yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Davranış net

Özkan Yıkıcı yazdı: Davranış net

Havalar ısınırken, savaş daha nefes alırken, ikinci mutabakat alanından yeniden savaş haberleri gelmeye başladı. Tam da Ankara’da övülme abartısı altında, baskıların katmerleşip açık hapishane şekline gelirkenki NATO toplantısı yaklaştığı anda çakışıyor. Bunlara daha çok örnek vermek kolay. Yeniden bildik emperyalist kirli karanlık gerçeğin adeta hayata bedel ödetme normalliği gibi.

Hep yazdık. Örnekleri durmadan tekrarlandı. İsterseniz ateşkeslerde, isterseniz görüşeceğiz havalarında olsun fark etmezdi. Yine dünyaya barış getirme denilme anlarında, anlaşma yapıldı ikliminde hiç fark etmez. Aynı senaryo sürüyor. Tabii gerçekler yaşanıyor da seçenek olmama nedeniyle de tek kanaldan algı operasyonu tutsağı da oluyoruz. Emperyalizmin gerçeğini değil, sanki normal ülke koşullarında konuştuğumuzu zanneder derecesinde kalıyoruz. Nasıl ki açıkça yakan havalarla nasıl iklimlerin bozulduğu şartlarında dahi konuyu siyasi alana koymuyorsak, diplomasi denip emperyalizmin çok barış istediği yalanını da yutmaya hazırız. Hatta K. Kıbrıs’ta bunlara ilgisizlik havasıyla boş hamasi sıkışma politikasında debelenip dururuz.

Amerika yeniden İran’a saldırdı. Tuhaf mı: elbet değil. Bilmem kaçıncısını bu bölgede yaptı ve yapacak. Zaten İran değince, daha önce yapılan anlaşmayı da bozan direkt Amerika. Anlaşmadan çekildiğini sıkılmadan atıp İran’ı da uymamakla suçlayıp üste çıkmaya çalıştı. Ama İran şer eksenli ve Amerika barış havarisi algısına hep dayandı. Gördü ki istenen olmaması sonucu giderek ekonomik bedel de artması sonucu, nefes alıp tekrara zaman gerekirdi. Bu da sağlandı.

Hatırlayın daha geçen haftaki yazılarımı. Orada olayın hemen sevinilecek derecede olmadığını, daha öncekileri de hatırlayarak beklentiye girelim diyordum. Çünkü bu ne ilk ne de son. Hatta inanıp da kanan Maduro gibi başkanlar, evinden alınıp hapishaneye getirildi. Gösterilen bazı başka olgularla, Amerika’nın niyeti hep gizlendi. Hele Trump’ın neden seçenek kılındığı akla hiç taşınmadı. Ama Trump kendi ülkesinde dahi önemli kesimler anlaşmayla savaş durması değil yapılan anlaşmadaki istediklerinin olmaması eleştirileri yapıldı. Bir anlamda daha karanlık talepler vardı. Trump ise Trump’tı. Tartışılmazdı.

Tabii Amerikan aşkı nedeniyle başka sızan gerçeklere de önem verilmedi. Örneğin; Ukrayna’daki biyolojik silah ve laboratuvarları bilgileri hiç konuşulmadı. Halbuki Amerika’nın her gelişmede bir kirli sayfa birikimi vardı. Son dönemdeki aynı oyunlar da oynandı. İkili üçlü denilip dilenen de uygulandı. Ukrayna-Rusya cephesinde de soğuma adıyla Trump Rusya yanlısı görünürcesine konuştu. Alaska’da anlaşmalar dahi yapıldı. Onları da şimdi yok diyor. Yumuşayan zamanla Ukrayna’ya öylesi bir destek verildi ki binlerce İHA uçuran, Rusya’nın içini vuran füzeler verip adeta son günlerde Rusya’nın Moskova’sını dahi tehdit eder oldu. Rus dışişleri bakanı Alaska uzlaşmasını falan hatırlattı. Amerika oralı dahi olmadı. Fakat bizde de bol fonu olan AB Rusya’ya karşı yeni ambargo kararları da aldı.

Aynen İran cephesinde de durum aynı. Amerika istedikleri olmuyordu. İsrail ile birlikte yaptıkları katliam ve yıkıma rağmen, İran direndi. Direniş olunca da cephede kırılmalar olması normal. Nefes alınma ihtiyacı vardı. Bazı düzenlemeler gerekirdi, anlaşma net. Altmış günlük emaresi de ortada. Fakat hep şu akılda: Amerika ateşkes derken birden saldırganlaşıp kıyım yaparken, yerle bir denilirken, ansızın en keskin barış isteyen yumuşatıcı sözler diplomaside yerleşiyordu. Onun için sürpriz yok. Hele de Amerika’daki bazı çıkışlar ise Trump’a bir şeyler daha gösterme tetiklemesi yaptığı kesin.

Şımarık İsrail ise şımarık çocuk rolünü oynadı. Lübnan’a istediği teslimiyet anlaşmasını imzalattı. Ne acıdır ki anti-İsrailci kesimler dahi bunu barış diye alkışladılar. Görev dahi beklediklerini de vurgulamaktan geri kalmadılar.

