworking’ dedikleri hikaye, pazarlama hedefli bir ambalaj değişikliğinden ibaret. Çikolata firmalarının bir süre sonra tasarım değişikliğine gitmesi gibi kavramlara da benzer hokkabazlıklar sıkça yapılıyor.

İşte bu yazı bize sadece değişen ambalajdan söz etmiyor, aynı zamanda hiçbir güvence olmadan birden fazla işte çalışmanın neden faydalı olduğunu dalga geçercesine süslü süslü açıklıyor. Gelin önce ‘kırbaçlı mizah’ kategorisi altına yerleştirebileceğimiz metni inceleyerek söze başlayalım.

KÖLELİĞİN ADI GÜVENCE OLURSA

Yazıda The Forbes’un düzenli yazarı William Arruda’nın imzasını görüyoruz. Arruda, çalışma alanlarını kişisel pazarlama, liderlik ve kariyer olarak belirtiyor. Nasıl çalışma alanları ama! Özellikle ‘liderlik’ kısmında insana bir gülme geliyor. Kapitalizmin icat ettiği balon kavramların en komiklerinden şu liderlik.

Her neyse, her ne kadar ‘liderlik kurslarından’ söz edip geyiğe sarmak çok cazip gelse de biz söz konusu yazıya geri dönelim. Ne diyorduk; Nasıl polyworker olunur?

Bir tanımla söze başlıyor yazarımız: “Yükselen bir trend olan Polyworking, tek bir gelire bağlı kalmak yerine eşzamanlı olarak birden fazla işle baş etme.” Ardından bir bir faydalarını sıralamaya başlıyor: “Polyworking, çalışanlara çoklu gelir kaynağı sağlar ki bu da geliri arttır. Bu da bir gelir kaynağının azalması ya da işin kaybedilmesi durumunda finansal güvence sunar”.

Nereden başlasak? Arruda burada sadece polyworking’i yeni bir kavram gibi sunmuyor, aynı zamanda onun birincil özelliğini, yanı ‘çoklu geliri’ de keşfetmiş gibi açıklıyor. Tabii ki ‘çoklu gelir kaynağı’ sunar, onu hepimiz biliyoruz. Yoksa kim mesai çıkışında eve gidip kendine ve ailesine zaman ayırmak yerine başka bir mesaiye başlamayı canı gönülden ister? Tuzu kuru olan zaten tercih etmez böyle bir tempoyu. Hem zaten kimse etmemeli, zira insanca bir şey değil bu!

Anlaşılan Arruda da kendi yazarlık mesaisi dışında ek iş olarak dalkavukluk yapıyor. Zira bu zorunluluğu ‘güvence’ olarak sunmak profesyonel bir dalkavukluk becerisi istiyor.

DAHA FAZLA EMEK SATARAK MONOTONLAŞAN RUTİNİ KIRMAK

Keşke burada bitse alıntılayacaklarımız, ancak daha yeni başlıyoruz! ‘Farklı tip işlere girmenin, insana farklı yetenekler sunacağını ve kişisel gelişimi hızlandıracağını’ dile getiren Arruda şöyle söylüyor: “Farklı roller üstlenmek, daha fazla kişisel tatmini mümkün kılabilir. Çalışanlara profesyonel yaşamlarında çeşitli ilgi alanlarını ve tutkularını keşfetme fırsatı verebilir. Farklı rollere ve ortamlara sahip olmak, işi taze ve ilgi çekici yapar; monotonlaşan rutinlerin sebep olduğu iş tükenmişliği riskini azaltmaya yardımcı olur.”

İnsaf! Sanırsınız günlük ilkokul müfredatına eklenen farklı derslerden söz ediyoruz da Arruda ‘matematik dersinin arasına beden eğitimi de sıkıştıralım ki çocukların kafası açılsın’ diyor! Bahsettiği şeyin ‘iş’ olduğunu hatırlatmak gerekiyor herhalde? Hani şu emekçilerin bir gün içindeki boş zamanlarında emeklerini satarak yaptıkları şeyler! Anlayamadıkları ya da dalga geçmeyi tercih ettikleri şeyse iş rutinini daha fazla işin kıramayacağı. Çünkü iş denilen şey, son kertede boş zamandan çalınan bir emek satma sürecidir.

GÜVENCESİZLİĞİN YENİ ADI: ÖZERKLİK VE ESNEKLİK

Muhtemelen yazının sıradaki bu kısmında klavye başında kıkır kıkır gülmekten kendini alamayan Arruda, ‘böylesi bir yöntemle özerkliğe ve esnekliğe ulaşılabileceğini’ ifade ediyor. Çünkü ona göre emeğin hakkına dair ne varsa; sigorta, tazminat, sendikalaşma gibi gerçek dünyadaki güvencelerden arınmaya verilen ad ‘özerklik’ ve ‘esneklik’.

Devamında yazıyı ciddi göstermek için uzatmış da uzatmış, hatta Arruda’ya göre ‘artık yapay zeka sayesinde daha verimli çalışmak mümkünmüş’ bu yüzden polyworking ile yaratıcılık arasında da son derece önemli bir bağ varmış!

Daha fazlasını aktarmaya gerek var mı bilmiyorum? Maddelerle şirketlerin neden bu ‘esnek ve özerk’ çalışanları işe alması gerektiğini açıklamış. Sonra da ‘Nasıl polyworker olunur?’ diye sorup ‘yaratıcı ol’, ‘plan yap’ ve ‘planını harekete geçir’ gibi üç beş kişisel gelişim cümlesi sıralamış.

