Kıbrıs iktibasLevent AtikoğluKedi - Levent Atikoğlu

Kedi – Levent Atikoğlu

Kedinin hiçbir otoriteye, hiçbir efendiye, hiçbir ödüle boyun eğmediği gerçeklikteyiz. Tüm Ada evidir kedinin. Köpeğin sadakatine övgüler düzülürken, kedinin mesafesi bir tehdit gibi algılanırken… Kedi sadece bağımsızdır; boyun eğmemeyi bilir. Bu yüzden insanın arzusuna ayna tutandır. Kedi, evcilleştirilememiş evcil hayvandır; evin içinde Amazon gibidir.

Bir kedinin yürüyüşünde devrim vardır: Yavaş, hesaplı, kayıtsız ve bir o kadar da hakimdir… Bir krallığın değil, özgürlüğün bedenidir o. İnsan, doğayı istila etmek ister, kedi ise ona doğayı hatırlatır. Her tırmık darbesi, insanın sahip olma hırsına çizilen bir manifestodur.

Kedi, masumiyetin değil, bilincin hayvanıdır. Sokakta bir kediyi besleyen çocuğun fotoğrafı yıllar sonra Nobel Barış Ödülü kazanır belki ve adanır devrimcilere. Ama o ödül, silah üretenlerin, savaşın kenarında poz verenlerin elindeyse, işte o zaman kedi girer devreye.

Petrolüyle, sermayesiyle, yoksulluğuyla, direnişiyle ortaya karışık sunulan ülkeler gibi. Kedi, tam burada devrimdir: Paranın, gücün, kurumların kirliliğinde satılamayan tek canlıdır. Çünkü hiçbir yarışmaya katılmaz, hiçbir ödülü kabul etmez, kendi direnişini, ödülünü kendi yaratır.

Kedinin doğasında ödül yoktur; yalnızlık, onur ve sessizlik vardır. İnsan, kendi kudretini ölçmek için her şeyi derecelendirir: En iyi ressam, en iyi barış elçisi, en iyi insan… Oysa kedi bilir ki “en iyi” diye bir şey yoktur; sadece olan vardır. Ve olanın içinde barış, bazen Van Gogh’un fırça darbelerinde huzuru ortaya çıkarandır.

Sarı tarlalar, çılgın güneş, dalgalanan yalnızlık… Hepsi bir kedinin bakışıdır. Onun sanatı, sistemin ödül törenlerine değil, sessiz bir pencere önündekine aittir.

Bugün sanat yozlaşmıştır. Her sergi, bir sponsorluk, her yarışma, bir imaj savaşıdır. Fakat kedi, hala aynı kalır: montuyla değil, mesafesiyle asildir ve bir o kadar kaotik.

Siyasetin sloganında değil, sistemin dışında kalarak yüceleşir. Dışarıda kalabilen her şey, bir direniştir. Kedi şunu hatırlatır: Devrim bazen mırıltıdır, suskunluktur, bir bakıştır.

Ve belki de insanın yeniden insan olabilmesi için önce bir kedinin gözlerinin içine bakmayı öğrenmesi lazımdır.

Kedi’ye bir şiir, haftayı kapatan, belki de başlatandır:

Akne

Dur dedim hükmünü alana.

Kustuğum söylendi,

eşik yol aldı.

Zarlar dağıldı.

Biriktireyim,

yerle bir edeyim,

kaşın kaşın olayım.

Puştilli pelerin,

şahlanan at,

mücahit kan.

Beyaz.

Yuh! dedim,

olamaz.

Havalandım,

gecelere hastaydım.

Boya dökük, kadın yıkık, şilte ıslak.

Üzüm, eşek arısı.

bir tel kesti aramızı.

Altmış yıl, yol kapalı.

Hakladık, hakka taptık.

İlaç faydasız: ur dedik.

Yüzler mahmur, arabalar çarpıştı.

Buz bastık, yüz kızarmadı.

Irsi hırs.

Koktu balık baştan:

dur dedim.

Kırmızı taştı,

sığdı mor baş.

Dağıldı sarı akne

körlenmiş boşluğa sapmadan.

Temmuz 2025


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,280AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Cuma günü

Gazeteleri okurken, perşembe gününün tatil olduğunu ve Türkiye'deki cumhuriyetin...

Nevzat Hami yazdı: İki Nene, İki Kitap, Bir Sofra

Bir sofranın etrafında toplanan insanlar yalnızca yemek mi yer?...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Savaş düzenine hayır

Cuma günü başta Roma, Milano, Torino, Bologna, Napoli ve...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Redif Nurel ve “Dreams come true in Northern Cyprus!”

Rumun bayra'ını sallayacaglarsa Rum tarafı o tarafdadır. Ezan sesine...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kalınan yerden Azerbaycan konusuna aralanırken

Dünkü yazımda Azerbaycan-Türkiye sorunu üzerine birkaç söz yazdım. Sabahleyin...

Miquel Pellicer yazdı: Lula’nın dijital zaferinin anatomisi

Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da...

Fikret Başkaya yazdı: Araba çılgınlığına dair…

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Canlı yayın