yazılariktibasÖldürmeyi reddedenler - Şendoğan Yazıcı

Öldürmeyi reddedenler – Şendoğan Yazıcı

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net
Kategori:

Anayasa Mahkemesinin önünde 30’dan fazla vicdani ret başvurusu yıllardır bekliyor. Bunlardan 3’ü bana ait, yaklaşık 8 yıldır karar verilmedi… İsrail’de, ABD’de, Rusya’da insanlar savaş makinesinin dişlisi olmayı reddedebiliyorsa burada neden olmasın?

Savaşı reddetmek bugün dünyanın her köşesinde somut bir politik eylem haline geldi. Reddedenler ne kahraman ne korkak; savaş makinesinin çarklarına bilerek ve isteyerek çomak sokan insanlar. Bu çomak İsrail’de bir celp kağıdını yakmak, ABD’de vicdani ret dilekçesi vermek, Rusya’da sınırı geçip kaçmak biçimini alıyor. Biçimler farklı, eylem aynı: öldürmeyi ve öldürülmeyi kabul etmemek.

İsrail’de olan biteni anlamak için birkaç isme bakmak yeterli. 19 yaşındaki Itamar Greenberg soykırıma ortak olmaktansa toplam 197 gün hapis yattı, beş ayrı ceza aldı. Tıbbi ya da psikolojik muafiyet başvurusu yapmayı bile reddetti; tek talebi Gazze’deki katliamın durmasıydı. 18 yaşındaki Yuval Peleg ve Ayana Gerstmann aynı yolu seçti: cezaevine girmeyi askere gitmeye tercih etti. Temmuz 2025’te Tel Aviv’de bir grup genç celp kağıtlarını meydanda yaktı. Onlardan biri olan 19 yaşındaki Yona Roseman’ın sözleri net: soykırıma katılan bir asker bile azalsa bu olumlu bir adımdır. Rakamlar da bireysel cesareti destekliyor. İsrail ordusunda yedek askerlerin göreve dönme oranı yüzde 30 ile 50 arasında düştü. Yesh Gvul hareketine göre bu, 1982 Lübnan Savaşı’ndan bu yana en büyük ret dalgası. Ekim 2023’ten bu yana 100 binden fazla yedek asker göreve dönmedi. Çoğunun motivasyonu ideolojik değil, yorgunluk ve umutsuzluk. Ama savaş makinesi askerler çalışmayı bıraktığında durur, motivasyonu ne olursa olsun.

ABD’de tablo benzer bir kırılmaya işaret ediyor. İran’a yönelik askeri operasyonların başlamasıyla birlikte Center on Conscience and War’a yapılan vicdani ret başvuruları yüzde 1000 arttı. Örgütün danışmanları onlarca yıldır bu işi yapıyor: Irak işgalinin, Afganistan’ın en kanlı yıllarında bile bu düzeyi görmediklerini söylüyorlar. Bu patlamanın arkasında bir kuşak kırılması var. Gazze soykırımını canlı yayınlardan izleyen bir nesil, ordunun ne yaptığını artık biliyor ve o ordunun dişlisi olmayı reddediyor.

Ukrayna’da ve Rusya’da savaşı reddeden gençler hapsediliyor. Ukraynalı vicdani retçi Yurii Sheliazhenko keyfi gözaltına alındı, uluslararası dayanışmayla serbest bırakıldı ama tehdit altında yaşamaya devam ediyor. Gazze’den İran’a, Ukrayna’dan Rojava’ya savaş makinesi dört koldan çalışıyor ve her kolda direnç var.

Bu tabloyu bir vicdani retçi olarak dışarıdan değil içeriden biliyorum. Türkiye, savaş düzeninin hem uygulayıcısı hem laboratuvarı: Rojava’da doğrudan askeri operasyonlar yürütüyor, NATO’nun güney kanadında silah ticaretinin göbeğinde duruyor, ama vicdani ret hakkını tanımıyor. Avrupa Konseyi’nin 47 üyesi arasında bu hakkı tanımayan tek ülke Türkiye.

