iktibasFehim TaştekinFehim Taştekin yazdı: Yemen savaşının gizlenemeyen ortakları

Fehim Taştekin yazdı: Yemen savaşının gizlenemeyen ortakları

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Yemen’e karşı Suudi koalisyonunun utangaç bir tarafı var. Mekke İttifakının üyeleri Pakistan ve Türkiye, ‘savaşa girdikleri’ görüntüsü vermeden Suudi Arabistan’ın arkasını kolluyor. Amerikan tarafında Joe Wilson ve John Bolton gibi ‘bombala bombala’ korosu, Mekke İttifakının kanatlarına, “Artık Orta Doğu’nun NATO’su oldunuz, hadi rüştünüzü ispatlayın, çekinmeyin, Yemen’i vurun, teröristleri yok edin” diye hava basıyor. Amerikan Truva Atı’yla Riyad’a intikal eden üçüncü bir ayak var ki onun açığa çıkması da Mekke İttifakının olmayan kutsallığını bozabilir. Orada olmadan orada olan ortak İsrail.

ABD Başkanı Donald Trump’ın patavatsız yanı, kimi zaman gizli kalması gereken şeyleri ifşa ederek ortaklarını açığa düşürebiliyor. Daha önce 1 trilyon dolar yatırım sözü aldığı Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (MbS) için “Benim kıçımı öpeceğini düşünmemişti. Başarısız bir başka Amerikan başkanıyla karşı karşıya olduğunu sanıyordu. Ona söyleyin, bana iyi davransa iyi olur. Buna mecbur” demişti. Şimdi de İsrail’in Suudi Arabistan’a yardım ettiğini açığa vurdu.

Bir muhabirin, “Riyad İsrail’in yardımına açık olmalı mı” sorusuna, “Bence olmalı; kabul edeceklerini düşünüyorum. İsrail, Suudi Arabistan’a çok yardımcı oldu ve evet, kesinlikle böyle bir şey yaparlardı” yanıtını veriyor.

Trumpgillerin düşlerine bakılırsa, Yemen savaşındaki ortaklık Suudi Arabistan’ın da Abraham Anlaşmalarına girmesini sağlayacak bir katalizör olabilir. Trump Abraham Anlaşmalarının yeniden gündeme gelip gelemeyeceği sorusu üzerine, “Gelebilir, belki de her zamankinden daha fazla. Suudi Arabistan, İsrail’in desteğine ve bizim desteğimize sahip olmaktan çok memnun” diyor.

13 Ekim’de İsrail Başbakan Benyamin Netanyahu’ya Suudilerin yardım isteyip istemediği sorulmuştu. O da “Orta Doğu’da bizden yardım istemeyen neredeyse hiçbir devlet yok” demişti. ‘Ortak düşmana karşı Arap-İsrail ittifakı’ bir algı olarak Netanyahu için manipülatif bir değer taşıyor. O yüzden bu sözlerdeki abartı payını düşerek değerini yeniden ölçmek gerekiyor.

Yemen, onlarca yıldır, Suudi Arabistan’ın siyasi ve askeri müdahale alanı olageldi. Suudiler, 1934’te Yemen’in Asir, Necran ve Cizan vilayetlerini ele geçirdiğinden beri güney komşusuna hep güvenlik penceresinden bakıyor. 2014’te başkent Sana, İran’ın müttefiki Ensarullah hareketinin eline geçince Suud’un feleği şaştı. Yemen nüfusunun yüzde 85’ini barındıran vilayetleri elinde tutan Ensarullah aynı zamanda İsrail ve ABD’nin düşmanı. Haliyle üç ülke burada çakışıyor. İtiraf etsinler ya da etmesinler Yemen üçünün ortak kavgası. Bu bir eksenler savaşı.

Haaretz’e göre Netanyahu, Yemen’e karşı askeri operasyonlara, İsrail’in de katılması için, Suudi Arabistan’ın onayını almaya çalıştı. MbS kamuoyu tepkisi nedeniyle buna yanaşmadı. “Mekke ve Medine’nin hizmetçisi” payesiyle hak etmedikleri itibarı tepe tepe kullanırken birdenbire İsrail’le aleni askeri ortaklık cüret ister.

