yazılariktibasIsaac Saney yazdı: Kuşatma Altında İp Üstünde Yürümek: Küba'nın Reformları ve Sosyalist...

Isaac Saney yazdı: Kuşatma Altında İp Üstünde Yürümek: Küba’nın Reformları ve Sosyalist Egemenliği

Küba’nın geleceği, bürokratik merkezileşme ile özel sermaye birikimi arasında bir tercihe indirgenmek zorunda değildir. İşçilerin, kooperatiflerin, yerel yönetimlerin ve toplulukların ekonomik karar alma süreçlerindeki rolünün genişletilmesi, sosyalist yenilenmenin temel unsurlarından biridir

Orjinal yazının kaynağıCanadian Dimension
alıntı yapılan kaynakbirgun.net
Kategori:

Küba’nın yeni ekonomik dönüşüm paketinin açıklanması hem ülke içinde hem de uluslararası düzeyde Devrim’in destekçileri arasında yoğun tartışmalara yol açtı. Bazıları, reformların bazı yönlerinin kapitalizme doğru bir geri çekilmeyi, sosyalist ilkelerin zayıflamasını ya da ABD emperyalizminin bitmeyen baskısına verilmiş bir tavizi temsil ettiğini dile getirdi. Bu tür kaygılar göz ardı edilmemeli.

Bunlar, Küba Devrimi’ni tanımlayan ilkelere duyulan gerçek bir bağlılıktan ve piyasa mekanizmalarının genişlemesiyle birlikte ortaya çıkabilecek tehlikelere yönelik anlaşılır bir endişeden kaynaklanıyor.
Ancak her ciddi analiz gerçeklikten başlamak zorundadır.

Küba, çağdaş tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden biriyle karşı karşıya. Bu kriz yalnızca soyut politika hatalarının ürünü değil; aynı zamanda ABD’nin ada üzerindeki ekonomik savaşını eşi görülmemiş ölçüde tırmandırmasından bağımsız düşünülemez. Washington’ın hedefi değişmedi: Küba halkını öylesine bir yoksulluk, yoksunluk ve toplumsal sarsıntı içine sokalım ki devrimci projelerinden vazgeçsinler ve egemenliklerinden feragat etsinler.

NE MARX NE DE ENGELS ÖNGÖRMÜŞTÜ

Böylesi koşullar altında Küba’nın devrimci liderliği yerinde sayamazdı. Hiçbir şey yapmamak da bir karardı ve bu kararın Küba halkı ve Devrim’in varlığı açısından yıkıcı sonuçları olabilirdi. Kübalı ekonomistlerin ve politika yapıcıların defalarca vurguladığı gibi, bugün hayata geçirilen önlemlerin birçoğu aslında onlarca yıldır tartışılıyordu. Nitekim mevcut krizin bir kısmı da geciktirilen, yarım bırakılan ya da kurumsal atalet nedeniyle engellenen reformlardan kaynaklanıyor. Hareketsizliğin bedeli çok ağır oldu.

Dolayısıyla mesele, değişimin gerekli olup olmadığı değil. Gerekliydi. Asıl mesele, ne tür değişimlerin uygulandığı, kimin otoritesi altında gerçekleştirildiği ve hangi amaçlara hizmet ettiğidir.

Sosyalizm hiçbir zaman ideal koşullar altında inşa edilmedi. Ne Marx ne de Engels, sosyalist inşanın dünyanın en güçlü emperyalist devleti tarafından sürekli kuşatma altında tutulan küçük bir gelişmekte olan ülkede gerçekleşeceğini öngörmüştü. Her sosyalist devrim; çelişkiler, kıtlıklar, dış tehditler ve zorunlu uzlaşmalarla baş etmek zorunda kaldı. Devrimci hareketlerin tarihi, kusursuz koşullar altında ilerlemenin değil, düşmanca koşullar altında özgürleştirici projeleri savunmanın tarihidir.

KÜBA SOVYET RUSYA DEĞİLDİR

Lenin 1921’de tam da bu gerçekle yüzleşti. İç savaş, yabancı müdahale, ekonomik çöküş ve yıkımın ardından Sovyet Rusya Yeni Ekonomi Politikası’nı (NEP) uygulamaya koydu. NEP, sınırlı özel girişime, piyasa değişimine ve yabancı sermayeye tavizler verilmesine izin verdi. Bu politika devrimci hareket içinde sert tartışmalara yol açtı.

Ancak Lenin’e göre belirleyici mesele, piyasa mekanizmalarının varlığı değil, hangi sınıfın siyasi iktidarı elinde tuttuğu ve sosyalist devletin toplumun stratejik yönü üzerindeki kontrolünü sürdürüp sürdürmediğiydi.
NEP bir teslimiyet olarak görülmedi. Son derece elverişsiz koşullar altında devrimci iktidarı korumak, üretim kapasitesini yeniden inşa etmek ve zaman kazanmak amacıyla yapılan stratejik bir geri çekilme olarak değerlendirildi.

Tarih birebir tekrar etmez ve Küba Sovyet Rusya değildir. Bununla birlikte bu karşılaştırma öğreticidir. Devrimci hükümetler zaman zaman, stratejik hedeflerini koruyabilmek için taktik esnekliğin zorunlu hale geldiği durumlarla karşılaşır.

