yaklaşımlarÖzkan YıkıcıŞu ilahiyat koleji meselesi - Özkan Yıkıcı

Şu ilahiyat koleji meselesi – Özkan Yıkıcı

Ülkemiz gündemden gündeme geçişlerle akıp gidiyor. Zaman, oluşan güncelerin birikimi ile yeni sömürgesel koşullar da daha bir kökleşerek yeni sistemsel özle yerleşmeğe hız vermektedir. Konu, olayları gerçekleriyle değil de brakılan müsaadeli alanlar snırlayıp konuşmanın ötesine gidememektir. Sistemsel değişim özü taşıyan hamleleri de kısıtlayarak sankilerle sınırlayarak brakırsak, biriken gelişmeler de yeniden üretilen sömürgecilik ilhaklaşma adımlarının artık yerleşmesine de kolaylık sağlanmaktadır. Son ilahiyat Mağusa kolej hikayesi de bunlardan birisidir. Üstelik dayatanın belli, amacın açıkça sergilenmesine karşın, hala “hükümet” denilip brakılma sınırıyla brakılmasıdır.

Tekrar edelim: biz gerçeklerle değil de müsaadeli alanla yetinirsek, konuşmaları dahi orada brakırsak, yanlışa yanlış ekleyerek doğruya ulaşamayacağımız artık anlamamız şart. Oda yok. Bu şuna benzer, durmadan havalar ısınıyor. Buharlaşma, çölleşme alır başını giderken, buna normal iklim şekliyle yaklaşı çare ararsak, hiçbir sonuç alamayacağımız kesindir. Üstelik konuştuğumuz ile yaşanan farklı dünyalarda dolanıp kalırız. İşte son ilahiyat kolej durumu da bunun aynasıdır.

Kaldıki, önümüzde hem de bu kararı dayagan Türkiyede yaşananlar var. eğitimin nerelere getirildiği, siyasal iklimin nasıl değiştiğinin de canlı örnekleriyle doludur. İmamhatip kurumsallaşma hızıyla dönüşüm sağlanmasına karşın en basit kuram ile eğitimde kalite artıramadı. Tam aksine sağlanan yan katgılarla gericiliğin, tarikatların cirit atığı, bilimin daha bir ötelendiği yeni insan tiği hedefiyle ilerlendiğine raslayacağız.

Önemli bir gerçek vardır: ilahiyat koleji durumu direk Türkiyeninb dayatmasıyla oluyor. Üstelik bizimkiler teslimiyeti çoktan kabullendikleri için ksıgaçta ikili oynuyorlar. Hem gelen talimatı destekleyip uyguluyor hem de başka isimlerle de atlandırıyorlar. Laiklik ilkesi veya Atatürkçülük lafları ile yapılanların hiçbir birlikteliği yoktur. Tabi eksik bilgi veya konuşturulmama sonucu da kolayca yalan örnekler de sıralarlar. Bunu bilmeyen çevreleri ile yalakaları da ayni tekrara sokarlar. Ama net olan, ilahiyat kolej veya imamhatip örnekleri bir sistemin eğitimdeki kurumsallaşmasıdır. Öyle laiklik veya çağdaşlık falan da yok. Dahası, bunu da buraya dayatan Türkiyedir. Siz Türkiye gerçeğini kafanızdan silip, üstelik kendi önerimiz gibi sunarsanız da savunurken sadece laf kalabalığı yapar derecesinde kalırsınız.

Ayni şekilde, gerçekler karşınızda kocama şekliyle uçarken, onca gürültü çıkarırken, hala hükümet deyip brakıyorsanız, temeldeki siyasal neden ile dayatan merkezi görmezden gelme kolaylığı dışında hiçbir anlamı da yoktur. Hele “ihtiyaçtır, ahali isgtiyor” kelimeleri bahanenizin kaçış garnatürü olmanın ötesine gidemez.

Son dönemde tırmanan ve dini mezhepsel yönelişlerle kültürleşen gerçekle hareket edersek, nasıl bir toplum yanıtına da ulaşırız. Seksenlerde yoğunlaşan türbanla simgelenip kurnan kurslarıyla zenginleyen döneme eğitimdeki dönümümle de yeni sistemin insan anlayışını, düşünce biçimini de idolojikleştirmiş olursunuz. Ama suçlu şu veya biz yaptıkla sınırlarsanız da kıral çıplağı yokmuşçasına davranma körleşmesi dışına çıkamazsınız.

