yazılariktibasKatliam Teknolojileri: İran’a Emperyalist Saldırıda Yapay Zekâ Kullanımı – Davi Barbosa

Katliam Teknolojileri: İran’a Emperyalist Saldırıda Yapay Zekâ Kullanımı – Davi Barbosa

Orjinal yazının kaynağımovimentorevista.com.br
alıntı yapılan kaynakimdatfreni.org
Kategori:

LUCAS, geçen cumartesi İran semalarını istila eden Amerikan insansız hava araçlarını tanımlayan bir kısaltma. Bu araçlar, Orta Doğu’daki bu ülkeye karşı ABD ve İsrail tarafından organize edilen bir operasyon kapsamında Ayetullah Ali Hamaney’e yönelik füze saldırısının önünü açtı. Saldırı ayrıca bir kız okulunu da yok etti ve 160’tan fazla kişinin ölümüne yol açtı. LUCAS dronları ya da “düşük maliyetli insansız muharebe saldırı sistemi”, İran’ın füzesavar radarlarının konumunu haritalamak için yapay zekâ ve ileri teknolojik sistemler kullandı. Bu radarları imha ettikten sonra, Amerikan ve İsrail savaş uçakları ile füzelerinin girebilmesi için hava sahasını temizlediler. Emperyalist bir gücün savaş bağlamında yapay zekânın büyük ölçekli kullanımını denediğine tanık oluyoruz. Bu durum, dünyanın dört bir yanında soykırımların ve katliamların patlak verdiği bir çağda eşi görülmemiş sonuçlar doğurmaktadır.

ABD ve İsrail güçlerinin İran’a karşı yapay zekâ kullanımı tesadüf değildir. Bu, ABD, İsrail, Rusya ve Çin gibi küresel güçlerin askerî cephaneliklerini yeniden yapılandırma sürecinin somutlaşmış hâlidir. Bu ülkelerde yapay zekâ, otonom dronlar, siber saldırılar ve kitlesel gözetim, yeni savaş biçimlerinin geliştirilmesinde merkezi bir rol oynamaktadır. Bu teknolojilerin, nüfusları katletmeye ve rejimleri devirmeye yönelik bir stratejiye entegre edilmesi ancak “askerî-sınai-dijital kompleks”in güçlenmesi sayesinde mümkündür. Bu ifade, ABC Federal Üniversitesi (São Paulo eyaleti) profesörü Sérgio Amadeu’nun son kitabına da adını vermektedir.

Askerî-sınai kompleks, devletin Big Tech şirketlerinin veri toplama ve işleme gücünü kullanarak tüm nüfusları gözetlemesi, saldırı stratejileri belirlemesi ve hedefler saptamasıyla birlikte, giderek “dijital veriler” etrafında yeniden şekillenmektedir. Google, Amazon, Microsoft ve Meta gibi şirketler ile OpenAI, Oracle ve Anthropic gibi yapay zekâ firmaları artık yalnızca ticari hizmet sağlayıcıları değildir. Artık çağdaş emperyalist devlet yapısının ayrılmaz bir parçası hâline gelmişlerdir.

Donald Trump, 2024’te seçilmesinden bu yana, artık ABD’nin “Savaş Bakanlığı” olarak adlandırılan yapının stratejik alanlarını koordine etmek üzere büyük teknoloji şirketlerinin birçok yöneticisini göreve çağırmıştır. Bu durum, söz konusu şirketlerin askerî aygıtla nasıl iç içe geçtiğini; Trump’ın tahakküm arzusunu gerçekleştirmek için bu aygıta veri, yazılım ve teknolojik altyapı sağladıklarını göstermektedir. Ayrıca finans piyasalarında ABD devleti, İsrail devleti ve Big Tech şirketleri arasında yapılan sözleşmeler yoluyla milyarlarca dolarlık hareketler yaşanmakta, bu da rantçı neoliberalizm için yeni bir birikim alanı yaratmaktadır.

Ne yazık ki İran’a karşı kullanılan teknolojiler daha önce Orta Doğu’nun başka bir yerinde, Gazze Şeridi’nde test edilmişti. İsrail, Ekim 2023’te başlayan ve hâlâ süren katliamlar boyunca ileri teknolojileri ve yapay zekâyı kullandı. Sergio’nun kitabında ele aldığı en çarpıcı örneklerden biri, Google ile İsrail askerî güçleri arasındaki ilişkidir. Big Tech şirketleri tarafından sürekli toplanan kişisel veriler yüksek katma değerli varlıklardır. Bu veriler, Netanyahu’nun hedeflerin haritalandırılması ve sözde “teröristlerin” ya da Hamas üyelerinin sınıflandırılması için sofistike araçlar geliştirebilmesi amacıyla Google tarafından İsrail’e sunulmuştur. Google böylece Filistinlilerin biyometrik olarak tanımlanmasına yönelik modellerin geliştirilmesine olanak sağlamıştır. Bu araç, dronlar tarafından gerçekleştirilen sürekli haritalamayla birleştiğinde Gazze’yi dünyanın en yoğun şekilde gözetlenen bölgesi hâline getirmiştir. Ancak bu son derece hassas teknoloji Filistinlilerin hayatını korumamış; tersine, bölgedeki tüm sivil altyapıyı yok eden yaygın bombardımanlar ve katliam stratejisinin bir parçası olmuştur.

