Geceleyin yatmak üzere idim. Hâlâ uykum tam gelmediği için de hafifçe orkuyu açtım. Piyano bölümüyle, sessizliğe yakın sesle de tuşlara bastım. Planlı bir ezgi yoktu. Birden elim sol tuşuna gitti. Hemen peşinden Fabrika Kızı melodisi dizilmeye başladı. Aklım birden uyarırcasına sızı verdi. Bu şarkı Alpay’ın diyordu. Alpay mı: Hafta içinde hayata gözlerini yuman Türkiyeli müzik sanatçısı. Alpay denilince de ölüm sonrası akla gelen şarkılar sıralandı. Her birinin yaşamla birleşen ortaklıkları da oluştu. Alpay ölse de benzer konularda şarkıları mutlaka hatırlanacaktır.
Diğer şarkılar da sıralanınca, daha uykum da gelmeyince, bilgisayarı açtım. En azından sanatın nasıl ölümsüzleştiğinin kanıtı olarak Alpay’ın ardından birkaç kelime yazmam gerektiğine inanç getirdim. Zaten birçok şarkıdan akılda kalanların bir kısmının da oldukça ek duygusal yönleri vardır. Alpay’ı öyle yaşamsal uzun uzun değil, şarkılarıyla yaşamdan uğurlamaya çalışacağım.****
Alpay denilince, ilk aklıma gelen Altmışlar ortası sonrası daha küçük denecek yaştaki elimde radyo ile, yeni yeni Batı müzikli eserleri dinlediğim an gelir. Cennete Giden Yol şarkısı adeta hatıra gibi ilklerle aklımda. Ama esas Alpay’ı yine Altmışların sonunda önemli şarkılarıyla yakaladım. Üstelik bu şarkılar tam da çakışacak şekilde radyo tiyatrolarında da fon müziği olarak kullanıldıydı.
Fabrika Kızı ve Beyoğlu’ndaki Kadın ezgileri bana çok önemli etki yaptı. Hâlâ yaşlı hâlimde arkadaşlara müzik ziyafeti çekerken, özellikle Tamirci Çırağından sonra Fabrika Kızı’nı bağlamayı hep yapmaya çalışırım. Bu iki şarkıdan özellikle Fabrika Kızı kitlesel çok kabul gördü. Senelerce Alpay’ın en uzun söylenen şarkısı oldu.
Kervan devam ediyordu. Alpay da sürece uygun plak veya albüm çıkarıyordu. Bazen folk türü bağlamalı ezgiler bazen, İspanyol ezgileri üzerine Türkçe sözler yazarak yerini koruyordu. Aşk Böyledir veya Can Karagözlüm folk türündeydi. Hem Okudum Hem de Yazdım ise derlenen Anadolu ezgisi hâlindeydi. Ama şu Eylül’de Gel şarkısı çok anlamlarla yükletildi. O dönem lise veya ortaokulda bütünlemeye kalan öğrenciler, eylül ayında bütünleme sınavına giriyorlardı. Onun için Alpay’ın aşk amaçlı sevgiliyi bekleme ezgisi, öğrencilerin bütünlemeye gelme şarkısı olarak kitleselleştirildi. Günümüze dek sevilen şarkılarından biridir.
Daha sıralanacak çok şarkısı vardı. Belirli çizgide folk’tan İspanyol ezgilerine bir sentezli şarkı dizilişi vardı. Hele de romantik sözlerle vurgucu çıkışları da önemliydi. Alpay bunlarla kendini kabul ettirdi. Fakat seksenlerdeki yasaklar ve kısıtlamalar ona da olumsuz etki olarak geldi. Ama doksanlarda yeni çıkışlarla kendine geldi. Gitme şarkısıyla epey yankı buldu. Artık yaşlanmış sesiyle Alpay müziğe devam ediyordu. Üstelik eski ezgilerini de yeniden düzenleyip piyasaya sürüyordu.
Ömrü böyle akıp sonlandı. Gezi Parkı olaylarında da ezgi yaptı. Böylelikle de benden yirmi yaş büyük olarak hafta içinde hayata gözlerini yumdu. Geriye birçok şarkısıyla sanatla yaşayacak bir Alpay kaldı.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.