iktibasMetin YeğinTerra Viva - Metin Yeğin

Terra Viva – Metin Yeğin

MST, yaşamı bir bütün olarak yeniden örgütlemek için hareket etmektedir. Bu nedenle biraz büyükçe bu dükkan, aslında egemenlerin dünyadaki koca siluetinin içinde güneşi bize sızdıran küçük bir delik gibi geliyordu bana….

Orjinal yazının kaynağıartigercek.com
Kategori:

Bu yazı iyi gelir gibi geldi bana, bu karda, kışta, kıyamette…

Kooperatif, ‘Terra Viva’ (yaşayan toprak) süt ürünleri fabrikasıydı. Ana yolun kıyısına 5 dönüm bir arazi üzerine kurulmuştu. Bütün diğer fabrika benzerleri gibi güvenlik kapısından geçilen, arazinin bir köşesinde idari bölümünün yer aldığı kamyonların girip çıktığı bir yerdi. Aslında cüssesine oranla az kişi çalışıyordu. Diğer kapitalist kardeşlerinden farklı olarak herkes aynı yerde yemek yiyordu. Ayrıca işçilerin soyunma odaları, duşları ve tuvaletleri Brezilya koşullarından çok bir Batılı ülke düzeyindeydi. İdari ofis de, bütün ofisler gibi duvarlarda üretim grafikleri, birkaç yönetici odası, bilgisayarlarında muhtemel kağıt oynayanlarla doluydu.

Fabrikanın her bölümünde en dikkat çekici şey tertemiz olmasıydı. Dışarıdaki işçilere paketlenmiş sütleri gönderen ambalaj makinesinin olduğu cam bölüme girdiğimizde bir mabette hareket eder gibi oluyordunuz. Üretim sorumlusu Pool, makinenin öyküsünü anlatıyordu. Saatte kaç adet ürettiğini, yalnızca bir kişinin onu kontrol etmesiyle çalışabildiğini, elektronik panelini, eski makinenin sorun yaratmasına rağmen bunda hiçbir sorunla karşılaşmadıklarını dinliyorduk. Tabii ki bunla beraber bu ‘Tetra Park’ marka, Kuzey Amerikan makinenin kaça alındığını, ne kadar daha borçları olduğunu ve kaç yıl ödeyecek olduklarını da. Makine, içine aldığı kartonları bellerinden büküp kutu haline sokarken kredi alabilmek için yaşadıkları süreci ve uymak zorunda oldukları anlaşmalardan söz ediliyordu.

Sonra şehrin içinde kooperatif ‘Terra Viva’nın satış mağazasına gidiyorduk. Burası esas olarak süt ürünlerinin satıldığı bir yer değildi. Süt ürünleri daha çok büyük marketlere toptan satılıyordu. Burası bizim küçük kentlerde her zaman rastladığımız gibi bir tarım aletleri dükkanıydı. İçinde traktör sabanından machetalara, sulama tesisatlarından kimyasal ilaçlara kadar bir sürü tarımsal üretim malzemesi ile doluydu. Müşterileri, MST hareketinin asantementoları, tarım yapan bazı campementolarının dışında küçük çiftçilerdi. Esas olarak ekolojik üretim yapmalarına rağmen bazı tarım ilaçları satmalarının nedeni de daha çok küçük üreticilerdi. Bunların dışında en önemli satış ürünleri Topraksızların çiftliklerinde üretilen tohumlardı.

Bu satışın iki yönü vardı. Birincisi MST işçilerinin ürettiklerinin doğrudan küçük çiftçiye, bu ürünün tüketicisine ulaşması, öte yandan büyük tarım tekellerinin ellerinde bulundurdukları tohum patentlerine alternatif tohum üretip, bir kereye mahsus ekilebilen ve böylelikle her sene tohum alma zorunluluğunda bırakan ‘terminatör’ tohumdan küçük çiftçiyi kurtarabilmekti.

Yaşamın, teorilerden her zaman daha yaratıcı olduğunu düşünen MST hareketinin mücadele biçimini tek bir şeyle mesela toprak işgalleriyle sınırlamamız mümkün değil. Toprak işgal edip kolektif tarım yapıyor, iktidarın tarım politikasının değiştirilmesini savunuyor, Dünya Ticaret Örgütünün dayattıklarını protesto ediyor ama mesela Brezilya’nın ufak bir kentinde bir tarım ihtiyaçları satan bir dükkanı da işletiyor!

MST, yaşamı bir bütün olarak yeniden örgütlemek için hareket etmektedir. Bu nedenle biraz büyükçe bu dükkan, aslında egemenlerin dünyadaki koca siluetinin içinde güneşi bize sızdıran küçük bir delik gibi geliyordu bana….


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Metin Yeğin yazdı: Bir ihtiyaç olarak komünal ekonomi

Bize her gün aynı masalı anlatıyorlar. Herkes kendi başının...

Metin Yeğin yazdı: Komün ve onur

Zapatista komününde oturuyorduk. Önümüzde cetvelle çizdiğimiz sayfalar vardı. Cetvel...

Metin Yeğin yazdı: Yüz yıllık direniş

Nobel Barış Ödülü sahibi, 94 yaşındaki Adolfo Pérez Esquivel,...

Metin Yeğin yazdı: Bolivya: Şenlikli Demokrasi

Dünyanın Sokakları’nı yeniden, bu köşede yazmaya başladım. Bolivya halkı yeniden...

Düşünce özgürlüğü – Metin Yeğin

‘Düşünce Özgürlüğü’ 1215’e Magna Carta’ya kadar uzanır. İktidarlara karşı...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,932TakipçilerTakip Et
885AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Köylüm Bektaş Göze’nin ardından

İkimiz de Dilirga bölgesinde doğduk. Köylerimiz ayrı olsa da...

Yusuf Karadaş yazdı: Erdoğan’ın ‘Türk-Kürt-Arap ittifakı’ ABD projesi mi?

Emperyalistler arasındaki hegemonya mücadelesinin en sert ve kırılgan fay...

Ela Ava yazdı: ABD ile mutabakat İran içindeki ayrımları alevlendiriyor

İran ile ABD arasındaki gerilim bir adım ileri, iki...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Lefkoşa-Ankara Hattında ‘İç Hat’ Düğümü

Kuzey Kıbrıs hükümetinin Ankara temasları sonrası duyurduğu “Ercan Havalimanı’nın Türkiye iç hat benzeri...

Dionysis Dionysiou yazdı: Anısına — Tüm Kıbrıslıların Sevgül’ü

Birkaç yıl önce "Politis"teki büromda telefon çaldı. Hattın öbür...

Vivian Avraamidou Ploumbis yazdı: Siyasetin Başaramadığını Başardı

Dün gece Facebook'ta dolaşırken, birkaç saatliğine de olsa Kıbrıs'ın...

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak – 2

İnsan onuruna yakışmayacak, her türlü kirli işin ekonomi diye...

Ali Deniz Kılıç yazdı: Sırrı Süreyya’nın ayrımı: Barış başka, çözüm başka mı?

Hansel ile Gretel, ormanın derinliklerine terk edileceklerini anlayınca eve...

Canlı yayın