****

Bu gidişat üstelik şimdi başlamış değildi. Yine K. Kıbrıs siyasal elitler kabullenmede hiç zorlanmadıkları da örneklerle doludur. Üstelik renkli bahaneler de buldular. Seksenlerdeki Rabıta olayı ile türban gelişmelerindeki takınılan tutumlar malumumuzdur. Yine beraberinde ikibinlerdeki gelişmeleri de koltuğa kim oturursa otursun alkışlarcasına savundukları da yaşanıp geçildi. Mizahiden kıyasa uydurmalar da oldu. Ha kuran kursu ha pinpon topu benzetmesi çoktan tarihe geçti. Türban gelişlemesinde savcılık yazısıyla yetinilip normalleştirildi. Üstüne hep insan sosuyla süsleme de yapıldı. Oysa yapılan insan hakları değil sistemsel gericileşme dönüşümü olduğu, Türkiyeleşmeninbn buraya yansıyan sömürgeleşmenin geliştirme aygıtı hali yok saydırtılmaktadır.

Ama iş kolayca çözümlenir: “hükümet”.. bir de merak edilen nokta çıktı: Tufan bey ana muhalefet liderriyken bu konuya karşıydı. Mecliste de tutum geliştirdi. Şimdi Tufan sarayda. Veto etme veya anayasa mahkemesine baş vurma gibi elinde esrumanlar var. bunları nasıl kulanacağı veya onaylayacağı ikileminde kısgaçta. Neyazık daha sarayın şov havasında dolaşırken, böyle bir de sınama sorusuyla karşı karşıya kalıyor.

Kısaca, birçok konu vardır ki açıkça siyasal hedefli olduğunu haykırıyor. Seksenler ortasında yeni kurulan Gurup Yorum türban konusunda insan hakı diye bir savunusu vardı. Bu konuda dayanışma konseri de istanbulda yaptı. Tanıdık bir elemanına ozaman “inşalah, yarın sizi bu savunduklarınız cezalandırmaz” dileğimi söyledim. Biraz serzeniş olsa da bana fazla laf demedi.

Aradan seneler geçti. Şimdi duyuyoruz ki Gurup Yorum elemanları, örneğin Kırşehir hapisanesinde kuyu tipi yerde ceza çekiyorlar. Buda tarihsel acı bir anı.

Kısaca, son ilahiyat koleji deneğimi de resmen siyasal bir amacı vardır. Buda direk Türkiye talepldi dayatması oluyor. Bunu dahi konuşamazken, salt işbirlikçi koltukçularla sınırlarsak, eksiklik yanlışı sırıtıp uzar. Ama neden de söylenmeden hayat yoluna devam eder.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Köylüm Bektaş Göze’nin ardından

İkimiz de Dilirga bölgesinde doğduk. Köylerimiz ayrı olsa da...

Özkan Yıkıcı yazdı: Dünya futbol kupası şampiyonası sürerken, kaçırılanlar!

Sıcak hava demeden, birçok skandallarla daha başlamadan damga vurulan...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sevgül Uludağ’ın ardından bir hüzün yazısı

Aslında bilip de tereddütle yaşadığım bir haber gibiydi. Zaten...

Özkan Yıkıcı yazdı: Davranış net

Havalar ısınırken, savaş daha nefes alırken, ikinci mutabakat alanından...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tam bir sistemsel rol ülkesi: Katar

Son Ortadoğu çatışmaları sık sık duyduğumuz gelişmelerdir. Özellikle de...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,932TakipçilerTakip Et
886AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Sıfıra Dönüş Olmadan, Aşamalarla Çözüm – Kıbrıslılar Hangi Çözümü Kabul Edebilir

Eğer Kıbrıslı Rumlar, çözümün uygulandığını, toprakların geri verildiğini, garantilerin...

Ecehan Balta yazdı: 35×35: Fosile Elektrikli Makyaj

COP31’e giderken Türkiye’nin iklim diplomasisinde öne çıkardığı yeni hedefin...

Serdar Paulo Erdost yazdı: Komünistler Graz’da güven tazeledi: Fırtına ortasında kızıl bir vaha

Avusturya’nın güney eyaleti Steiermark’ın başkenti Graz’da belediye başkanlığı seçimini...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta yüzyılın operasyonları ve temkinliler!

Irak yolsuzluk operasyonu ile çalkalanıyor. Irak basınında yerin 4...

Ceren Ergenç yazdı: Çin platformlarına gümrük duvarı: Aynı verginin iki ucunda Türkiye

Avrupa Birliği 1 Temmuz’da, değeri 150 avronun altındaki paketlere...

Kavel Alpaslan yazdı: NATO neden bir mafya örgütüdür?

Mafya denince gözümüzde canlanan resim sadece ‘yeraltına’ aitmiş gibi...

Metin Yeğin yazdı: ‘Terra Viva’ kooperatifi

Bayağı fabrikaydı işte. Kocaman binası, sütlerin, peynirlerin, peş peşe...

Özkan Yıkıcı yazdı: Köylüm Bektaş Göze’nin ardından

İkimiz de Dilirga bölgesinde doğduk. Köylerimiz ayrı olsa da...

Canlı yayın