yaklaşımlarMurat KanatlıKıbrıs’ta kayıplar, katliamlar ve özürler

Kıbrıs’ta kayıplar, katliamlar ve özürler

Güneydeki kazılarda bazı Kıbrıslı Türk kayıpların kemiklerinin bulunması sonrası DİSİ ve AKEL yine birbirine girdi. DİSİ liderliği ‘özür dilenmeli’ derken, AKEL ‘bizim elimizde kan yok’ açıklaması ile yanıt verdi, çünkü cinayet işlemek için ille tetik tutmak gerekirmiş gibi…

Düzenlenen bir kitap tanıtımı gecesinde konuya biraz da teorik bir açılım getiren bir konuşma yapmıştım. Konuşmayı okumakta yarar var, tartışmaya girmeden:

“Her toplum, her topluluk yaşam süreci içinde mutlak bir olgu, bir gerçeklilik yaşamıştır. Bu yaşanmışlık bazen onun bir adım öne çıkmasına engel teşkil eden veya böylesi bir engel için gerekçeler yaratan ‘takılma’ noktaları yaratır. Böylesi noktalarda yabancılaşma ve yüzleşme iki sihirli kelime olarak gelir ve yaşam alanına oturur…

Eğer acıya, şiddete, ayrımcılığa vb terimlere yabancılaşırsa insan, bunlar onun için sıradanlaşırsa engeli aşmak zor olur. Bu nedenle yabancılaşmaya karşı içselleştirmek kadar yüzleşmek de önemli bir unsurdur.

Yabancılaşmadan yüzleşebilen birey çevresindeki her şeye ve her objeye karşı farklı tepkime verse de, kendi ile olan hesaplaşmasını aşabilmesinin koşulu yoktur, yüzleşmek bir kemirme sürecinin başlangıcıdır ve bireyin kendi ile hesaplaşma sürecini başlatır. Hesaplaşabilen birey ‘o yaptıklarını’ ya da yaşadıklarını bir daha yapmama ve/veya yaşamaması yapabilecekleri bilerek kendine daha güvenli engele doğru yürür, hesaplaşmasının gücü ile orantılı olarak da engeli aşar…

Bu süreç bireyler kadar toplumlar için de geçerlidir. Hiçbir şiddet hiçbir çatışma tek taraflı olmadı, olmayacak da…

Çatışma sonrası süreç bu nedenle önemlidir…

Yabancılaşmadan yüzleşmek yeniden güven, yeniden birlikte yaşam sürecine katkı sağladığı gibi, yeterli derinlikte olması milliyetçi/ayrılıkçı düşüncelerin yeniden yaşam bulabilmesinin önü o oranda alınabilecektir…

2. Dünya savaşı sonrası Yahudilerin yaşadıkları ve Alman ulusun yüzleşmesi ve bu yüzleşmeyi sürekli kılacak süreçte olması olumlu ama bunun derinliğinde yaşanan sıkıntı, yeniden yüzeyde dolaşan milliyetçi/ayrılıkçı düşüncelerin yaşam bulabilmesinde ifadesi buluyor…

Balkanlar, Güney Afrika gibi yüzleşme organları yabancılaşmanın yaşanabildiği oranda başarılı olabilmişler, şiddeti durdurabilmiş ancak yeniden birlikte yaşamın önünü açacak derinlikte olamamıştır…

Türkiye’nin Ermeniler konusunda yüzleşmeden kaçması, yalnızca Ermeni değil, Kürt, Rum, Kıbrıs, Ege vb birçok konu ile yüzleşmekten kaçması aslında onun bugünkü milliyetçi mecrada ilerleyişinin bir ürünü olarak algılamak mümkün…

Kıbrıs bu noktada bizim için önemli… Bilban- IKME’nin sözel tarih projesi ile başlayan, Sevgül’ün röportajları ve kitapları ile ortaya çıkan yüzleşme davetini alanlar, bireysel yüzleşmeleri yaparak yeniden kendileri üreterek sürece katkı koymaya ve daveti diğerlerine taşımaya devam ediyorlar…

Yüzleşme bugün yaygınlaştıkça kayıp yakınları ile ilgili süreç ilerliyor, engellenemez bir noktaya doğru gidiyor…

Bugün önümüzde duran Kıbrıslılar olar yüzleşmeye hazırlanmak, yabancılaşmadan, korkmadan birbirimizle dayanışarak bu yüzleşme süreci derinlemesine ileriye götürmektir…

Örtmek, kabullenmek, yok saymak yeniden birlikte yaşama umudunun ileriye taşınması engel teşkil edecektir çünkü yüzleşmemek bizi diğerine karşı yabancılaştıracak, milliyetçileştirecek, milliyetçilik hep birbirinden beslendiği için kalıcı ayrıştıracak…

