Kıbrıs iktibasNiyazi KızılyürekKıbrıslı Türklerin yurt kavgası - Niyazi Kızılyürek

Kıbrıslı Türklerin yurt kavgası – Niyazi Kızılyürek

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

Eğer yurt kavramını dar bir tanımlamanın dışına çıkarak insanın doğduğu ve büyüdüğü yerlerden daha geniş bir perspektifle ele alırsak, yurdu, insanın sadece anılarının olduğu topraklar değil, yurttaşlık haklarını kullandığı somut bir yer olarak tanımlayabiliriz.

Bu yüzden zaten haklardan yoksun paryanın yurtsuz olduğunu söyleriz.

Bu açıdan baktığımız zaman, son 45 yılda Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan pek çok kişinin anılarının başka yerlerde olduğunu söyleyebiliriz.

Kıbrıs’ın kuzeyinde doğup büyüyenlerin anılarının mekanı kuzey Kıbrıs olduğu için, belki oraya yurt duygusu ile bağlı oldukları ileri sürülebilir.

Fakat durum onlar açısından da karmaşık görünüyor.

Kendi yurtlarında yaşadıklarını hissediyorlardır ama öte yandan kendilerine ait olmayan malı ve mülkü kullandıklarını biliyorlar. Dolayısıyla sahici duygularla eğreti yaşamlar iç içe geçmiş görünüyor. 

Bundan ayrı olarak, yaşadıkları coğrafya parçasında Türkiye’nin bütün ağırlığıyla hüküm sürdüğünün farkındadırlar.

Bir dış faktörün bu denli belirleyiciliği altında yaşamak, ister istemez yurt hakkını zedeler. Çünkü yurdun bir tanımı da, bir yerin biricik, aşina, huzur verici ve toplumsal açıdan bireylere alan açan yer olmasıdır.

Maalesef, ister adanın kuzeyinde doğmuş, isterse güneyden gelmiş olsunlar, Kıbrıslı Türkler böyle bir duygudan uzak yaşıyorlar.

Adanın kuzeyindeki diğer nüfus grubunun durumu bambaşkadır.

Türkiye’den gelip adanın kuzeyine yerleşenlerin gözünde Kıbrıs’ın kuzeyi fethedilmiş topraklardır ve hâkim anlayışta bu topraklar “helâldir”.

Bu nüfusun bu topraklara dair yurt duygusu yoktur. Kıbrıs’ın kuzeyini ne yurt, ne de ülke olarak görüyorlar. Çelişki veya ikircikli bir duygu hali de söz konusu değildir. Kristof Kolombos’un Amerika’ya ayak bastığı gibi, Kıbrıs’a ayak basıyorlar. Yani, “ne bizden öncesi, ne bizden başkası, ne de bizden sonrası vardır” anlayışı hâkimdir.

Kıbrıslı Türklerin bir tür parya hali, onları nesnel olarak yurt kavgasına sürüklemektedir ki, bu aslında bir iktidar kavgasıdır.

Bu kavganın iki muhatabı vardır: Kıbrıs’ta devleti ele geçirip Kıbrıslı Türkleri ülkesiz bırakan Kıbrıslı Rumlar ve Kuzey Kıbrıs coğrafyasını kendinin kılmak isteyen ve Kıbrıslı Türklerin yurt hakkına saygı göstermeyen Türkiye.

Yani, Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumlarla devlet kavgası, Türkiye ile ise yurt kavgası içindedirler.

Devlet kavgası, iki toplumlu Kıbrıs Cumhuriyeti devletinin Kıbrıslı Rumların elinde kalmasından ve ayrı bir Kıbrıs Türk devletinin oluşmasına zemin olmamasından kaynaklanıyor. Son derece yaşamsal olan bu soruna, yani Kıbrıslı Türklerin devletsiz kalışına, çözüm bulmak, sadece federal devlet perspektifi üstünden mümkün görünüyor. Oraya ulaşmak için, devlet iktidarını paylaşmak istemeyen Kıbrıslı Rum elitleri ile mücadele etmek kaçınılmaz görünüyor.

Yurt kavgasına gelince…

Kıbrıslı Türklerin yurt hakkını hayata geçirmeleri ancak dışarıdan yaşamı şekillendiren faktörlerin belirleyiciliğinden kurtulmakla mümkündür. Bu da Türkiye’nin kuşatıcı ağırlığına karşı çareler üretmekten ve federal devlete ulaşmaktan geçer ki,  tam bir mücadele alanıdır.

Uzun lafın kısası, Kıbrıslı Türkler öyle bir konumdadırlar ki, yurt duygusunu tatmak ve yurttaşlık haklarını engelsiz kullanmak için federal devlete ihtiyaç duymaktadırlar.

Kuşkusuz, bu bir yurt kavgası olduğu kadar, bir iktidar kavgasıdır da…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Niyazi Kızılyürek yazdı: Etnik Nefret Çok, Uzlaşma Kültürü Yok!

Adanın iki yakasında da etnik nefret ve öfkeyle “tanışan”...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Savaşın Elli İkinci Yılında Barış Hala Yok!

Adanın çanak gibi ikiye bölündüğü 1974 Yazının üstünden elli...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Ayırımcılığa Son Vermek İyi Bir Güven Artırıcı Önlemdir!

Kıbrıs Rum makamları ve kurumları tarafından ayırımcılığa uğrayan Kıbrıslı...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Guterres Ziyaretinin Düşündürdükleri

Geçen Pazar Yenidüzen’de kimsenin Guterres’ten mucize beklememesini yazmıştım. Guterres...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Kimse Guterres’ten Mucize Beklemesin!

Kıbrıs’ın hem uzun müzakere tarihinde hem de BM’den beklentiler...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,907TakipçilerTakip Et
929AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ela Ava yazdı: ABD ‘ekonomik savaş’ı başlattı: İran’a karşı benzersiz baskı operasyonu

İran’a karşı başlattığı savaşta Hürmüz Boğazı’na sıkışan Donald Trump...

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Erkan Çavuş yazdı: Yurtsever kime denir?

Yurdunu sevmek, onu savunmak demektir. Yurt savunması, gerek ona yönelen...

Çağla Elektrikçi yazdı: İlhan Erbil’in vefatı, Kıbrıs’ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi

İlhan Erbil'in vefatı, Kıbrıs'ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi....

Özkan Yıkıcı yazdı: Nem kapmadan dokunmak

Kıbrıs penceresinden, gün gecikmeye kavuşurken, şöylesine bir Kıbrıs-Türkiye gelişmelerine...

L. Doğan Tılıç yazdı: Biri bana “Lan! Terbiyesiz!” dedi

Gündemde bir davanın karar duruşması ve ilk kez toplanacak...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Daron Acemoğlu ile The Economist polemiği

Türkiye kökenli Nobel ekonomi ödülü sahibi Daron Acemoğlu bilindiği...

Canlı yayın