yaklaşımlarMurat KanatlıŞu bizim sosyal demokratlar

Şu bizim sosyal demokratlar

Sıkıntı var…

Kendi içimize o kadar kapandık ki her şeyle bağlantımızı kopardık… temel insan hakları ile ilgili hiçbir ilgimiz kalmadı, temel özgürlükleri anlamak bile istemiyoruz. Bunca olup bitene rağmen hala kendi kendimize yakıştırmalardan da geri durmuyoruz.
5 Ocak tarihli Ortam Gazetesi’ndeki köşesinde TKP Genel Sekreteri Mehmet Davulcu “TKP hep doğru parti oldu” demiş; ki bu yazı, bizim, “Sol mülkiyet konusunu nasıl anlamalı?” başlıklı yazımıza cevap niteliğinde olsa da üstümüze almıyoruz; ve sıralamış gerekçelerini. Bunları durup analiz etmenin pek bir anlamı olmayacak, ‘yahu bunların çoğunu tek TKP mi yaptı?’ sorusuna gene yuvarlak laflar verileceği için gereği de yok. Ancak burada mülkiyet konusunun yeniden üzerinde durulması dikkat çekicidir. TKP, Aresti davasının “Kıbrıs Türk halkının son derece aleyhine olduğunu tespit etmiş”, yani? Sonuç? TKP’nin resmi olarak bir kez daha savaşta elde edilen ganimetin ‘aklanması’ yönünde tavır belirlemesinin ‘solculuk’la ilgisini kimse sorgulamayacak mı? Silah zoru ile el konan mülk konusunun, yani ganimetin tartışması mı olur? Hade bu konuda TKP ile anlaşamadık, ya Avrupa Birliği? Bir üst paragrafta AB’yi ilk savunan ve programına alan TKP’den söz ederken, AB’nin yurttaş hakları üzerine kurulmuş olmasını hiç mi fark etmediler? Aresti’nin bir AB yurttaşı olarak haklarını çiğneyerek mi TKP, AB politikası üretecek?
Aresti’nin AİHM’deki mülkiyet davası kararının, ‘Mağusa Mahkeme kararı ile temyiz edilmesi’ açıklaması ile TKP nereye varmak istiyor? Ne diyor Davulcu ,“Mağusa Kaza Mahkemesi’nin Maraş’ın Kıbrıslı Türklere ait vakıf malı olduğu kararında kabul ettiği belgelerin temyizde kullanılması önerilsin”, yani Osmanlı’ya ait olan mallar, Türk’ün, yani bizim, bu mantıkla başka bölgelerle ilgili davalar da açalım ve Osmanlı’nın olduğunu, yani Türkler’in, yani bizim olduğunu ispatlayıp geri alalım. Tabi burada küçük bir sorun var, bu davalarda sınırımız neresi olacak, Davulcu uygun görürse Viyana kapılarına kadar dayanıp, oralarda Osmanlı ‘vakıf’ mallarının Türklerin, yani bizim olduğu yönünde davalar açalım ve oraları da geri alalım. TKP gibi bir ‘en doğrucu’ partinin vardığı nokta, yüz yıldan fazla bir süre önce bir Osmanlı Paşasının padişahtan mal kaçırmak için kurduğu bir vakfa vakfettiği bir arazinin kayıtları ile Maraş’ın ‘Türklüğünü’ ispatlama görevi! Yalnız gözden kaçmasın diye hatırlatalım, bu davayı gündeme taşıyıp, bu abuk subuk davanın açılmasını sağlayanlar UHH’cılar, Volkan’cılardı ki TKP onlardan bu bayrağı devralıp onların bıraktığı yerden Maraş’a bir kez daha ‘Türk’lük tabelasını dikebiliyor, ne denebilir ki?!
TKP bu ‘sağcı’ yaklaşımında da ısrarcı ki 8 Ocak tarihli Ortam Gazetesi’nin manşeti; ‘Geliyorlar!’… Kim? Kuzeyde tapulu malı olan Kıbrıslı Rumlar. Peki Ortam’da Volkan’lık manşet niye? Kıbrıslı Rumlar eğer düşmanımız değilse bu manşet niye? “Geliyorlar!”, yani ‘gereken önlemi alın ve gelmesinler’ demenin çağrısı yine Davulcu’nun köşesi ile desteklenmiş, “tüm zamanlar için geçerli olan evrensel kural çağımızda da geçerlidir; devlet kurmak için toprak sahibi olmak gerekir” diyor. Tabi hakkını teslim etmek gerek, “Kıbrıs Türk halkının kuzeydeki toprak oranının yüzde onbir civarında olduğu biliniyor” demeyi de ihmal etmiyor, yani ‘el konması’ gereken toprak miktarının çok değil(!), yüzde 18 olduğu söylüyor, ki buradan anladığımız; ‘devlet kurmak için toprak gerek ama yüzde 11 de azdır’ o yüzden kuracağımız ‘devlet’in devlet olabilmesi için ihtiyaç olan, AB yurttaşlarının haklarını çiğneyerek de olsa, yüzde 18’lik bir toprağa daha el koyup devlet oluşturmaktır. Bu olmazsa ne olacağını Davulcu yine kendisi kelimelendiriyor, yazdığı şekli ile aynen; “evli, evine köylü, köyüne evi, köyü olmayanlar da furma dibine”, yani AİHM kararını bir ‘felaket’ olarak topluma sunup, harekete geçme çağrısı yapılıyor.
Dedik ya AB’ci olduğunu iddia edip, Avrupa Konseyi’ne bağlı olmasına rağmen, AB için de önemli bir hukuksal organ olan AİHM’e karşı mücadele çağrısı yapmak da bizim aslan sosyal demokratlara düşer deycem ama bu sosyal demokratlardan Türkiye’de de çok…
Bir Deniz Baykal’a bakıyorum, bir Akıncı’ya, bir de Davulcu’ya, yok aslında birbirlerinden farkları, hepsi aslan sosyal demokrat, ne sosyal, ne de demokrat olamamış ama bol tarafından ‘Türkçü’ halinden…

Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Diğer yazıları

Çözüme neden acil ihtiyacımız var? – Murat Kanatlı

Lefkoşa’da ara bölgedeki Dayanışma Evi’nde 16 Kasım 2024’te yapılan 6....

Rock Ruby kararı aslında ne? – Murat Kanatlı

Mal Tanzim Komisyonunu şey etmiş diyor Dışişleri ve onu...

50 yılda Kıbrıs’ta ne oldu? – Murat Kanatlı

Yazının kısaltılmış versiyonu 20 Temmuz 2024 tarihinde Birgün Gazetesinde...

Türkiye’nin istirdat (irredentist) sürecinde nüfus mühendisliği – Murat Kanatlı

Üstüne çok konuşulan kısım ile başlayalım, 1949 yılında yürürlüğe...

“Masum”(!) Pile yolu tarihi – Murat Kanatlı

Uzunca bir zamandır Pile yolu üzerine haber, açıklama şeklinde...
4,660BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,940TakipçilerTakip Et
880AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı...

Özge Güneş yazdı: Kolombiya’dan kıtaya neofaşist kuşatma

Kolombiya tarihinin en kritik siyasi süreçlerinden birini geride bıraktı. Ülkenin...

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak

Bir ülkede hükümetlerin görev yapma süresi, muhalefet edenlerin başarısı ile ters...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Hayri Kozanoğlu yazdı: Trump devrinde merkez bankacılığı

Küreselleşmiş kapitalizm kurgusu içerisinde, özellikle de sermaye akışlarının serbestliği...

Zafer Taşkın yazdı: Alman jeopolitiğinden NATO’ya: Türkeş, Türk Sağı ve antikomünizm

19.yüzyılın sonlarında Almanya, İngiltere ve Fransa gibi geniş sömürge imparatorluklarına...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Online” doktor randevusu için bu rezil “site”yi, devlete kim kakaladı?

Dünya; 1980’lerden beridir, “çevrimiçi devlet hizmeti”nin keyfini sürmektedir. Neredeyse yarım...

Canlı yayın