**

Küçük bir parantez açarak tüm bunları Marx’ın yabancılaşma teorisi ile karıştırmamamız gerektiğini hatırlayabiliriz. Kişinin kendi yaptığı işe yabancılaşmayı bir tarafa, bu yabancılaşmayı daha fazla iş yükleyerek ‘çözüyor’ gibi yapışı ayrı bir tarafa koymamız gerekiyor. Her ikisi apayrı şeyler. Ancak burjuva kalemlerin ‘monotonlaşan rutinler’ dedikleri şeylerin, bizzat kapitalist üretim süreciyle ilgili olduğunu belirtmek yeterli olacaktır.

Yazının belki de tek kayda değer kısmı sonda yapılan tespit. Arruda’ya göre gelecek yıllarda, bahsi geçen çalışma stili giderek yaygınlaşacak. Gerçekten de sermayenin vadettiği gelecek daha fazla güvencesiz çalışma koşulu, daha fazla emek sömürüsü ve tüm sosyal hakların yavaş yavaş tasfiyesini getirecek. Burada belki ‘geleceği’ vurgulamamak gerekiyor, ne de olsa uzun bir süredir neoliberal kuşatma tüm bunları dünyaya dayatıyor.

Polyworking gibi bir saçmalık da bize tüm bu çürüyüşün ne kadar özensizce cilalanmaya çalışıldığını gösteriyor. Emekçiler yüzyıllardır ‘polyworking’ bir hayatı en beter şekilleriyle deneyimlendiriyor. Ancak kapitalizm, doğası gereği kavramları da bize pazarlıyor. Tek ve güvenceli bir işten yoksunluk, oluyor size ‘polyworking’.

Sermayenin dünyası kocaman bir şakadan ibaret. Her bir şaka, senin sırtında şaklayan kırbaç, etinden parçalar kopartılırken yüzüne güle güle yapılıyor. Biraz karikatürize etmek gerekirse şöyle düşünebiliriz; taş ocağında çalışıyorsun, ama efendiler yanında bitip diyor ki “Ya aslında durumun fena değil ha, hem kas yapıyorsun, hem de şehir stresinden uzaktasın.” Özü itibariyle bundan hiç farklı değil sermaye dünyasının gündelik saçmalıkları. Ve ne yalan söyleyelim, içi dışı bir eski köle sahiplerinin dobra tavırlarına rahmet okutuyor bazen bu yeni köle sahipleri! Bazen hiç değilse saflar belli olsun istiyor insan.

İşin şakası bir tarafa, kapitalizm doğası gereği köleliği, bazen komik bazen ustaca sarılmış ambalajlarla pazarlamaya devam edecek. Ancak tüm çabasına rağmen yaptığı sıvanın ardında emek sermaye çelişkisinin olduğu gerçeği değişmeyecek.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kavel Alpaslan yazdı: NATO neden bir savunma örgütü değildir

Kuruluşundan bugüne, her birimiyle ABD kontrolünde işleyen Kuzey Atlantik...

Kavel Alpaslan yazdı: Peru’da Fujimori’nin mirası: Neoliberal yağma ve kanlı bir antikomünizm

Latin Amerika ülkesi Peru, 1992 yılında Orta Çağ’ı andıran...

Kavel Alpaslan yazdı: Marksizm insan doğasına aykırı mı?

“...İnsan özü, tek tek her bireyin doğasında bulunan bir...

Kavel Alpaslan yazdı: Skandalların gölgesinde Dünya Kupası

Özü itibarıyla dünya kupası uzun yıllar beklemeye değecek heyecanlı...

Kavel Alpaslan yazdı: Bilince Dönüşen Zorunluluk: Sovyet deneyimine serinkanlı bir bakış

İtalya’nın başkenti Roma’daki Flaminio Stadyumunun yerinde bir zamanlar ‘Ulusal...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,934TakipçilerTakip Et
882AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Davranış net

Havalar ısınırken, savaş daha nefes alırken, ikinci mutabakat alanından...

Marios Epaminondas yazdı: Tanrıların yaşadığı yer

Yazlık tatil kavramı son yüzyılda kökten değişti. Bugün çoğu...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Naci Talât’ın Siyasal Hayatı Gerşegden Biterdi?

Atilla Operasyonundan tam bir yıl soğra Bozkurt gazeddasının ön...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Federasyon “Gül” Değil!

Shakespeare Romeo ve Juliet adlı oyununda şöyle der: “Adın ne...

Neşe Yaşın yazdı: Bir gün iyilik kazanacak

Hayretler içinde kalıp müdahale edemediğimiz pek çok baskıcı durumla...

Serdar Değirmencioğlu yazdı: Filistinli çocuklar ve soykırım siyaseti

Bu yıl Avrupa Basın Ödülü, Hollanda’da yayımlanan De Volkskrant gazetesinden Maud Effting ve Willem Feenstra’nın...

George Koumoullis yazdı: M. Drousiotis Kıbrıs tarihinin seyrini değiştirdi

"Çalma, yalan söyleme ve dolandırma. Neden mi? Çünkü hükümet...

Andrew Murray yazdı: Keir Starmer: Siyasi bir ölüm ilanı

Keir Starmer’ın İşçi Partisi liderliği dönemi, çarpıcı anlarla başladı ve sona erdi....

Canlı yayın