Sonunda hayat bana yeni bir futbol şampiyonasına daha tanık olmamı taşıdı. Dünya futbol ülkeler arası şampiyonası bu defa ilginçlikleriyle de tarihe girecek. Üç ülkede birlikte düzenlenmesi bunların başında geliyor. En basitiyle üç ülke gruplara katılmadan direkt katılacak. Yine yeni kurallar denenecek. Ancak ilklerin belki de tarihte en çok iz bırakacak olanı, Amerika’nın daha turnuva başlamadan, ülkeye gelen konuyla ilgili insanlara yaptığı utanmazlıklardır. Siyasetin spora karışmasının da ötesinde, sistemin her alandaki kuralsızlıkla çürümüşlüğünün spora yansımasına da örneklerle tanık olduk.
Öyle örnekler oldu ki, şampiyonaya katılmayı garantileyen, federasyonun da onayı gerçekleşen İran kafilesine Amerika’da konaklama izni verilmedi. Daha da ileri gidip maç öncesi ve sonrası ülkede kalışına sınır konuldu. Yetmedi: madem konu İran, üstelik senelerdir şer ekseninde olup müsabakalar başlarken dahi Amerikan saldırıları sürerken, yine kafilede olan teknik heyetin önemli kesimine de vize verilmedi. Ama dünya futbol uluslararası federasyonu tıs demedi. Ne ısrar ne de protesto dahi yapılmadı.
Hadi İran’la savaş hali veya daha açıkçası Amerikan saldırganlığı en üst derecededir diyelim: olmaz ama diyelim yine… Peki Somalili hakeme neden giriş izni verilmedi? Senegallilere yapılanlar, Özbekistan ekibinin gümrükte karşılaştığı gibi uygulamalar en normal insana dahi yapılmıyor. Ama burası Amerika, sistemin en güçlü ülkesi. Hegemonik güç, rıza ile zorbalığı birlikte siyasallaştırıp kullanmaktadır.
Zaten şu soru sorulup Amerika’ya bu organizasyon verilmemesi gerekirdi: Amerika’da futbol gelişmiş değildir, öncelik buraya olmamalıydı. Fakat son düzenlemede kazanımlardaki şike iddiaları veya açık rüşvet göstergeleri bize konunun öyle masum ve sportif olmadığını kanıtlamaktadır. Bir de sporcuları düşünmeden, salt para eksenli gücün artığına da direkt tanık olduk. Sadece şu örnek nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlatmaya yetiyor: Futbolcular hem de sezon sonu bu etkinliğe katılıyor. Sağlıkları ve verimli olmalarına önem verilmelidir. Oysa sadece müsabaka yapmak için kaydedecekleri yollar epey uzun. Bu da yorgunluk demektir. Üstüne bir de sıcaklığı koyarsanız, sağlık dikkatinin dahi en basit kuralda gözetilmediği de ortada.
Tabii ki dünya denklemi de önemlidir. Federasyon Amerika’nın engellerine hiç ses çıkarmadı. Ne de olsa Amerika. Aynı hikâyeyi daha ikilemli olaylarda da yaşadık. Rusya elemelere alınmazken Ukrayna savaşı bahane gösterilirken, İsrail’in soykırıma varan Gazze örneğine rağmen elemelere alınması, çifte standardın da itirafının parıltılı biçimiyle karşılaşmamızı sağladı. Fakat bunlara ses çıkarılmadı.
Turnuvadan yaklaşık en az dokuz milyar dolar gelir bekleniyor; daha fazlası da olacağı kesin gibi. Katılıp da dağıtılacak miktar dört yüz elli milyon dolar. Ya gerisi? Anlıyor musunuz… Zaten bir önceki dünya kupasında da yazdığım gibi futbol, endüstri ekonomisinde dördüncü sırada. Sermaye gücünü bu yönüyle düşünün. Yine, futbol yaklaşık altmış milyar dolara varan kara para aklama alanı olarak tahmin edilmektedir. Ekonomik bu yönünün yanında hem kültürel hem de siyasal kitlesel kullanım merkezlerinden birisidir. Futbol maçlarındaki kitlesel seyir, şans oyunları oynama, kimliksel ihtiyacı giderme, psikolojik moral tatmin değeri taşıması ve birlikte ortak davranış arenası oluşturması, insanı denetleme olanağı siyaset tarafından kullanılmaya her zaman adaydır. Tabii ki iş sektörleşmeye, büyüdükçe de her olgu metalaşınca maç seyretmek dahi paralı hale geldi. Metalaşarak da yeni kazançlara açılım gerçekleşti.
Unutmadan: bu defa Dünya Kupası’na katılan ülke sayısı ilk defa 48 olmaktadır. Amaç, elbet spordan çok para kazanmak isteyenlerin talepleridir. Tabii ki spor yanında ulusal kimliklerin buluşması ile kültürel davranış hareketleri de turnuvada yeni konuşulacak ve görsel olarak dikkat çekmeye aday olgulardır.
Kısaca: dünya futbol şampiyonası ülkeler arası en nihayet başladı. İlginç ülke karşılaşmaları da olacağı kesin. Kimi sporcu pazardaki değeri için uğraşacak. Kimisi de ulusal kimliğe dayalı duygusal bir kültür de katacak. Bir anda siyasetin kullanım alanı, sermayenin de kâr alanı zenginleşecek. Sporla siyaseti, futbol ile kültürü, hepsini devam ettirerek kârlar elde edilip sermaye birikimi de sağlanacak. Ancak unutmayalım: müsabakalar ağırlıklı olarak Amerika’da. Amerikan başkanı spordan nüfuzu alırken, savaşla da kendi ülkesinde olan insanların memleketlerine füze yağdırmaktadır. Böylesi koşullarla, sonuçta skandalların birbirini kovalamasının ardından Dünya Kupası başladı. Haydi bakalım, bu turnuvayla daha hangi normal ile anormalliklere tanık olup dağarcığımıza koyacağız.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