Vicdani ret ilk kez 1989’da Tayfun Gönül, ardından Vedat Zencir tarafından Sokak Dergisi’ndeki basın açıklamalarıyla ilan edildi. Osman Murat Ülke ise 1995’te celp kağıtlarını yakarak bu tutumu eyleme dönüştüren ve cezaevine giren ilk retçi oldu; aynı eylem nedeniyle defalarca yargılandı, iki buçuk yıl hapis yattı, “emre itaatsizlik” ve “firar” suçlamalarıyla kısır bir döngüye sokuldu. AİHM bu döngüyü 2006’da “sivil ölüm” olarak niteledi. Aradan yirmi yıl geçti, devlet kararı uygulamadı. Mehmet Tarhan, Halil Savda, İnan Mayıs Aru, İnan Suver, Muhammet Serdar Delice, Ercan Aktaş… Liste uzun. Hepsi aynı kaderi paylaştı ve paylaşıyor: aynı ret, aynı ceza, aynı döngü. Aru hâlâ defalarca yargılanıyor, her seferinde “suça eğilimli kişiliği” gerekçesiyle ceza indirimi bile yapılmıyor.

Devletin bu döngüyü sürdürme stratejisi de bilinçli. Anayasa Mahkemesinin önünde 30’dan fazla vicdani ret başvurusu yıllardır bekliyor. Bunlardan 3’ü bana ait, yaklaşık 8 yıldır karar verilmedi. Devam eden 8 ayrı davam var. AYM olumlu karar verse Anayasa’nın 90. maddesinin 5. fıkrası gereği vicdani ret hakkını fiilen tanımış olacak. Olumsuz karar verse AİHM’de kesin kaybedecek. Bu yüzden karar vermiyor. Başvuruları yıllarca bekletiyor, retçinin AİHM’ye gitmesini engelliyor, retçi sivil ölüme mahkum edilirken zaman kazanıyor. Hakkı tanımamak yetmiyor, hakkın tanınmasını talep edecek yolu da tıkamak gerekiyor. 

Dünya genelinde insanlar savaşa karşı örgütlenirken, sokaklara çıkarken, askere gitmemeyi kolektif bir eylem olarak pratiğe dökerken Türkiye’de savaş karşıtı örgütlü bir hareket neredeyse yok. Devlet militarizmi eğitimden siyasete, medyadan gündelik dile kadar her alanda yeniden üretiyor. İsrail’de, ABD’de, Rusya’da insanlar savaş makinesinin dişlisi olmayı reddedebiliyorsa burada neden olmasın?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

Federico Pita yazdı: Latin Amerika tekno-faşizmin yeni laboratuvarı

Latin Amerika, teknoloji-üstüncülüğünün siyasi ve ideolojik laboratuvarına dönüşüyor. Silicon Valley milyarderi...

Ertan Erol yazdı: Trump’ın kayığında Kolombiya sağı

Kolombiya’da Seçilmiş Başkan Abelardo de la Espriella kuracağı hükümeti...

Shamim Chaudhry yazdı: Güney Asya’nın genç kuşağı yeni bir sosyal devrime doğru mu ilerliyor?

Güney Asya, şu anda dünyadaki genç nüfus oranının en...

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,907TakipçilerTakip Et
921AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Karışık işler, vesselam!

Yazıyı yazdığım an, 18 Ağustos günüydü. Siz ne zaman...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ufak bir canlanışa girişirken

Genelde havamız sıcak. İşiniz yoksa da çoğu zaman evden...

Özkan Yıkıcı yazdı: Diplomasi kıskacında, Libya

Libya, bir anda gündemde çalkalanarak, darmadağın olmuştu. Birçok gücün...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden bir ittifak yazısı: Mekke

Mekke İttifakı sorularla birlikte konuşulmaya devam ediliyor. Tabii ki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Canlı yayın