Tekrar edelim: emperyalizm sistemsel olarak krizlerle boğuşuyor. Hepsini olmasa da önemli olanların bazılarını direkt hissediyoruz. Haberlerini yoğun yıkımla yaşamaya devam ediyoruz. Amerika ise saldırıyor. Saldırdıkça saldırıyor. Artık kural, anlaşma falan da yok. Amerikalılar ise kendi kıyımlarına bakmaksızın, daha fazla deyip adeta ateşe benzin dökülüyor. Eğer, savaşın direkt yıkımı Amerika’nın kendisini de etkilemedikçe de kamuoyu kolay kolay barışçıl ağırlıklı olamaz. Savaşın füzesini, yıkılan binaları, çocuk çığlıklarını Amerika’da yaşayan yok. Füze düşmüyor, orada ulaşım normal şekilde sürüyor. Aradaki zamların ise sonuçta bir anti-kapitalist düşünce güçlendirmeye hiç yetmiyor. Son birçok ülke ile alakalı yayınlanan veya daha doğrusu kalkan yasaklar sonucu ortaya serilmesi dahi “biz bunları nasıl yaptık” sorusu bir anda, özür dahi dilenmedi. Amerika hep müdahale ediyor. Kolombiya seçimlerinden İran’a düşen füzelere varan geniş yelpazede direkt müdahil. Sonrası mı: temmuz ayının başında Ankara’da NATO toplantısı var. Abartılar falan bir yana Ankara açık hapishaneden de ötede. Tutuklananlar duyulan korku şüphesiyle veya “olsa da olur” kurgusuyla yapılıyor. NATO’nun tüm demokrasi ezberinin nasıl kocaman bir yalan olduğu bizzat Ankara’da yaşanıyor. Ama önemli kesim de lehine Ankara’dan çıkacak paya beklenti sıralıyor.

İklim daha bir sıcak. Etrafımız sadece güneş yakıcılığı ile nem bunaltısıyla da yetinilmiyor. Emperyalizmin savaş çığlıklarının histerisi ile tırmanış gösteriyor. Tabii denklem önemli. Ama tam da görüşmelerle bir mutabakat varken dahi herkes en azından nefes almaya fırsat ararken, yeniden emperyalist çirkin politika kendini kanıtladı. Bedeli bölge öderken de Trump kendi koltuğuyla sermaye kârını artırma adına kendince dalga geçer gibi bahaneli propaganda sözleri söylüyor. Medyalar da bilenler dahi tekrar edip beynimizi zehirlemektedir. Tıpkı biyolojik zehirleme laboratuvarları üzerinden salgıladığı zehirlemeler gibi.

Ne mi olur: tam bir emperyalist Ortadoğu gerçeğini yaşamaya devam. İklimlerin bozulup da bozulan iklimlerden kâr sağlayan kanlı sınıfsal burjuvazi birikimi şekliyle. En iyisi mi: bunlardan haberim yok veya ilgilendirmez havası takınıp şarkı söylemek. Çünkü, seçeneksizlik ve teslimiyetin yapacak başka bir davranışı da yok. Düşünce ise çoktan hafıza kayıplı bilimsellikten uzak bir çizgide dolaşmaya devam etmek alanından başka algısı da bırakılmadı.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Tam bir sistemsel rol ülkesi: Katar

Son Ortadoğu çatışmaları sık sık duyduğumuz gelişmelerdir. Özellikle de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kuzey Kıbrıs sıcaklarından

Haziranı tamamlamak üzereyiz. Ben de yeni bir yaşa da...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO Zirvesinden Kıbrıs Gerçeklerine Ufak Bir Dolaşım

İstemesek de son günlerde salt Kıbrıs veya Akdeniz sıcak...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,934TakipçilerTakip Et
881AboneAbone Ol

Son eklenenler

Marios Epaminondas yazdı: Tanrıların yaşadığı yer

Yazlık tatil kavramı son yüzyılda kökten değişti. Bugün çoğu...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Naci Talât’ın Siyasal Hayatı Gerşegden Biterdi?

Atilla Operasyonundan tam bir yıl soğra Bozkurt gazeddasının ön...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Federasyon “Gül” Değil!

Shakespeare Romeo ve Juliet adlı oyununda şöyle der: “Adın ne...

Neşe Yaşın yazdı: Bir gün iyilik kazanacak

Hayretler içinde kalıp müdahale edemediğimiz pek çok baskıcı durumla...

Serdar Değirmencioğlu yazdı: Filistinli çocuklar ve soykırım siyaseti

Bu yıl Avrupa Basın Ödülü, Hollanda’da yayımlanan De Volkskrant gazetesinden Maud Effting ve Willem Feenstra’nın...

George Koumoullis yazdı: M. Drousiotis Kıbrıs tarihinin seyrini değiştirdi

"Çalma, yalan söyleme ve dolandırma. Neden mi? Çünkü hükümet...

Andrew Murray yazdı: Keir Starmer: Siyasi bir ölüm ilanı

Keir Starmer’ın İşçi Partisi liderliği dönemi, çarpıcı anlarla başladı ve sona erdi....

İbrahim Sirkeci yazdı: İki partili düzenin temsil krizi

Keir Starmer’ın istifası, Britanya siyasetinde artık kimseyi şaşırtmayan olaylar zincirinin son...

Canlı yayın