yazılariktibasOsman Öztürk yazdı: Rahmi Koç bir gün doktora gitmiş

Osman Öztürk yazdı: Rahmi Koç bir gün doktora gitmiş

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net
Kategori:

Doktor Kürt kadının derdini dinlemiş. “Hanımefendi perdenin arkasına gidin soyunun” deyince kadın demiş: “Doktor Bey, ilk sen soyun.”

Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç İzmir’de Amerikan Hastanesi’nin açılışında bu fıkrayı anlatmış. Açılışta bulunan eski Başbakan Binali Yıldırım’ın da dahil olduğu seçkin davetlilerin pek hoşuna gitmiş, kahkahalarla gülmüşler.

Görüntü ortalığa düşünce özellikle sosyal medyada Şeref Başkanı’na ve Koç Holding’e büyük tepkiler geldi.

TTB’nin yaptığı açıklama “Kadınları ve Kürtleri Aşağılayan, Hekimlik Meslek Onurunu Hedef Alan Çirkin Sözleri Kınıyoruz” başlığını taşıyordu.

DEM Parti suç duyurusunda bulundu. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı da “halkın bir kesimini alenen aşağılama” suçu kapsamında soruşturma başlattığını açıkladı.

Tepkilerin ardından Koç Holding’ten “Herhangi bir kimliği hedef alma niyeti taşımadığım sözlerim için içtenlikle özür dilerim. Üzüntümü samimiyetle paylaşmak isterim. Saygılarımla, Rahmi M. Koç” açıklaması geldi.

***

“Koç Holding A. Ş. Şeref Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi olan Rahmi Koç, 9 Ekim 1930’da Ankara’da doğdu.

John Hopkins Üniveristesi’nde (ABD) İşletme eğitimi alan Koç, askerlik hizmetini tamamladıktan sonra çalışma hayatına 1958’de Ankara’da, Otokoç’ta başladı. 1960’ta Koç Topluluğu’nu Ankara’da temsil eden Koç Ticaret’e geçen Rahmi M. Koç, Koç Holding’in Ankara’da bulunan merkezinin 1964 yılında İstanbul’a taşınmasıyla Koç Holding A. Ş. Genel Koordinatörü oldu. Sırasıyla 1970’te İcra Kurulu Başkanlığı, 1975’te Yönetim Kurulu Yardımcılığı ve 1980’de Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yaptı.

30 Mart 1980’de merhum Vehbi Koç Yönetim Kurulu Başkanlığı’ndan ayrılınca Başkan seçilen Rahmi M. Koç, görevine emekli olduğu 4 Nisan 2003 yılına kadar devam etti. Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı büyük oğlu Mustafa V. Koç’a devreden Rahmi M. Koç, bu tarihten itibaren Yönetim Kurulu üyeliğine devam ederken, Onursal Başkan ünvanını aldı.”

Koç Holding’in web sitesindeki biyografisi böyle yazılmış.

Sitede “Görev aldığı hayır kurumları, sosyal ve mesleki kuruluşlar” da listelenmiş. Listede Koç Üniversitesi Mütevelli Heyeti ve Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanlıkları da yer alıyor.

***

Bu yazıya karar verirken yüz yaşına yaklaşmış birinin sözlerini ciddiye alıp almama konusunda epey tereddüt geçirdim. Girişteki fıkrayı mahalle kahvesinde bakkal Recep Efendi anlatsa kalem oynatmaya değmezdi. Ama söz konusu kişi bugünlerde yüzüncü yılını kutlayan, neredeyse Cumhuriyetle yaşıt bir sermaye imparatorluğunun patronlarından, eğitimli bir burjuva olunca lafı hak ediyor.

Hepi topu üç cümlelik bir fıkra ve iki cümlelik bir özür açıklaması ama neresinden tutsan dökülüyor.

Bir kere açıklamada hiçbir kimliği hedef alma niyeti taşımadığını söylüyor ama fıkrada söz edilen olay doktorla Kürt kadın arasında geçiyor. Şeref Başkanı ve Koç Holding acaba kadınlığın ve Kürtlüğün birer kimlik olduğunu da mı bilmiyor?

Kelimenin tam manasıyla özrü kabahatinden büyük bir açıklama olmuş.

Sonra, neden İngiliz, Fransız, Alman ya da Türk kadın değil de Kürt kadın?

Mizahtır, böyle şeylere takılmamak lazım, diye geçiştirebilir miyiz? Bir kimliği aşağılamanın en yaygın yolu mizah değil midir? Sinema, tiyatro olsun, edebiyat, karikatür olsun Türk mizahında kaba, cahil, görgüsüz tipler neden kahir ekseriyetle Kürt karakterleriyle temsil edilir?

Peki neden istisnasız bütün doktor fıkralarında doktorlar erkektir? Hastanelerde neden hala kadın doktorlara “Doktor Bey” diye hitap edilir? Doktorluk hala daha erkek mesleği midir?