Peki karşı çıkmadığı ya da gizlediği bir ortaklık yok mu?

Eylülün ikinci haftasında CENTCOM Komutanı Brad Cooper’ın öncülüğünde Suudi Arabistan, Kuveyt ve Katar dahil yedi Arap ülkesinin genelkurmay başkanları, Almanya’da İsrailli mevkidaşları Eyal Zamir’le bir araya gelip İran ve Yemen’e karşı iş birliğini konuşmadılar mı? Netanyahu, 27 Eylül’de gizlice gittiği Abu Dabi’de Suudi Arabistan, Fas, Kuveyt, Bahreyn, Libya, Umman ve Mısır dahil en az 10 ülkenin temsilcileriyle 4 saat boyunca ne konuştu? Mossad Başkanı Roman Gofman’ın da hazır bulunduğu bu toplantıda güvenlik ve istihbarat iş birliğinin derinleştirilmesi ele alınmadı mı? Demir Kubbe’nin bölgedeki hava savunma sistemleriyle entegre edilmesi konuşulmadı mı? Ortak tehditlere karşı bölgesel savunma mekanizması ve koalisyon kurulması önerileri tartışılmadı mı? İsrail medyasına göre bunların hepsi konuşuldu.

CENTCOM bu savaşı Riyad’dan kumanda ediyor. 100 kadar Amerikalı askeri uzman hedef belirleme, istihbarat sağlama ve stratejik planlamada yer alıyor. Amerikan medyası, CENTCOM aracılığıyla İsrail ile Suudi Arabistan arasında temasların olduğunu yazıyordu. İsrail’deki değerlendirmelere göre Hürmüz ve Bab’ul Mendeb’deki kriz İsrail’e Arap dünyasıyla ilişkileri normalleştirmek için eşsiz fırsatlar sunuyor.

CENTCOM kisvesi altında İsrailli istihbaratçıların da Riyad’daki operasyon odasında olduğunu tahmin ediyorduk ki bu konuda Pakistan tarafından bir sızıntı geldi. Pakistanlı jeopolitik yorumcusu Zülfikar Ali, Pepe Escobar’la birlikte yaptıkları yayında bir istihbarat yetkilisinden aldığı bilgileri paylaştı. Ali’ye göre Riyad’daki askeri misyonda görevli bir üst düzey Pakistanlı askeri yetkili, Suudilerin İsrailli istihbaratçılarla iş birliğine şahit oldu. Buna hayli şaşırdı. Pakistan istihbaratına, bir tümgeneralle birlikte İsrailli istihbarat uzmanlarının Riyad’da olduğunu bildirdi. Ali bu bilgiyi iki kez teyit ettiğini belirtiyor.

“İsraillileri bütün istihbarat konferanslarına ve istişarelerine davet ediyorlar; İsrailliler de faal biçimde yer alıyor. Riyad’da İsraillilerin varlığı, MbS’nin çaresiz olduğunu gösteriyor Aldığım istihbarata göre MbS çok sarsak bir zeminde duruyor. Kendi hükümeti ve Amerikalı danışmanlardan başka kimse yanında değil. Bu, Suud hanedanı için iyi bitmeyecek” diyor.

Trump’ın mantığına göre Türkiye ve Pakistan, Yemen savaşına girmeli, İsrail de buna ortak edilmeli. Artık kaçak güreşmeye son verilmeli. Bu yol Abraham Anlaşmalarına çıkmalı! Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan Türkiye’nin Yemen savaşına girmesini istediğinde kendisini kırmayacağını da söylüyor.

Fakat Netanyahu, Suudilerle ortaklığı fırsat olarak görürken askeri desteğe karşılık istiyor. Ona göre bu destek sayesinde diplomatik temasların önü açılmalı, Suudi Arabistan İsrail’i tanımalı, Filistin’le ilgili koşulundan vazgeçip Abraham Anlaşmalarına katılmalı.

