Kıbrıs iktibasLevent AtikoğluTeminatla tutsaklık: “yurt dışı” yasağı - Levent Atikoğlu

Teminatla tutsaklık: “yurt dışı” yasağı – Levent Atikoğlu

Beş Kıbrıslı Rum’un serbest bırakılması bir hukuk başarısı gibi sunulacak belki. Ama özgürlüğün teminata ve “yurt dışı” yasağına bağlandığı yerde gerçekten özgürlükten söz edilebilir mi?

Şimdi “yurt dışı” yasağıyla Kıbrıs’ın bölünmüşlüğünü kabul edebiliriz sanırım…

Beş Kıbrıslı Rum’un teminata bağlanıp serbest bırakılmasını bir hukuk zaferi gibi sunacak olanların manipülasyonlarına ne diyelim peki?

Kim savunacak bu insanların gerçek haklarını? Biz buna sevinelim de sizi kahraman mı ilan edelim? Bu insanlar gerçekten özgür mü oldu, yoksa bizimle alay mı ediyorsunuz? Şansımızı mı zorlamayalım, yoksa şükretmeli miyiz?

Daha da soralım: Bu insanlar kendi seçtikleri doktora, hastaneye, sağlık hizmetine nasıl ulaşacak? Kuzeyde nerede kalacaklar? Ücretsiz sağlık ve kamu hizmetlerinden yararlanabilecekler mi? Siz bu yasaklarla ve teminat işgüzarlığıyla sınırlara sınır, engellere bin kat engel, esarete de en büyük kapıları açıyorsunuz…

Ve hiç kimse de buna ses çıkarmıyor.

Soracak mıyız: Bu insanların paraları var mı, yok mu? Ücretsiz psikolojik destek alabilecekler mi? Ruh halleri nasıl? Kim çekecek bunun endişesini? Özel hastanelerde ve otellerde, maddi zarara uğrayarak mı geçirecekler teminat sürecini?

Kim gereken ücretsiz sağlık, barınma ve korunma hizmetini sağlayacak?

Yoksa ne halleri varsa görsünler mi?

Başkalarının mallarını satmış, hastalık teşhisi bile şaibeli olan Simon Aykut ile aynı kefeye koymaya devam mı edeceğiz beş Kıbrıslıyı?

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu ortağı olduğunu iddia eden, hak doğurmaya ilk sırada koşan Kuzey’in efendileri ne diyecek, seçimler yaklaşırken tüm bunlar için?

Siz bu insanları Kıbrıs’ın kuzeyine hapsettiğinizde hangi özgürlükten bahsedebilirsiniz? Hangi başarıdan, hangi etik değerden, hangi hukuktan?

Muhalifler çıksın ve konuşsun: Kıbrıs’ın kuzeyinden çıkma yasağının teminata bağlanması ne demektir? Bu, adalet midir yoksa modern bir esaret biçimi mi?

Ve siz şimdi utanmadan kahraman rolüne mi soyunacaksınız, tüm sessizliğin ardından?

Masum, yaşlı ve hasta Kıbrıslı Rumlar için adaletin savunucusu, insan haklarının nöbetçisi misiniz gerçekten?

Uğraşlar, bildiriler, gönülden, bedel ödemeyi göze alarak yapılmıyor; o ortada, apaçık…

Bir çıkarınız olmasa, bir tek kılınızı kıpırdatmazsınız.

Uzun lafın kısası: Beş Kıbrıslı Rum’un teminatla bırakılması bir başarı gibi görünse de, perde arkasındaki entrikalar ve bu kahramanlık hikâyesi olarak lanse edilme potansiyeli yüksek teminat işgüzarlığının ne kadar sahte olduğunu gösterecek…

Çıkarlar devreye girdiğinde kutsallığını kaybeden bir insan hakkı savunuculuğudur yaşadığımız…

Bir insanın özgürlüğü, bir toplumun adalet talebi, hiçbir pazarlığın malzemesi olamaz; olmamalı…

Evrensel değerler çıkar uğruna esnetildiğinde artık evrensel olmaktan çıkar; bir grubun veya iktidarın çıkarının hizmetine girer.

Hukuk, çıkar hesaplarının değil; insanca yaşamanın, özgürlüğün ve eşitliğin garantisi olmalıdır.

Kıbrıs’ta, Ortadoğu’da, Avrupa’da ya da dünyanın herhangi bir yerinde fark etmez: İnsan hakları satılık değildir.

Kahramanlık da fon dosyalarının, gizli anlaşmaların ve perde arkası oyunlarının gölgesinde parlamaz.

Gerçek kahramanlık, çıkar gözetmeden, bedelini gerçekten ödeyerek adaletin yanında durabilmektir.

Şimdi teminatla devam edecek olan bu tutsaklığa ve işgal bölgesinden çıkış yasağına zamanında ve samimiyetle kim ses çıkaracak?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

Murat Çakır yazdı: Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

Eylül ayında yapılacak üç eyalet parlamentosu seçimleriyle Almanya’nın “süper...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hey gidi Almanya hey!

Bana birisi, onca gündemi varken, dünyada konuşulur, bizde algılarla...

Hediye Levent yazdı: Şam ile Kürtler anlaştı, bölgeyi ne bekliyor?

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) Komutanı Mazlum Abdi, SDG’nin, kuzey...

Metin Yeğin yazdı: Sosyal ekonomi

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu...

Özkan Yıkıcı yazdı: SDG kendini feshederken

Belli ki daha Suriye’yi çok ele almaya devam edeceğiz....

Ela Ava yazdı: ABD ‘ekonomik savaş’ı başlattı: İran’a karşı benzersiz baskı operasyonu

İran’a karşı başlattığı savaşta Hürmüz Boğazı’na sıkışan Donald Trump...

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Erkan Çavuş yazdı: Yurtsever kime denir?

Yurdunu sevmek, onu savunmak demektir. Yurt savunması, gerek ona yönelen...

Canlı yayın