yaklaşımlarÖzkan YıkıcıŞakası yok: sıra Venezuela'da mı? - Özkan Yıkıcı

Şakası yok: sıra Venezuela’da mı? – Özkan Yıkıcı

Genelikle ilgisizlikler çenberinde dünyada fazla olanlar bizde konu edilmez. Yetmezmiş gibi de bölgemizde de öylesine karanlık kirli sayfalar gerçekleşiyor ki başka bölgelere fırsat da gelmiyor. Gazze katliyamı en net örnektir. Ama dünya döüyor. Hele de Amerikan siyasetindeki yeni dönem, işlerin öyle şakaya alınacak noktada olmadığını da göstermektedir.

Latin Amerika genelde bize hep Amerikanın “muz bahçesi” veya “arka bölgesi” olarak ezberletildi. Bu nedenle oradaki gelişmeleri bazen hiç gözetmeden brakıyoruz. Oysa son dönemde Trump onlara da sıra çoktan geldiğini anlatan tutumlara geçti. Bunlardan biri de Venezueladır. Venezuela özelikle ikibin başında Çaves ile başlayan Bolivarcı Sosyalizimle birlikte, ABD hep saldırılar, provakasyonlar ve ambargolarla o ülkedeki rejimi yıkmaya çalıştı. Gün oldu askeri darbe girişimi yaptı. Gün oldu KOlonbiya gibi ülkelerden askeri tehtitler yağdırdı. Ama olmadı.

Ancak, Çaves sonrası yerine geçen Maduro ayni konumda güçlü değildi. Ülkede sorunlar artı. Amerikanın da baskıları yoğunlaştı. Anlaşmalara rağmen klasik Amerikan tututumları yaşandı. Anlaşmaları direk Amerika tanımayıp hep tehtitlerle işi ısıtı. Ancak, Latin Amerika da ikibinlerde başlayan penbe sosyalist çizgi Venezuelayı yalnız brakmadı. Maduro belkide önemli sorgulanacak politikalarından biri, son dönemdeki sol yönetimlerle olan çelişkileridir.***

Bu defa iktidarda Trump var. trump tam da kendi siyasetini pratiğe döken liderdir. Elbet beraberinde sınıfsal gerçeği de katmak önemlidir. Sermaye yandaşlı bloğu daha sert önlemler aldı. Tabi ki Trumpun faşist gerçekliğini de gözden kaçırmamak gerekir. Bunların toplamında da arka bahçesindeki Maduroya dokunmamazlık da olamazdı. Ama bunun zamanı önemlidir. Üstelik Brezilya karşısında gümrükler sorunu da tırmanıyordu. Ama Maduro unutulmadı.

Ağustos başında ansızın yeni bir açıklama duyuldu. Zaten Amerika Maduronun yakalanması veya kelesini getirene yirnibeş milyon doları çoktan koydu. Ağustos ayında bunu eli milyon dolara çıkardı. Eli milyon dolar bize neyi mi hatırlatıyor: ayni miktar şimdiki Şamda desteklenen Elşaranın başına konduydu…

Yetmedi: Trump yeni bir açıklama ile Venezula başkanı ile dışişleri bakanını uyuşturucu kartel lideri olarak ilan ediyordu. Peşinden de Venezuelaya bir deniz altı ile sekiz gemi gönderdi. Üstelik açıkça askeri müdahaleden de söz ediyordu. Bunlar peşpeşe gelirken, Trump başka bir yönetimsel tavır da ekledi: savunma bakanı tabelası indirilip yerine savaş bakanlığı ismini koydu. Ayni anda bu defa göçmen avı için Şikagoya da muhafızlar gönderdi.

Bunlar iki noktayı işaret ediyordu. Birincisi Maduro hedefe konuldu. Ama nereye kadar sorusu var. ikincisi iç politikada göçmenlere karşı politikasını federal eyaletlerin yetkisine dek müdahale ederek, askeri tavır geliştirmektedir.

Daha bunlar yorumlanmadan hemen peşinden bir tekne dronla Amerika tarafından batırıldı. 12 Venezuelalı denizde boğuldu. Nedense adına insan hakları denilen kedsimler, işin içinde Amerika olunca fazla “gürültü” çıkarmıyorlar. Buda öteki politik gerçeklik.

