Türkiye’de Ankara Kıbrıs Erkek Yurdu’nun, yetmişler döneminde Doktorcuk lakaplı, İlkar Nevzat ve sonradan alınan soyadıyla Erki’yi kaybettik. O dönem Ayrancı Yurdu’nda, özellikle Devrimci grup içinde İlkar’a hep doktorcuğum ifadesiyle hitap ediyorduk. Daha yakın olanlar ise değişik özellikleriyle çağırıyorlardı. Banbor veya “omuz omuza” kelimeleriyle sesleniyorlardı. İlkar’ın davranışlarıyla kendine has konulan ifadelerdi. Bizim bazı arkadaşlar için “bapu” derken, İlkar’ın Rumca bilmeme sonucu, benzer ifade kullanmak için “banbor” demesi, onun hâlâ bazı kesimde bu ifadeyle anılmasını da yaşatıyor. Aynı şekilde, İlkar’ın uzlaşıcı oluşu, yumuşak kelimelerle diplomatik dil kullanışı da herkesin karşılarında konuşulması istenen kişi olarak da akıllarda kaldı. Özellikle her eylemde hele de son dönemimizde “faşizme karşı omuz omuza” sloganını en heyecanlı şekliyle İlkar atıyordu. Grup adına yaptığı konuşmalarda da uzlaşıcı dil şekliyle de söylüyordu.
İlkar’ı kaybettik. Epey zaman sağlık sorunları vardı. Bazen bir araya gelen eski dostlar, onu da hatırlardık. “Ne yapıyor” diye soranlara çoğu zaman ben hasta olduğunu söylüyordum. Hatta onunla eskiden iyi samimi olanlar “doktorcuğum veya banbor” kimliği ile bilgi istiyorlardı. En acısı, bana ölüm haberini veren dostum da “banboru kaybettik” dedi. Bunlar bir anda İlkar’ın ölüm haberiyle peş peşe aklımda sıralanan anılardan günümüze kalan izlerdi.
****
Herhalde insan yaşlanınca, aynı dönem insanları da aynı süreçte olunca, ölüm haberleri daha fazla duyulur. Kendi tanıdıklarımıza epey fazla rastlarız. Elbet yaşlı olma ile ölüm sınırında bizim de olasılıkla olmamız, biraz daha duyarlılık yarattığına da inanıyorum. Duyunca da istemeden eskiye göre daha bir duyarlılaşırız. Hele de tanıdık olunca, ölümü de olunca, bir daha karşılaşamama sonucu bir anda eski anılarla yeniden hatırlanmalar sıralanır. Hele de benim gibi yalnız iseniz, duyumla anında beyniniz hemen devreye girer.
İlkar olayında daha arkadaşım Yalçın söylerken, ifade şekli bile bizi anılara taşıması yetiyordu: “banboru kaybettik”… Artık zaten arada hatırlatan “faşizme karşı omuz omuza” sloganı, şimdi biraz da buruk şekliyle de aklımıza takılacak. Hiç unutmadım: Yükseliş’e bomba atılması sonrası Ankara’da protesto eylemi yapıldı. Ayrancı’dan ve Ortadoğu’dan gelen arkadaşlarla da bir arada katıldık. Birçok slogan atılıyordu. Araya “faşizme karşı omuz omuza” gelince, bazı arkadaşlar eliyle İlkar’ı işaret ederek de gülüyorduk. İlkar da anlamadan “ne gülüyorsunuz” diyordu.
İlkar tıp öğrencisi idi. Ama hasta olan arkadaşlara da bilgisi oranında yardım ediyordu. Onun için ona “doktorcuğum” diyorduk. Konuşmayı seviyordu. Bol bol konuşurdu. Karşı kesimi eleştirirken dahi sakin ama konuşkandı. Hep şu noktaya önem veriyorduk: gerilim olmasını istemediğimiz her toplantıda İlkar görüşmecimiz idi. Hatta yurtların kapanması görüşmelerinde epey zaman Devrimci grubun temsilcisi İlkar’dı. Amacımız bilgi de almak idi. Tabii gerilim olmadan da gelişmeleri anlama şansımızı kullandık. Nitekim özellikle Rahşan’ın günlerinin toplantılara gelmemesi sonucu artık yurtların kapanacağı da kesindi. O zaman da İlkar gitmedi. Daha konuyu sert vurgulayacak temsilciler gönderildi.
Doktor İlkar’ın böylesi bir Türkiye öğrencilik birliktelik hikâyemiz var. Çoğu zaman da Ayrancı Yurdu’nda görüşmeci temsilcisi idi. Sonradan mesleğini sürdürdü. İnsancıl yönü hep söylendi. Her karşılaştığımız zaman “banbor veya omuz omuza” kelimelerle hitaplar yapıldı. Vekil adayı oldu. Seçilmedi. Fakat mesleğinde de yapılan söylemler hep iyi yönde idi. Pandemi dönemine dek sağlıkla uğraştı. Pandemi sonrası ise mesleğine pek dönmedi. Zaten hastalandı ve ölüm haberi geldi.
İlkar’la öğrenci döneminde epey ilişkimiz vardı. Çoğu anım da bunun üzerindedir. Arada da karşılaştık. Hep samimi havada kaldık. Ama zamanla hastalıkla duyumların ötesine geçemedik. Hele de bir arkadaştan ölüm haberini alınca, yaşam bir başkadır. Üstelik bir yıl önce o yolun başından geri dönmüşken.
Kısaca, İlkar’ı saygıyla anıyorum. Artık ilişecek güler yüzlü İlkar’ımız yok. Dostlarına başın sağ olsun demenin ötesinden elimden fazla bir şey de gelmiyor. Unutmayın, insanın geriye akılda kalanı ya iyilikleri veya kötülükleridir. İyi olanları yazarken de hüzünlenmemek içten değildir. Elbet yaşlanırken keşkeleri de söylediğimiz dönemler de olur. Hayat böylesi bir akışı içermektedir.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.




