yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Şöylesine bir yazı: Pile festivali etrafında dolanmak

Özkan Yıkıcı yazdı: Şöylesine bir yazı: Pile festivali etrafında dolanmak

Bazı arkadaşlar arada şöyle eleştiri yapıyor: “Hep ağır yazı yazıyorsun. Biraz da bizim de kolay anlayacağımız konu seç” diyorlar. Yarı şaka yarı eleştiri biçiminde söylediklerini de ekleyelim. Ben hep “eğer konuları takip etmiyorsanız elbet ağır gelir” demeyi de ertelemiyordum. Ama bu defa esprili olsa da bu eleştirilere biraz yaklaşacağım. Çünkü bugün epey makale okudum. Normal okumanın çok üstüne çıktım. Bütün gün yalnızlığa teslim olma sonucu hep okumak veya televizyonda önemli konuları izleyerek geçiriyorum. Beynim de biraz koşul değiştirerek hafifleme adına, makale konusunu biraz daha şöylesine noktasına çekmeyi uygun gördüm. Tam da bunları düşünürken, aklımda esprili şekliyle hafta sonu Pile festivali sonrası konuşanlar gelip gidiyordu. Tam bir bizlik aynadaki resim gibi geliyor bana.

Pile köyü özellikle 1974 sonrası fiilen adanın ikiye ayrılmasıyla kendine has bir örnek köy hâline geldi. Köy Rum-Türk karışımlı bir ara bölge modeli gibiydi. Bu yüzden Pile kendine has durumu ile Kıbrıs gerçeklerinin yoğrulup yaşandığı yer hâline sokuldu. Hele de sınırlar kapalıyken, kaçakçılıktan iki toplumlu buluşma yeri olma geniş bir alanın kucaklayıcı hâline geldi. Tabii provokasyon ve politika bolca yeri geldikçe kullanıldı.

Ben de özellikle 2000 sonrası yapılan iki toplumlu etkinlikler için Pile’ye gidip gelmelerim oldu. Doğrusu kapılar açıldıktan sonra hiç gitmedim. Bazen gitmek istesem de gidecek vasıtam yok. Fakat Pile’de tanık olduklarım hep bir tarihsel anı gibi beynime kazıldı. Etkinlikler için gidilirken, aynı zamanda damgalanma riskini de almak demektir. Bir anlamda Pile, 1974-2004 yıllarında Kıbrıs için kendine has önemli örnek olarak birçok olayı da tarihin içine kazıttı. Kaçakçılıktan tutun, iki toplumlu etkinliklerin yapıldığı köy olarak, köylülüğün çok üstünde bir ağırlığı yaşadı.

Bu köyde hafta sonu adına iki toplumlu da denilen festival gerçekleşti. Festivalin anlamı malum. Ama konu Pile olunca, hele organizatör iki muhtar da görev alınca, zaten lakırtı ve politik hamasicilik fırsatı da üretmeden olmazdı. Çünkü özellikle Kuzey’de öyle bir kültür gelişti ki örneğin biri işe alınsa dahi onun altından çok lakırtı yapma malzemesi çıkarılır. Resmî ideolojik duruş ile gerçekler hep korkutmaya, damgalamaya varan sonuçlara kolayca ulaşır.

Hele de iki lider de gidince, açıkça eleştirmek isteyenlerin eleştirmeme durumunun nedeni de olunca, bu defa bildik tablo ortaya serilir. Hâlbuki festival malum. Adı iki kesimli olsa da zaten köy yapısıyla da çelişmiyor. Ama bizdeki hastalık hemen sırıtıyor: kimisi damıtarak sanki Kıbrıs sorunu çözülecek havası basarken, ötekiler de güç odağını da katarak, korkutmanın şırıngasıyla aşı yapmaya girişir. Olumsuzluk ve olumluluk adeta hava basar gibi basılır. Hatta bazı kesimler “takkeci gazeteci gibi” hemen ekranda önce haberi ve biraz da ortak havanın durumundan söz eder. Sonrası ise malum, taktığı takkenin adeta dışa vurumuna da ulaşırız. Hemen “şunu dediler, bunu yaptılar” denilip adeta festival üzerinden bir sorunlar siyasetinin hamasi atışlarına girişir.

Ne yazık Kıbrıs bu kültürleşmeyi sömürgesel gerçeğin pratiğe vurmasıyla hep yaşadı. Ufak bir sözle genel hava atmalar bolca yapılır. Hatta oturuş şeklinden, basit sohbetteki evet hayırdan genel siyasal çıkarım yapma tutkusu bir başkadır memleketimde. Tabii bizim lider Tufan da fırsatı hep kullanır. Çok konuşma meraklısı olunca da bazen çizilen çizgiyi de aşar. Sonrasında da toparlama adına yeniden konuşur. Dağılan vazonun parçaları nasıl toplanır durumu malum.