Bununla birlikte yakından incelenmesi gereken çelişkiler de vardır. İran’a yönelik mevcut saldırı bağlamında Trump yönetimi, Anthropic şirketinin “Claude” adlı yapay zekâsının dronların otomasyonunda kullanılmasına izin vermemesiyle karşı karşıya. Bu araç, ABD Savunma Bakanlığı tarafından bir milyar dolarlık sözleşme kapsamında sipariş edilmişti; ancak şirket bu teknolojinin savaş araçlarının otomasyonu için kullanılmasına karşı çıkıyor. Buna rağmen artık çok geç: ABD hükümeti, ayın 28’inde İran’a yönelik saldırıların koordinasyonunda Claude yapay zekâsının kullanıldığını belirten bir açıklama yayımladı. Kendini “sorumlu yapay zekâ” yaklaşımının temsilcisi olarak sunan Anthropic’in bu konumu, acı bir gerçeği ortaya koymaktadır: Yapay zekâ otoriter hükümetlerle bir pazarlık unsuru olarak kullanıldığı sürece halklar için hiçbir ilerleme perspektifi olmayacaktır. Öte yandan, Google’da çalışan yirmi sekiz kişi, 2024 yılında şirketin CEO’su tarafından işten çıkarılmıştır; bu kişiler, Gazze Şeridi’nde kullanılan teknolojileri geliştirmeye yönelik 1,2 milyar dolarlık Google-İsrail sözleşmesini eleştirdikleri ve Nimbus projesine karşı çıktıkları için cezalandırılmışlardır.

Dünya çapında ezilen halklarla dayanışma eylemlerimizi yoğunlaştırmak ve emperyalizme karşı mücadelemizi güçlendirmek için, neoliberalizmin yeni bir aşamasına girdiğimizi kavramak gerekmektedir. Bu aşama, teknoloji şirketlerinin merkezî rolü ve tüm toplumun platform modeli temelinde örgütlenmesiyle karakterizedir. Silikon Vadisi ideolojisiyle cilalanmış yapay zekâ, hâlâ dünyanın sorunlarına çözüm olarak sunulmakta; oysa gerçekte içinden geçtiğimiz çok boyutlu krizin derinleşmesinde temel bir unsurdur. Dijitalleşmiş askerî-sınai kompleksin egemenliği altında olduğumuz tespiti, kapitalizmin bu karanlık yüzüne karşı radikal bir mücadele programı geliştirme aciliyetini ortaya koymaktadır. Gerekli olan, onun başlıca temsilcileriyle -Big Tech şirketleriyle- kopuştur.

1 SILVEIRA, Sergio Amadeu, “As big techs e a guerra total: o complexo militar-industrial-dataficado”. São Paulo, Editora Hedra, 2025

2 The Authoritarian Stack.

3 Google demite 28 funcionários que protestaram contra contrato entre a empresa e Israel | G1.

Davi Barbosa, sosyolog, gazeteci ve Brezilya’da MES/PSOL militanıdır. Hâlen UFABC Üniversitesinde yüksek lisans hazırlığı yapmakta; burada Meta’nın Brezilya’daki faaliyetleri ve dijital sömürgecilik üzerine araştırmalar yürütmektedir.

6 Mart 2026’da Movimento dergisinde yayımlanmıştır.

ESSF için Pierre Vandevoorde tarafından Deeplpro yardımıyla çevrilmiştir.

https://inprecor.fr/technologies-massacreuses-lutilisation-de-lintelligence-artificielle-dans-lattaque-imperialiste

Türkçesi: İmdat Freni Çeviri Kolektifi


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Kerem Göktan yazdı: 11 Eylül sonrası ABD-Çin ilişkileri: Ortak yaşam-gerginlik sarmalı

11 Eylül 2001’de gerçekleşen radikal İslamcı terör saldırısı sonrası...

Enzo Traverso yazdı: Marx, tarih ve tarihçiler: Yeniden kurulması gereken bir ilişki

Son yıllarda başlayan ve yaygın olarak “yeni eleştirel düşünceler”...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Fehim Taştekin yazdı: Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Minab’da kıyamet yaşandı

Geçtiğimiz hafta, ABD’de bağımsız gazetecilik adına ciddi işler yapan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sonbaharda ısınan Fransız sokakları

Şöylesine bir haber düşünün: “K. Kıbrıs'ta bazı talepler sonucu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeni döneme açılan yelkenleri ile Irak

Ortadoğu'nun siyasal tarihinde Irak, kavşak dönemlerde dahi önemli sıçramalar...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta işgal bitti! Peki şimdi ne olacak?

30 Eylül 2026 Irak için tarihi bir gün. Yaklaşık...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Sabahleyin klasik altı buçuk yataktan kalkma dönemim başladı. Önce...

Canlı yayın