Neyse. Şeref Başkanı’nın buram buram ayrımcılık ve cinsiyetçilik kokan fıkrasına kamuoyunda epey tepki geldi. O nedenle bunları geçeyim de olay hekimlik cephesinden nasıl görünüyor, ona geleyim.

***

Amerikalarda eğitim görmüş burjuvamız bilmiyor ama hekimlik profesyonel bir meslektir ve biz hekimler mesleğimizi dünyanın en katı mesleki kurallarına bağlı kalarak yaparız. Böyle olmasa zaten hekimlik yapamazdık.

Bundan 2 bin 500 yıl önceki Hipokrat Andı dahil hekimlerin hastalarına cinsel obje olarak yaklaşması yasaktır.

Bizim için muayene ve tedavi ettiğimiz hastanın cinsiyeti sadece ve sadece “Falanca biyokimya değeri kadınlarda erkeklere göre daha düşüktür”, “Filanca hastalık erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür” gibi tıbbi açılardan anlam taşır.

Üstelik biz hekimler muayene esnasında hastadan soyunmasını istediğimizde zannettiğiniz gibi baştan aşağı soyunmasını kastetmeyiz. Kalbini, sırtını dinlemek, karaciğerini, dalağını yoklamak için ve de hastanın şikayetine göre ilgili vücut bölgesini açmasını isteriz.

Durum sizin fantezilerinizdeki gibi değil, yani!

***

Taşralı bir erkeğin bunlardan habersiz olması başka mesele de, bir patronun hekimlik ahlakıyla ilgili bu temel bilgilerden bile habersiz olarak yıllarca hastane yönetmesi vahim. Hastane patronlarının en eliti böyleyse vay halimize!

Neyse. Yazıya fıkrayla başladık, gene fıkrayla bitirelim.

Rahmi Koç bir gün doktora gitmiş. Doktor derdini dinlemiş. “Beyefendi perdenin arkasına gidin soyunun” deyince Rahmi Koç demiş: “Doktor Bey, sen soyun.”

Doktor şaşkınlıkla “Ben doktorum, niye soyunayım?” deyince Rahmi Koç ne cevap vermiş, dersiniz?

“Sen doktorsan ben de patronum. Doktor, moktor dinlemem, önüme geleni soyarım!”


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Elif Görgü yazdı: Trump’ın yolu Paşinyan’dan geçiyor

Ermenistan 7 Haziran Pazar günü parlamento seçimlerine gidiyor. Sadece...

Gürsel Köksal yazdı: Almanya’nın büyük hezimeti

Almanya, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki Güvenlik Konseyi üyeliği seçimlerdeki...

Murat Çakır yazdı: Topyekûn sınıf savaşı

Almanya’daki toplumsal ve siyasi sol, yani farklı hareketler, sendikalar...

Özge Güneş yazdı: Emperyalizme kafa tutmanın bedeli

Trumpizmin küresel ölçekte yükselişi ve küresel militarist dalganın İsrail-İran gerilimi üzerinden...

Zafer Taşkın yazdı: Savaş ekonomisi, sosyal devletin geriletilmesi ve sınıf

Son yıllarda Almanya’da siyasal ve ekonomik tartışmalar giderek daha fazla...
4,502BeğenenlerBeğen
1,574TakipçilerTakip Et
3,954TakipçilerTakip Et
856AboneAbone Ol

Son eklenenler

Şener Elcil yazdı: Gerçek Güç

Filistin lideri Yaser Arafat ve İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın yönetimde olduğu ve barış sürecinin devam ettiği...

Özkan Yıkıcı yazdı: Seçimleriyle Ermenistan örneği

Son günlerde önemli medya kanalları bir seçimi öne çıkardılar....

Özkan Yıkıcı yazdı: Etiyopya seçimleriyle ülke gerçeği

Bazen güncel haberle kalınınca, hem anlık yetinme hem de...

Çağla Elektrikçi yazdı: Persepolis’i Bugün Okumak: Siyah-Beyaz Stil, Direniş ve Hafıza

Marjane Satrapi'nin Persepolis adlı eseri, çarpıcı siyah-beyaz görselliğiyle hemen...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türk Yerleşimci Kolonyalizmi Bağlamında AKP Temsilciliyi ve Selimiye Meydanı

Lefgoşa’da Selimiye Meydanı olarak bilinen Lefgoşa’nın eñ önemli meydanı,...

Niyazi Kızılyürek yazdı: 1958’in “Kara Haziran’ı” (I) provokasyon ve şiddet

1958 Haziranı’nın yakın Kıbrıs tarihinde apayrı bir yeri vardır;...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Medeni Kanun’un parça parça tasfiyesi

Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun (EŞİK) uzun süredir dikkat çektiği ‘Medeni Kanun’un...

Canlı yayın