Başka bir koşulu daha var: İran’a karşı yeni bir saldırı dalgasına bölge ülkeleri de hazır olmalı, misillemelerden korkan Arap liderleri Trump’ı savaştan caydıracak tutumlardan kaçınmalı. Ayrıca Netanyahu, İsrail’in Aden Körfezi’nden Hürmüz ve Kızıldeniz’e uzanan su yolunda stratejik pozisyon kazanma hesaplarında birlikte hareket ettiği BAE’nin Yemen savaşına tekrar dönmesinin önünün açılmasını istiyor. Suudiler geçen ocakta bağımsız Güney Yemen hamlesi yüzünden Emirlikleri Aden’den göndermişti.

İsrail’le ortaklığı aleni hale getirmek İran’la yeni bir askeri tırmanışta cehenneme bilet kesmek anlamına geliyor. Yemen’in füzeleriyle kandile dönen Aramco herkese ‘Petrol kuyusunun üzerinde oturup komşunun evini ateşe verme’ mesajını gönderiyor.

Bir diğer utangaç ortak kendi topraklarını İsrail’den koruyamayan Suriye. Riyad mali ve siyasi yardımlarla omuz verdiği HTŞ yönetiminden şimdi Yemen savaşı için 10-20 bin asker istiyor. Katar merkezli El-Madun’a göre Şam yaklaşık 1500 askerini Suudi Arabistan’a gönderdi. Şam bu tür haberleri yalanlıyor. Fakat Arap kaynaklar ekonomisi çökme noktasına gelen ve Körfez’den para musluğu kesilen HTŞ rejiminin ciddi risklere rağmen Suudileri kıramayacağını söylüyor.

Suriye için Yemen savaşına girmek bir kumar. Şöyle ki HTŞ Suriye’yi tam olarak kontrol edemezken asker sevkiyatı içeride zafiyet yaratabilir. İran ve müttefiklerinin Şam’a karşı eylemsiz pozisyonu değişebilir. Körfez’den çıkan petrolün Irak üzerinden Suriye limanlarına indirilmesi planları darbe alabilir. Şam’da söz sahibi olduktan sonra Suriye’nin yeniden çöküşe sürüklenmesi Türkiye’nin de işine gelmez.

Yemen savaşında Suudilerle ortaklığın açığa çıkması bazılarının yararına, bazılarının zararına. Fakat eksenler savaşındaki saflar şöyle ya da böyle berraklık kazanıyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Fehim Taştekin yazdı: Pakistan’ın tehlikeli yolculuğu

ABD Başkanı Donald Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday gösteren...

Fehim Taştekin yazdı: Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine...

Fehim Taştekin yazdı: Suudileri kurtarmak!

İran’dan sonra Yemen savaşı, çağın savaş baronlarına ders vermeye...

Fehim Taştekin yazdı: Yalınayak kamalılar, biçare ağalar

İran’ın müttefiki Ensarullah hareketinin liderliğindeki Yemen Silahlı Kuvvetleri karşı...

Fehim Taştekin yazdı: Türkiye’nin üzerine alınmadığı düşmanlık!

İsrail’e düşman bir Suriye’de Türkiye’nin Şam’a karşı güçlere kalkan...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kaptan faciadan önce itiraf etmiş: “Bu gemi gemi değil!”

Girne açıklarında 30 Ağustos’ta batan Filo Jet yolcu gemisiyle...

Özkan Yıkıcı yazdı: Alpay’ın anısına

Geceleyin yatmak üzere idim. Hâlâ uykum tam gelmediği için...

Özkan Yıkıcı yazdı: Zeynep Gayrinova’yı dinlerken Azerbaycan gelişmelerinden bir kesit

Nereden buldum bilemem. Herhâlde yetmişler sonunda tanıdık bir İran...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ayrancı yurdunun doktorcuğunu kaybettik

Türkiye'de Ankara Kıbrıs Erkek Yurdu'nun, yetmişler döneminde Doktorcuk lakaplı,...

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Fikret Başkaya yazdı: Teknik bilim kapitalizmi neden kurtaramaz?

Gezegenlerin birinden bir seyyahın yolu Dünya’ya çıksaydı, her halde...

Canlı yayın