arşivUlus IrkadSolda yaşanılan iki hüsran ve Che Guevara’yla Dr Hikmet Kıvılcımlı -1- -...

Solda yaşanılan iki hüsran ve Che Guevara’yla Dr Hikmet Kıvılcımlı -1- – Ulus Irkad

Kategori:

Sayfalar arasında bazı ipuçları bularak Sovyetler, Doğu Bloku ve Çin gibi dıştan bakıldığında Sosyalist olarak bilinen ülkelerde, büyük  bozulmaların 70 yıl önceden başladığını ve inanılmayacak şekilde bencilce, sadece ulusal çıkarla ölçülen menfaat çatışmalarının bu ülkeleri aslında bir bataklık gibi boğduğu bilgilerine vararak, aslında SSCB ve Çin’in ne kadar bozulduğunu, dışarıya kendilerini Sosyalist olarak tanıtırlarken,  bu bozuklukların en üst safhalara da vardığını görmekteyiz. Stalinist ideoloji veya despotik bürokratik rejimin bu ülkeleri ne kadar bozduğunu da bazı ipuçlarından veya sonraları çıkan eleştirel kitaplardan anlamaktayız. Sosyalizmi adeta meta gibi görmeye başlayan bu tip ülkelerde aslında bir yayılmacı kapitalist hegemonya anlayışının olduğunu çok önceleri de farkına varmalıydık. Bu göze çarpan farklılıklar insan faktörü ve ahlak ve etik anlayışına da inmişti. SSCB ve Çin gibi ülkelerin şimdiki dünyadaki milliyetçi ve hegemonyacı anlayışlarının çok önceden bir ideolojik boşluk olarak varolduğunu anlamamız ve ona göre değerlendirmeler yapmamız gerekir.

Che Guevara öldürülmeden önce SSCB’yi ağır bir eleştiri bombardımanına tutmuştu. Gerçi bunlar resmi olarak yazılmadı ama şu anda okuduğumuz kitaplarda var. Belli ki Küba’dan ayrılmadan önce Fidel Kastro’yla da büyük ideolojik farklılıkları ve açmazları vardı. Belki de Bolivya’ya gitmesinde de en büyük neden bu açmaz ve farklılıklardı. 1969 Küba Devriminden sonra Doğu Bloku ve Sovyetlere ilk defa geziye giden Che Guevara duyduklarına inanamaz.  Çin ve Sovyetler Birliği, Vietnam gibi ülkelere silah yardımı yaparken karşılığında para da almaktadır. Nam-ı Diğer Che adlı kitapta bu olay şu şekilde yazılmıştır:

“…Daha sonra Che, Çin’in o sıralarda Kore Savaşı’nda kullandığı silahlarla ilgili SSCB’ye olan borcunun ödemesini yeni tamamladığını öğrenecek, beti benzi atacaktı. Bir sosyalist ülke başka bir sosyalist ülkeye kendini yine sosyalist olan başka bir ülkeye karşı savunmak üzere verdiği silahların parasını mı alıyordu?”(sf.358).

Küba’ya yaptığı yardımlarla ilintili olarak Sovyetler gene art niyetli ve kendi menfaatleri doğrultsusunda uluslararası dayanışömacı ruhu ayaklar altına alan bir hava içindedir. Nam-ı Diğer Che adlı kitaba bakalım:

“4 Kasım’da Che, Ekim Devrimi’nin kırk yedinci yıldönümü kutlamalarına katılmak üzre SSCB’ye gitti. Bu, füze krizi sırasında ortaya çıkan gerilimli ortamdan sonra Che’nin Sovyet nomenklaturasıyla ilk temasıydı. Bu gezi Sovyetler Birliği’yle  yeniden uzlaşmaya yönelik bir hareket miydi? Böyle bir şeyi Fidel’in istediği kesindi, ama Che gittikçe keskinleşen eleştirel tavrından vazgeçemiyordu. Kendisine Sovyet fabrikalarının bir modeli olarak sunulan bir fabrikayı ziyaret etmiş ve heyetteki yoldaşlarından birinin aktardığına göre şöyle demiş: Bu kamulaştırma sürecinden önce Küba’da bulunan fabrikalara benzeyen kapitalist bir fabrika. Che bu fabrikaların planlanmasında amaçtan sapıldığını ve “rekabetçi” anlayışlarında alengirli yanlar bulunduğunu düşünüyordu, çünkü bu fabrikalar sürekli daha fazla üretecek şekilde planlanmışlardı. Che heyetteki diğer kişilere de ekonomik açıdan Sovyetler Birliği’nin çıkmaz bir sokağa girdiğini ve Sovyet ekonomisine bürokrasinin hakim olduğunu söylemiş”(sf.444)

Doğu  Bloku ülkeleri hakkında da hüsrana uğruyoırdu Che Guevera:

“Che bakanlığının yaptığı yatırımları da gözden geçirmişti; örneğin Polonya’dan satın alınan ve iki yüz işçinin çalışmasını gerektiren maya fabrikasının çıkardığı işi Almanların geliştirdiği maya fabrikalarının yirmi yedi işçiyle çıkardığını ve bu fabrikaların fiyatının Polonya’dan getirtilen fabrikanın fiyatıyla aynı olduğunu belirtmişti. Yoldaşlar (Almanların geliştirdiği maya fabrikasının) daha iyi olduğunu söylediler, ama biz onlara inanmadık, çünkü bunun komünizm karşıtlığının bir belirtisi olduğunu düşünmüştük, ancak haklıydılar”(sf.406).

Che’nin Kruşçef’in, ABD ile Küba’daki füzeler konsunda  girişimlerinden dolayı, SSCB’ye tepki içinde olduğu da bilinmektedir.

“Bu geziden sonra (SSCB,u.ı) Che’nin  Troçki ve Troçkizm hakkındaki görüşleri yavaş yavaş değişmeye başladı. Paramparça edilmeye çalışılan bir fikir bizim için hayırlı bir fikirdir. Fikirleri parçalayamazsın, fikirleri parçalamaya çalışmak tam da zekanın gelişmesini engelleyen şeydir… Troçki’nin düşüncelerinden çok şey alabileceğimiz açıkça ortada. Ne tür şeyler? Bu konuda Che hiçbir şey söylememişti” (sf.445)..

Belli ki Che, sol bilincinin ve çok okuyup, çok gezmesinin diyalektik etkisi ve de okuduklarıyla gördüklerini kafasında sentez ve tezlere uyarlamasıyla, sol düşüncenin tek merkezciliğini kırmaya çalışıyor ve çoğu zaman da bunları yeniyordu. Doğal olarak bir solcuda olması gereken eleştirel düşünce yeteneğini kullanan Che, bu yönüyle de gelecek nesilere eleştirel düşüncenin yaratıcılığının kapısını açıyordu…

-DEVAMI VAR-


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Tartışmanın ortasında federalizm ve üniterizm – Ulus Irkad

Bizim tanınmamış ve pek de tanınacağa benzemeyen “KKTC”de ,...

Tarihle hesaplaşmamız – Ulus Irkad

Osmanlı adayı İngilizlere kiraya verirken aslında tüm mallarını ve...

Ekonomi de Kıbrıs sorunu da kötüye giderken- Ulus Irkad

Kıbrıs Sorunu Türkiye’nin tekelinde kötüye giderken son zamanlarda artık...

Evrensel hukuk yoksa kaybettiniz demektir – Ulus Irkad

Haftalardır tüm konular dönüp dolanıyor ve Türkiye’de artık devletin...

Sağ milliyetçi politikacılar harakiri mi yapıyor? – Ulus Irkad

Şimdi öncelikle son 70 yılda Kıbrıs görüşmelerinin geldiği en...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,916TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Sıfıra sıfır, elde var sıfır…”

Lafı “gevelemeye” hiç gerek yok… Olmadı… Yapamadınız… “BM Genel Sekreteri bizim...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Canlı yayın