Festival etkinliklerini değil iki lideri daha fazla duyduk. Ama yer Pile idi. Herkesin anıları da olması mümkün. Fakat hemen barış çıkarma veya anlaşma olamaz tepkisine sarılmak bir anlamda Kıbrıs siyasal cenderesinin sıkıştırılan basıncın dışa vurmasından başka bir şey değildir. Basit otantik ezgiden de ulusal kahramanlık, barış denmesi de artık sıkmaktan öteye taşındı. Ne yazık gerçekler böyle. Hep gerçeklerden kaçınılan, onu örtmek için halılar serilen, hamasi şerbetler içilen, fonlarla zenginleştirme memurları yaratmayla örtülme olasılığı var. Ama siz oluşturduğunuz sanal ile örterken, aslında gerçeklerden kaçış oluyor. Gerçeklerden kaçınca da sonuç almak mümkün değildir. Önce sorun varsa gerçekleriyle konuşmaya başlamak, sonra da ona yönelik örgütlenerek koşulları yaratmak şart. Oysa bizde her konuda ret etmekle başlanır. Ret edilen gerçekler yokmuşçasına olursa, hangi çözüm sözü de daha bir anlamsızlaşan günlük kullanım hâline gelir. Onun için de Pile festivali sonrası olan görüşme konusunda bir umut lafı olsa da hiç kamuoyu ilgisi görmedi.

Pile festivali yapıldı. Festival amacı malum. Malum da Pile hep genel politik tutsağı kapanında. Kapılar açıldıktan sonra da yeri gelince provokasyonlarla gerilim yaratma adresi olmaktan kurtulamadı. Hele de ulaşım sorunu olunca, askerî provokasyonlarla ihlaller hep arada duyulup da gerçekleriyle konuşturulmadan sönümlenir. Çünkü yine bilinen birilerinin müdahalesiyle durum kurtarılır.

Girişte de belirttim: Pile’ye sınırlar kapalıyken iki kesimli etkinlikler için ben de gittim. O zaman fon parası yoktu. Böylesi etkinliklere katılmak riskliydi. Nitekim en yakın bazı kişilere onların da gelmesini söyleyince, beraminden damgalanmaya varan bahanelerle gelmediler. Zaten her gidilen provalarda dahi hemen sonra bilgilerin buraya geldiğine de çok tanık olduk. Biraz da birikimimle yaklaşan bazı kişilerin görevli olduğunu da hemen anlıyorduk. Ama ben özellikle ses çıkarmıyordum. En azından kimin olduğunu bilmek, ne diyeceğini de kolayca tahmin etme kolaylığı da vardı.

Bunlar bir anda festival kelimesiyle aklımdan havada uçuşanları yakaladıklarım. Ama belirttiğim gibi: festival yapıldı. Hem de karma bir köyde katılım da söylenenlere göre iyi oldu. Liderler de katıldı. İyi hoş da sanki görüşme yapılır ve savaş hâline doğru gidilme yönü varmış gibi konuşmak da niye? İşte K. Kıbrıs gerçeğinin burada anlaşılması şart. Öyle bir psikoloji oluşturuldu ki hem Kıbrıs fırsatları değerlendirilir hem de korku saçarak sistemin aynı kalması istenir. Hani derler ya hem Kıbrıs Cumhuriyeti yok, hem de pasaportuna da Rum denir de peşinden hakkımızdır deyip de almada ilk sıralarda durma çelişkili davranışlar savrulması gerçekleşir.

Pile festivali duyunca, televizyon ekranlarında ilk haber olarak görüp de sonradan acaba korkusuyla yapılan siyasal yorumlar, tam bir sömürge tipi ilhaklaşma kültürleşmesinin ta kendisidir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Fransa’da isyan

Sık sık dış konularda uğradığım ülkelerden birisi de Fransa...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eğitim siyaseti, Avrupa sokaklarını ısıtıyor

Hafta sonu önemli sosyal patlamalar, bu defa ağırlıklı Batı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Alpay’ın anısına

Geceleyin yatmak üzere idim. Hâlâ uykum tam gelmediği için...

Özkan Yıkıcı yazdı: Zeynep Gayrinova’yı dinlerken Azerbaycan gelişmelerinden bir kesit

Nereden buldum bilemem. Herhâlde yetmişler sonunda tanıdık bir İran...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ayrancı yurdunun doktorcuğunu kaybettik

Türkiye'de Ankara Kıbrıs Erkek Yurdu'nun, yetmişler döneminde Doktorcuk lakaplı,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hayri Kozanoğlu yazdı: Dünyanın tüm gençleri birleşin

Karl Marx’ın “Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor-komünizm hayaleti” sözünü hatırlatırcasına...

Özge Güneş yazdı: Kapıdaki tehlike El Niño

İstanbul’da geçen hafta evleri, işyerlerini ve yolları su altında...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: “Rum Gibi Düşünenler”

“Rum gibi düşünenlerin Kıbrıs'ı yönetmesine asla izin vermemelisiniz”             AKP...

Şener Elcil yazdı: Bölgemizde Kısa Bir Gezinti

İçinde bulunduğumuz coğrafyada yaşananların temel çıkış noktası, İsrail Devleti’nin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Fransa’da isyan

Sık sık dış konularda uğradığım ülkelerden birisi de Fransa...

Çağla Elektrikçi yazdı: Kuzey Kıbrıs’ın gerçekten neye ihtiyacı var?

Kuzey Kıbrıs yeni bir seçim dönemine girerken, kamuoyundaki tartışmalar...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eğitim siyaseti, Avrupa sokaklarını ısıtıyor

Hafta sonu önemli sosyal patlamalar, bu defa ağırlıklı Batı...

Fehim Taştekin yazdı: Yemen savaşının gizlenemeyen ortakları

Yemen’e karşı Suudi koalisyonunun utangaç bir tarafı var. Mekke...

Canlı yayın