yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Fransa'da isyan

Özkan Yıkıcı yazdı: Fransa’da isyan

Sık sık dış konularda uğradığım ülkelerden birisi de Fransa oluyor. Üstelik zamanında festival adıyla Fransa’ya yolculuklarım da oldu. Kendimce incelemeler de yaparak, okuyup öğrendiklerim yanına gözlemlerle de önemli birikim sağladım. Elbet Fransa’nın dünya siyasetindeki yeri de bu ilginin daha fazla oluşmasına da katkı hep yaptı. Tek tip dışında zengin siyasal koşulları ve sosyal denklemlerdeki dinamikler, Fransa’yı bir başka kılmaya yetiyor. Gelişmiş kapitalist ülke olması, sömürgecilik siyasetini de uygulaması, AB içinde önemli askerî güç ve ekonomik eksen hâli, bunlar egemen siyaset için önemli kriterlerdi. Ama tek tip değildir. Sınıfsal mücadele tarihi epey zengin. Paris Komünü’nden tutun burjuva ulusal devrimlerine, artık sayısını unutmaya yaklaştığımız cumhuriyet dönemleri de Fransa’nın salt egemen eksenle ele alınmamasını da oluşturdu. Yakın tarihte de önemli sayfaları var. Cezayir yakın tarihi, Altmış Sekiz öğrenci değişim rüzgârı bunların birkaçıdır. Bu eksen elbet partiler düzeyinde çeşitliliği de yarattı. Ayrıca öğrenci veya başka kesimlerin de siyasal denklemde sosyal muhalefet gerçeği hayat içinde hep karşımıza geldi. Nitekim dünya neoliberalleşme sürecine girip uçuşurken, Fransa en çok direnç gösterilen ülke idi. Üstelik zaman zaman seçeneklerle de muhalif çizgiler yükseldi. Bunun en net resmi Fransa politikasında faşist partinin yükselişi, merkez partilerin çöküşü, sol eksenin ikilemli duruşlarla toparlanamaması ve sosyal demokratların sağa teslim olmasını ilk bakışta sayarız. Yine siyasal eksenin sorunlar karşısındaki etkisiz veya güç kullanımı ikileminde, öteki etkenler patlayıp sokakta karşılık buluyorlar. Öğrenci hareketleri, sınıfsal sendika mücadeleleri, göçmenler ayaklanmaları, en son Sarı Yelekliler hareketi gibi birçok sosyal muhalefet dinamiği de var. Son öğrenci liselilerin başlattığı eylemlerin on yedi Ekim’deki patlayışı bize çok gerçek anlatır. İsterseniz eğitimle olan sorunları sıralar, isterseniz yöntemle çelişkilerle olanları genişletip sistemleştirip neoliberalizmin tükenişini de ilan etme sonucuna varırsınız. Bunlar bir Fransa gerçeğinin günümüz on yedi Ekim resmini kolayca kavramamızı sağlar. Biraz daha yaklaşırsanız Fransa’nın salt muhalif değil, örneğin Filistin bayraklarıyla da enternasyonal çizginin rengini görürsünüz. Fransa’nın İsrail aşkı neoliberal dayatmasının sokak karşılığı ile buluşursunuz. Tabii kimisi de seçimleri de işaret eder. İşte o zaman bir sorgudur başlar: Macron aslında son parlamento seçimlerinde de olduğu gibi tek başına kazanamaz. Hatta parlamento seçimlerinde birinci sol Halk Cephesi oldu. Ama şu tuhaflık iki kez hatta daha önce de oldu. Sırf faşist Le Pen kazanmasın diye ikinci turda sol Macron’a oy verdi. Oysa Macron son parlamento seçimlerinde olduğu gibi birinci sıradaki Boyun Eğmeyen Fransa partisi başkanının başbakanlığını değil, yine yenilgi üstüne yenilgi alan merkez partilerden birini tercih etti. Bu yüzden Fransa sokakları protestolar yanında sistem değişimini de savunan epey kesim de var.

Özellikle 1998’deki gibi sık sık Fransa’daki öğrenci olaylarını yazdım. Girişte ısrarla Fransa önemini de belirtmeyi görev kıldım. Çünkü Fransa hem neoliberalizme geçişi dirençle engellemeye çalışan hem de yeni seçenekler durumlarının da daha örgütlü hâle gelmesinin zorunlu olduğunu anlatan evrensel bir pratikti. Öğrenciler hem sistemi eleştiren hem de eğitimin metalaşıp piyasalaşmasını engellemeye uğraşan bir çizgide sosyal dinamik olarak sık sık direndiler. Çoğu zaman da devleti geri adım atmaya dek sonuç aldılar. Eğer bugün Fransız eğitimi, birçok kendilerinin de eleştirdiği duruma rağmen, öteki ülkelerde kamusal daha iyi ise öğrenci direnişlerinin önemi çok. Üstelik Fransa her konuda değindiğim gibi, kamuoyu hâlâ direnişleri ve sosyal hakların savunulmasını destekliyor. Devletin tüm propaganda enstrümanlarına rağmen yönetimlere destek hep azalır.

