kızıl yeşilekolojiKuraklığın sebebi insanlardır - Abdullah Aysu

Kuraklığın sebebi insanlardır – Abdullah Aysu

Kategori:

ekolojYakın zamana kadar dört mevsime sahiptik. Artık dört mevsimimiz yok. İklim değiştirildi, bize sadece bahar ve yaz mevsimi kaldı. Yaşadığımız bahar ve yazlar da, eski bahar ve yazlardan farklı. Bir yanımız bahar bahçe, diğer yanımız kar, boran ve tipi.

İklimbilimciler ciddi bir kuraklığın olacağını belirtiyorlar. Kuraklık, tüm canlılar için felaket. Çiftçiler için tam bir ölüm olmazsa da, yoğun bakım ünitesine bağlanmak gibi bir şey. Yetkililer; “Eylülden Aralık ayı sonuna kadar tahıl bölgelerine düşen yağışlar, yüzde 47’inin altında, bundan sonra kuraklık yaşanmasa bile yüzde 20 verim düşüşü kaçınılmaz” diyorlar.

Kuraklığın nedeni ise, küresel iklim değişikliği ve ona bağlı olarak yağış rejiminin değişmesi. Yağış rejimi de, öyle durup dururken değişmiyor. Küresel iklimi değiştiren pek çok neden var. En önemli etken, salınan karbondioksitin birikmesi oluyor. Uygulanan tarımsal model, gıda işleme tarzı, paketlenmesi ve nakliyesi iklim değişikliğinin neredeyse yüzde 50’sinin sebebi durumunda.

 

Tarımsal üretim

Tarımsal üretim modelinde hibrit tohum kullanılıyor. Hibrit tohumlar da, gübresiz yüksek verim vermiyor. En çok da, azotlu gübreler kullanılıyor. Kullanılan azotlu gübreler, küresel iklime karbon dioksitten 25 kat daha fazla zarar veriyor. Tarımsal üretimde yerel tohum kullanımına geçilmiyor.

 

Arazi ve ormansızlaştırma

Küresel ısınmanın yüzde 15-18’i açılan arazi ve ormansızlaşmadan oluyor. Türkiye, 1928’den bu yana mera varlığının üçte ikisini kaybetti. Oysa meralar sadece hayvanların beslendiği, canlıların yaşadığı yerler değildir. Aynı zamanda karbon dioksit stoklayan yerlerdir. Yönetenler, meraları ranta açmak için elinden geleni ardına koymuyor.

Bir yandan kuraklığa bağlı olarak orman yangınları almış başını gidiyor diğer yandan ormanlık alanlar biyoyakıt için tıraşlanıyor, yok ediliyor. Engellenemiyor.

 

Gıda endüstrisi

Gıdaların işlenme biçimi, paketlenmesi ve nakliyatı küresel ısınmanın yüzde 15-20 artmasının nedeni durumunda. Gıda şirketlerinin marifetiyle gıdalar dünyanın bir ucundan diğer ucuna sürekli seyahat halinde.

Kısacası, toplam sera gazının yüzde 44 ile yüzde 57’sinden, endüstriyel tarım ve küreselleşmiş gıda sistemi sorumlu. Bu demektir ki, şu anki gıda sistemimiz, tarımsal modelimiz gibi sorunlu ve baş kirletici.

İşte bu tarım, gıda ve sanayideki yanlış uygulamalar ve doğaya aykırı faaliyetler nedeniyle yağış rejimi değişiyor. Yağış rejimi bozuldukça da, bazı bölgeler kuraklıktan kavruluyor, bazı bölgeleri ise sel götürüyor.

Aslında bunları yaşamaya mecbur değiliz. Çünkü tarım bütünüyle yenilenebilme potansiyeli taşır. Kimyasalsız küçük köylü tarımcılığı, sera gazlarını azaltır, bitki ve toprakta bulunan karbonun ayrışmasını kolaylaştırır böylece iklim değişikliğinin etkilerini azaltabilir.

Bakın, kimyasalsız üretim yapan küçük köylülerin toprakları hektar başına 3-8 ton karbon depolar. Bu da sera gazı emisyonlarını yüzde 60 oranında azaltır. Kimyasalsız küçük köylülüğe dayalı üretim biçimi karbon dioksit emisyonlarını yüzde 48-60 oranında azaltır. Endüstriyel tarım tarzı hektar başına yılda 637 kg daha fazla karbon dioksit üretir.

Ancak dünya ölçeğinde bir avuç parababası şirket sahibinin kurduğu hegemonya nedeniyle endüstriyel tarımda ısrar sürüyor. Endüstriyel gıdalar, dünyanın dört bir yanını destursuz dolaşıyor. Doğa talan ediliyor. Yağış rejimi sürekli değişiyor. Felaketler artarak devam ediyor. Küçük ölçekli tarımı ortadan kaldırmak için uygulamaya sokulan politikaların daha biri bitmeden diğeri devreye sokuluyor. Sonra da, hükümetler kuraklık var diye timsah gözyaşları döküyorlar. Gel de inan!

Özgür Gündem

 


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kazma Bırak Kampanyası: Fosil yakıt arama faaliyetlerine son verin

Ardışık olarak Türkçe ve Yunan çevirisi yapılan basın toplantısını ...

Uzun ekolojik devrim – John Bellamy Foster

Sosyalizm bu şekilde anlaşıldığında, neredeyse kapitalizmden farksız kalıyor—genelleşmiş meta...

“Felaketler ve yıkım geliyorum diyor”

Ekolojik krizden ne anlaşılıyor. Ekolojik kriz dendiğinde aslında ne...

Gıda Egemenliği: bir örgütlenme kavramı – Umut Kocagöz

Öncelikle, modern kapitalist dünyada, kent ve kır arasındaki uçurumun...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,250AboneAbone Ol

Son eklenenler

Miquel Pellicer yazdı: Lula’nın dijital zaferinin anatomisi

Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da...

Fikret Başkaya yazdı: Araba çılgınlığına dair…

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Hediye Levent yazdı: İran, Mekke anlaşmasına neden katılmak istiyor?

Bu yazıyı yazdığım saatlerde Katar, ABD-İran savaşının durdurulması için...

Ceren Ergenç yazdı: ‘Avrupa malı’ duvarı ve Türkiye otomotiv sanayi

Fransa ve Almanya, geçen hafta AB otomotiv politikasındaki uzun...

Kansu Yıldırım yazdı: Brezilya’da sınıf ittifakları, devlet ve sol

Lula da Silva, 25 Ekim 2026'daki ikinci turda Flávio...

Canlı yayın