Közü örtmek ileride küçük bir esinti ile yeni yangılara da neden olacağını bilmek gerek, o yüzden amaç ve marifet közü alevlendirmeden tamamen söndürebilmekte…

Bu nedenle davet ortada, buna bireylerin karşılıkları da… Bunu kitleselleştirebildiğimiz oranda milliyetçiliği, ayrımcı düşünceleri kırabileceğiz ve yeniden yaşamın koşullarına yaratabileceğiz…”

Bu yazı yazıldığında AKEL-DİSİ çekişmesi yoktu ve açıklamalar sonrası adeta yazıya sonradan takviye olarak verilmiş gibiydi…

DİSİ bir yandan Grivas’ın anma törenlerinde boy gösteriyor, Sampson’un oğlunu parti milletvekili olarak seçtiriyor, bir yandan da özür dilenmesinden bahsedebiliyor. Ufak Sampson’un açıklamalarını okuyanlar bir kuşak siyasetin devam ettiğini ortaya koyuyor. Özür aslında ortaya çıkan yeni durumda bir görev!

AKEL 60-74 arasında hükümette olması ya da hükümete yakın çalışması ya da direk olarak Makarios’u desteklemesine rağmen ‘tetikçin’ kendinden olmaması ile övünebiliyor, peki sonuçtan tamamen kendini kurtarabiliyor mu?

İkisinin de aslında yaptığı ayni şey, yabancılaştıkları bir konuya karşı, ilgilenirmiş gibi yaparak siyasi çıkar elde etmeye çalışıyorlar.

Dışarıda kalıp susanlar? En son bulunan kayıpların akıbeti ile bir dönem EDEK başkanlığı yapmış Lissarides’in emrindeki paramiliter grubun ilişkisini ne yapacağız? Peki, bazı kayıplardan sorumlu olan Baba Sampson ile DİSİ nasıl hesaplaşacak?

Ancak en azından güneyde ‘görev’ icabı ile de olsa tartışma başladı, ya kuzey?

Bu nedenle yüzleşme devam etmeli, bunun için Kıbrıs’ta gerçek barışı isteyenler, bu işi, görev icabı kabul etmeyenler, ellerinde aynaları ile her bireyi yüzleşmeye zorlamalı, yüzleşen konuşturulmalı ve her bir acı hak ettiği gerçek özrü almalı ve toplu özür kabul edilmemeli…

Bunun için yol uzun ama o kadar da karanlık değil, daha fazla aydınlık için ihtiyacımız daha fazla emek…

* Bu yazı Sevgül Uludağ’ın İncisi Kaybeden İstiridyeler kitabının İngilizce baskısı için düzenlenen gecedeki konuşma metninin genişletilmiş halidir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Diğer yazıları

Çözüme neden acil ihtiyacımız var? – Murat Kanatlı

Lefkoşa’da ara bölgedeki Dayanışma Evi’nde 16 Kasım 2024’te yapılan 6....

Rock Ruby kararı aslında ne? – Murat Kanatlı

Mal Tanzim Komisyonunu şey etmiş diyor Dışişleri ve onu...

50 yılda Kıbrıs’ta ne oldu? – Murat Kanatlı

Yazının kısaltılmış versiyonu 20 Temmuz 2024 tarihinde Birgün Gazetesinde...

Türkiye’nin istirdat (irredentist) sürecinde nüfus mühendisliği – Murat Kanatlı

Üstüne çok konuşulan kısım ile başlayalım, 1949 yılında yürürlüğe...

“Masum”(!) Pile yolu tarihi – Murat Kanatlı

Uzunca bir zamandır Pile yolu üzerine haber, açıklama şeklinde...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,940TakipçilerTakip Et
880AboneAbone Ol

Son eklenenler

Umut Can Fırtına yazdı: Latin Amerika kaynıyor

ABD’nin Küresel Güney’deki hegemonya tesisi stratejisiyle iyice belirginleşen Latin Amerika’daki...

Hediye Levent yazdı: NATO zirvesi, Barrack ve ekonomik örümcek ağı!

Amerika’nın Ankara Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye ile Irak...

Metin Yeğin yazdı: Bir ihtiyaç olarak komünal ekonomi

Bize her gün aynı masalı anlatıyorlar. Herkes kendi başının...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı...

Özge Güneş yazdı: Kolombiya’dan kıtaya neofaşist kuşatma

Kolombiya tarihinin en kritik siyasi süreçlerinden birini geride bıraktı. Ülkenin...

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak

Bir ülkede hükümetlerin görev yapma süresi, muhalefet edenlerin başarısı ile ters...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Canlı yayın