Maduro işin ciddiyetini anladı. Ülkesini savunacağını ve savaşa hazırlandığını açıklıyordu. Ama söylenen uyuşturucu kartel hikayesini de yalanlıordu. Burada resmi genel istatistiklere göre Amerikaya Venezueladan giden uyuşturucunun Y.5 cıvarı. Ama hem de yedi üstü olan Kolonbiyadan Amerikaya uyuşturucu aktarımı Y.17 cıvarı. Dikat edin Amerikan üstlerine rağmen, bu arada Kolonbiya başkanı gibi sol liderlerin önemli bir de açıklamaları var: Amerikanın işbirliği yapılıyor dedikleri karterin aslında olmadığıdır. Amerikanın sol yönetimlere veya örgütleri suçlama ve karşıta koyup saldırması için uydurulan isim olduğu belirtiliyor. Nitekim bu konuda net bilgi yok. Ama Latin Amerikada kokanın ekildiği kesin. Ordan Amerikaya şimdi değil uzun zamandır uyuşturucu trafiği de olduğu bilinen durumdur. Özellikle Amerikanın doksanlardan sonra bölgeğe müdahale etme bahanesi de bu alana kaydırıldı. Doksanlar öncesi açıkça sol örgütleri suçlayıp darbeler yaptığı biliniyor. Uyuşturucu çetelerinin solcu katli için kulanılan ölüm mangalarıyla ilişkisi de biliniyordu. Sol gerila örgütlerin azalmasıyla bu defa Amerika öne uyuşturucu karterlerini çıkardı. Hat da Panama örneği de yaşandı. Amerikanın bildiği, CİA destekli Noryega birden Amerikanın Panaama işkaline dek uzanan politiklasının gerekçesi yapıldı.

Şimdi ister istemez sorular artıyor: Amerika Venezuelaya saldıracak mı: yoksa baskıyı artırıp tekrardan içten bir muhalefet darbe girişimi mi yapacak. Bu konuda Latin Amerikadaki sol yönetimlerin tutumu da önemlidir. Özellikle sol bölünme hastalığı ile kaybedilen Bolivya seçimleri epey kırılganlık yaratı. Şillinin de ne olacağı belli değildir. Ama net olan şu: bir dönem Amerikanın Latin Amerikadaki önemli petrol sömürgesi Venezuela şimdi Bolivarcı sosyalist sonrası şer ekseninde. Maduronun bazı tutumları ile ülkedeki koşullar neyi yükseltir bilinmez. Unutmayalım: konuşulan ülke Amerika. Trumpun tutumları da karmakarışıktır. Hele son askerileşme yönelişleri bir anda faşist gerçekliği açığa çıkardı. Uluslarası hukuk falan mı: artık Amerikan yargısında dahi tartışılıyor. Bakalım Maduro bu durumu nasıl savuşturacak.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sonbaharda ısınan Fransız sokakları

Şöylesine bir haber düşünün: “K. Kıbrıs'ta bazı talepler sonucu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeni döneme açılan yelkenleri ile Irak

Ortadoğu'nun siyasal tarihinde Irak, kavşak dönemlerde dahi önemli sıçramalar...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Sabahleyin klasik altı buçuk yataktan kalkma dönemim başladı. Önce...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sıra geldi Brezilya seçimlerine

Bu yıl özellikle Latin Amerika seçimleri önemliydi. Öyle önemli...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gıbrız Cumhuriyeti Bayra’ı Asmag Yasagdır?

Koray Başdoğrultmacı ve Çinem Sonel’e… 2011 yılında Koray Başdoğrultmacı Birleşik...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Siyasi Eşitlik Nemize Yetmez? Unutmamalıdır ki İfrat İfret Doğurur!

Kıbrıslı Türkler 1882 yılından, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar (1960)...

Fehim Taştekin yazdı: Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Minab’da kıyamet yaşandı

Geçtiğimiz hafta, ABD’de bağımsız gazetecilik adına ciddi işler yapan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sonbaharda ısınan Fransız sokakları

Şöylesine bir haber düşünün: “K. Kıbrıs'ta bazı talepler sonucu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeni döneme açılan yelkenleri ile Irak

Ortadoğu'nun siyasal tarihinde Irak, kavşak dönemlerde dahi önemli sıçramalar...

Canlı yayın