Son liselilerin çıkışı da önemli. Ama önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, eğer ki burada da oluyor, aynı durumlar burada sorgulanınca pek dikkate alan bile yok. Liseliler öğretmen istediler. Binaların tamiri ve çürüklüğü eklendi. Eğitim bütçesinde azaltma yapılmasına karşı çıktılar. Sınıflardaki kalabalıklardan söz vurdular. Ama yönetim ısrarla hem de sırf militaristleşmeye kaynak adıyla da kesintiye gider. Tabii başlangıç olup da karşılık gelmeyince, sorunlar artar. Konular derinleştikçe de sistem sorgulanır. Göçmenler durumu, sermaye gerçeği falan derken, meydanlarda Fransız devletinin soykırımına katkı yaptığı Filistin bayrakları da açılır. Yetmeyince de önemli bir tarihle buluşma ilan edilir. On yedi Ekim… yani Cezayir soykırımının yıl dönümü. Bu günde sokağa çıkılırken, sendikalar, çiftçiler, sol parti ve örgütleri de yerlerini alır. Sessizmiş gibi duran kısa zaman önce kurulan Sarı Yelekliler de sokağa iner. Bir sosyal patlama olacağı zaten bu isimleri gören anlar. Ama Macron hem de son dönemine rağmen sermayenin taleplerini yapma adına saldırganlaşır. Klasik burjuva lafları kullanılır. Dış düşman veya provokatörler denir. Oysa insani bir gerçektir: Siz şiddet uygularsanız, karşınızdaki yükselen öfkeyi hiç dikkate almazsanız, uyguladığınız şiddet elbet karşılık bulur. Elbet şu laf hep kullanılıp protestolar küçümsenmek istenir: “Şiddeti kabul etmiyoruz” denir. Elbet güncel Avrupa paranoyası da eklenir: “Rusya’nın kışkırtması”… Ama polisin şiddeti ve taleplerin nedeni genele katılmak istenmez. Hele de Macron ile başbakanı sanki durup dururken öğrenciler hem de liseliler sokağa çıkıp da ötekiler de fırsatı kollayıp karışıklık yarattıkları algısına oynarlar. Hâlbuki başlangıç talepleri net. Kalabalık sınıflar, öğretmen eksikliği, eğitime ayrılan bütçe kesintisi, daha nitelikli eğitim gibi istekler vardı. Hele de bu sıkıntılar varken, binalar dahi sorunlu hâli gösterilirken, sırf militaristleşme adına daha da kesintiyle kalemi daraltma öfkelerin oluşmasına yetip artıyor. Hele de bu ülke Fransa ise. Tabii gerçekler sırlanınca da neoliberalizmin çöküşüne dek gelinen net sistemsel duruma ulaşırsınız. Zaten bu gerçeklerle dünya eğitim sistemleri sorunlar yaşar, neoliberal kapitalizm çözüm yerine metalaştırma dayatırsa da hafta sonu resmi ortaya çıkar. Önceki yazımdaki ülkelerde de karşılık bulur. Yetmez: Arjantin ve Kolombiya öğrencileri ile hocaları ve sendikalar da aynı gerçeklerle birlikte sokakta boy gösterir.

Tek bir nokta dikkatimi çekti: K. Kıbrıs veya Türkiye’de bu enternasyonal kervana katılmayı beklemiyordum. Ama Yunanistan genelde, özellikle Avrupa çapında yayılan sosyal muhalefet eylemlerine duyarlıdır. Örneğin ben on yedi Ekim günü tıpkı Arnavutluk’tan Belçika’ya, İspanya’dan Arjantin’e varan dayanışma eylemlerine Yunanistan’ın da eklenmesini beklerdim. Bizde mi: Aynı sorunlar açıklandıydı. Fakat pişkin eğitim makamcımız öyle bir yalanlar dizisi anlattı ki demeyin gitsin. Üstelik şimdi bu politik sorunun kişileri gezip “buyurun efendim” ile karşılaşmaktadırlar. Ama değişmeyen gerçek: Fransa bize yeniden net olarak neoliberalizmin nasıl çöktüğünü anlatıyor. En yakın olay da şu: Brezilya’da da dayanışma eylemleri yapıldı. Bakalım Fransa gerçeği ile Brezilya ikinci tur seçimlerine yel etkisi olacak mı?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Alpay’ın anısına

Geceleyin yatmak üzere idim. Hâlâ uykum tam gelmediği için...

Özkan Yıkıcı yazdı: Zeynep Gayrinova’yı dinlerken Azerbaycan gelişmelerinden bir kesit

Nereden buldum bilemem. Herhâlde yetmişler sonunda tanıdık bir İran...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ayrancı yurdunun doktorcuğunu kaybettik

Türkiye'de Ankara Kıbrıs Erkek Yurdu'nun, yetmişler döneminde Doktorcuk lakaplı,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Şener Elcil yazdı: Bölgemizde Kısa Bir Gezinti

İçinde bulunduğumuz coğrafyada yaşananların temel çıkış noktası, İsrail Devleti’nin...

Çağla Elektrikçi yazdı: Kuzey Kıbrıs’ın gerçekten neye ihtiyacı var?

Kuzey Kıbrıs yeni bir seçim dönemine girerken, kamuoyundaki tartışmalar...

Fehim Taştekin yazdı: Yemen savaşının gizlenemeyen ortakları

Yemen’e karşı Suudi koalisyonunun utangaç bir tarafı var. Mekke...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kaptan faciadan önce itiraf etmiş: “Bu gemi gemi değil!”

Girne açıklarında 30 Ağustos’ta batan Filo Jet yolcu gemisiyle...

Özkan Yıkıcı yazdı: Alpay’ın anısına

Geceleyin yatmak üzere idim. Hâlâ uykum tam gelmediği için...

Özkan Yıkıcı yazdı: Zeynep Gayrinova’yı dinlerken Azerbaycan gelişmelerinden bir kesit

Nereden buldum bilemem. Herhâlde yetmişler sonunda tanıdık bir İran...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ayrancı yurdunun doktorcuğunu kaybettik

Türkiye'de Ankara Kıbrıs Erkek Yurdu'nun, yetmişler döneminde Doktorcuk lakaplı,...

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Canlı yayın