Kıbrıs iktibasLevent AtikoğluKurtarılanlar ve kurtarıcılar - Levent Atikoğlu

Kurtarılanlar ve kurtarıcılar – Levent Atikoğlu

Bir hukuk zaferi gibi sunulan, ama gerçekte siyasetin gölgesinde şekillenen kahramanlık hikâyeleri ve sessiz mağdurlar üzerine bir gözlem.

Beş Kıbrıslı Rum serbest kaldı. Kahramanlık kınalarını yakabilirsiniz… Ama hangi şartla? Kuzeyde kalacaklar. Yani yarı özgür, yarı tutsak bir hayat. Buna rağmen, bu tabloda kahramanlık gösterisi izlenimi var…

Kurtarıcıların flaşlı pozları, mağdurların sevinç gözyaşlarının önüne geçti. Kıbrıs’ın kuzeyinde kalma şartıyla serbest bırakılan beş yaşlı ve hasta Kıbrıslı Rum “özgürlüklerine” kavuştu.

Bu serbest bırakılış, bir hukuk zaferinden çok, siyasi dengelerin gölgesinde yazılmış bir kahramanlık hikâyesi gibi…

Haberlere düşen fotoğraflar, sahnede bir zaferi andırıyordu; oysa perde arkasında başka bir gerçeklik saklıydı. Fotoğraf makineleri şakırdadı. Serbest kalanlar sevinçten avukatlarına sarıldı, yanlarındaki insanlara, eşine dostuna dokunarak gözyaşı döktü. Ayların ağırlığı, dar hücrelerin rutubetli kokusu o an akıp gitti.

O sahne, bir hukuk başarısı gibi servis edildi. Fotoğraflar çekildi, kahveler içildi belki, kahramanlık ilanları yapıldı.

İşin özüne dokunanlar ise, her işte olduğu gibi, kenara itildi. Aylar boyunca sorunun köküne işaret eden, sesini yükseltenler,  unutuldu…

Haftalardır “sorunun kökü başka yerde” dedik ama oyunu kuralına göre oynayanlar oldu kahraman…

Misafir rolünü üstlendi Kıbrıslılar kendi anayurtlarında.

Sahneyi, flaşların önünde poz veren kurtarıcı kahramanlar aldı.

Sanki aylarca süren haksızlık bir günde aklanmış, siyaset bir lütuf dağıtmış gibiydi.

Mahkeme koridorlarında sürüklenen bedenler yokmuş gibi davranıldı, hasta insanlar karakol kapılarında saatlerce bekletilmemiş gibi, ayların yükü sırtlara yüklenmemiş gibi gösterildi.

Gerçeklik bir kez daha utandı. Onlarca kez sorgulandılar. İş, en başından misillemeydi, düzmeceydi, planlıydı.

Ayların yükünü omuzlayan o yaşlı insanların gözlerine kimse bakmadı. Ve bütün bunlar olurken tek bir güçlü tepki gelmedi.

Planlı, hesaplı, seçim arifesi hiyerarşisiydi tüm olanlar…

Ne meydanlarda, ne sokaklarda bir ayaklanma oldu.

Sessiz onayların gölgesinde, anlaşmaların utancıyla verilen rızalar, yayımlanan bildiriler, üst üste eklenen endişeler devreye anlaşmalı şekilde girdi, içten gelmeden, vicdan utandı…

Sosyal medyada abartılı ve seri paylaşımlar belirdi, bitmek bilmedi. Ama özüne, yani haksızlığın kendisine dokunan ses çok azdı.

Kahramanlık oyunu Kıbrıs’ın siyasi sahnesinde defalarca oynandı. Bir yanda mağduriyet, diğer yanda kurtarıcı rolü… Politik çıkarlar uğruna insanlar tüketildi, yaşlı bedenler pazarlık masasına malzeme edildi. Siz ise seyirci kaldınız ve şindi kahramansınız.

Alkışlayanlar, söylenip geçenler oldu. Ama kimse dekoru yıkmaya cesaret edemedi.

Asıl gerçek: Bugün elde kalan, kurtarılanların gözyaşları ve kurtarıcıların gururla salladığı fotoğraflar oldu. Yazılan ise bir “hukuk başarısı” hikâyesi. Oysa çıplak gerçek şu: Hukuk, ancak siyasetin izin verdiği kadar işledi. İnsan hakları, ancak dengeleri bozmadığı sürece hatırlandı. Aylarca süren haksızlık ve sessizlik, zincirlerle yaşamaya mahkum edilenleri görünmez kıldı.

Beş yaşlı beden serbest kaldı. Ama biz hâlâ zincirlerimizle yaşamaya devam ediyoruz. Biz hâlâ bu kahramanlık perdesinin, aynı zamanda temsilinin seyircisiyiz.

Vatana millete hayırlı olsun!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,896TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Fehim Taştekin yazdı: Yemen savaşının gizlenemeyen ortakları

Yemen’e karşı Suudi koalisyonunun utangaç bir tarafı var. Mekke...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kaptan faciadan önce itiraf etmiş: “Bu gemi gemi değil!”

Girne açıklarında 30 Ağustos’ta batan Filo Jet yolcu gemisiyle...

Özkan Yıkıcı yazdı: Alpay’ın anısına

Geceleyin yatmak üzere idim. Hâlâ uykum tam gelmediği için...

Özkan Yıkıcı yazdı: Zeynep Gayrinova’yı dinlerken Azerbaycan gelişmelerinden bir kesit

Nereden buldum bilemem. Herhâlde yetmişler sonunda tanıdık bir İran...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ayrancı yurdunun doktorcuğunu kaybettik

Türkiye'de Ankara Kıbrıs Erkek Yurdu'nun, yetmişler döneminde Doktorcuk lakaplı,...

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Canlı yayın