Belirleyici soru değişmez: devleti kim kontrol ediyor? Küba Devrimi, siyasi iktidarı ne yerli kapitalistlere ne yabancı şirketlere ne de uluslararası finans kurumlarına devretmiştir. Küba, devrim süreciyle oluşturulmuş kurumlar tarafından yönetilen egemen bir devlettir. Komünist Parti liderliğini sürdürmektedir. Devlet, ekonominin temel sektörleri üzerindeki kontrolünü elinde tutmaktadır. Ulusal bağımsızlık pazarlık konusu değildir.

GERÇEK TEHLİKELER VARDIR

Bu ayrım hayati önemdedir. Mesele piyasa mekanizmalarının var olup olmaması değildir. Piyasalar neredeyse her toplumda farklı biçimlerde mevcuttur. Belirleyici soru, toplumsal ürünün kimin için üretildiği ve ortaya çıkan toplumsal artığın nasıl kullanıldığıdır.
Zenginlik dar bir elitin özel birikimi için mi üretilmektedir? Yoksa ulusal kalkınma, sosyal refah, kamu sağlığı, eğitim, bilimsel ilerleme, gıda güvenliği ve kolektif iyilik için mi yönlendirilmektedir?

İşte sosyalist yönelimli kalkınma ile kapitalist restorasyon arasındaki temel ayrım çizgisi budur. Dış ticaret üzerindeki devlet tekelinin zayıflaması ihtimalinden endişe duyanlar meşru kaygılar dile getiriyor. Tarih, piyasa güçlerine açılmanın eşitsizlikler ve toplumsal baskılar yaratabileceğini gösteriyor. Benzer şekilde, yabancı yatırımların artması ve işletme yapılarındaki değişiklikler de dikkatle değerlendirilmelidir.

Gerçek tehlikeler vardır. Hiçbir ciddi devrimci bunları inkâr etmemelidir. Artan eşitsizlik riski vardır. Bürokratik sapmalar riski vardır. Ayrıcalıklı kesimlerin ortaya çıkma riski vardır. Piyasa teşviklerinin kontrolsüz bırakılması durumunda toplumsal ilişkilerin sosyalist hedeflerle uyumsuz biçimde dönüşmesi riski vardır.

Ancak yalnızca riskler politika belirleyemez. Bu risklerle yüzleşmenin alternatifi, geçmişteki bir durumun idealize edilmiş biçimde korunması değildir. Alternatif, ekonomik çöküşün derinleşmesi, kıtlıkların artması, göçün hızlanması, kamu hizmetlerinin bozulması ve Devrim’in dayandığı maddi temellerin zayıflaması olabilir. Bu nedenle mesele tüm risklerden kaçınmak değil -bu pratikte imkansızdır- bu riskleri yönetirken devrimci iktidarı korumaktır.

Bu bağlamda mevcut tartışmanın önemli bir boyutu, işçi katılımını, kooperatifleşmeyi, topluluk denetimini ve ekonomik yönetimde demokratik biçimleri derinleştirecek alternatiflerdir. Bu tartışmalar ciddiyetle ele alınmalıdır. Küba’nın geleceği, bürokratik merkezileşme ile özel sermaye birikimi arasında bir tercihe indirgenmek zorunda değildir. İşçilerin, kooperatiflerin, yerel yönetimlerin ve toplulukların ekonomik karar alma süreçlerindeki rolünün genişletilmesi, sosyalist yenilenmenin temel unsurlarından biridir.

ULUSLARARASI DAYANIŞMA HAYATİ ÖNEMDEDİR

Bununla birlikte temel çelişki dışsaldır. Küba sosyalizmi için en büyük tehdit, devrimciler arasındaki ekonomik politika tartışmaları değil; Washington’ın bitmek bilmeyen baskılarıdır, buna askeri saldırı ihtimali de dahildir. Bu nedenle uluslararası dayanışma hayati önemdedir.
Küba halkı, toplumlarının nasıl şekilleneceğine karar verme hakkına tek başına sahiptir. Ne Washington ne Wall Street ne de abluka ve ekonomik savaşın mimarları.

İronik olan şu ki, Küba için kapitalizme dönüş çağrısı yapanların birçoğu, güvenlik, eşitlik ve gelecek umudu üretmekte giderek daha fazla zorlanan kapitalist toplumların başında bulunuyor. Kapitalist dünyada giderek daha fazla insan düşen yaşam standartları, artan güvencesizlik, güvencesiz çalışma koşulları ve çocukları için daralan gelecek olanaklarıyla karşı karşıya. Kapitalizmin herkese refah sağlayacağı vaadi ve yanılsaması, tarihsel merkezlerinde bile giderek sürdürülemez hale geliyor.

Reformlara ilişkin tartışma sürecek, sürmelidir de. Ancak ilk soru asla unutulmamalıdır: Küba hiçbir şey yapmasaydı ne olurdu? Devrim hiçbir zaman ideal bir sosyalizm ile kusurlu reformlar arasında bir tercih yapmadı. O, ekonomik kuşatma altında sosyalist egemenliği savunma göreviyle karşı karşıya kaldı. Bu gerçeklik acil ve gerekli değişimleri dayatıyor. Bugünün görevi, bu değişimlerin Devrim’in temel ilkesini zayıflatmak yerine güçlendirmesini sağlamaktır: toplum tarafından üretilen zenginliğin azınlık için değil çoğunluk için, yabancı egemenlik için değil ulusal kalkınma için, özel kâr için değil insan ihtiyaçları için kullanıldığı egemen bir ülke.

Çeviri: Yusuf Tuna KOÇ


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ela Ava yazdı: “Rota yeniden oluşturuluyor”

ABD’nin 7-8 Temmuz’da NATO zirvesi sürerken İran’a yeniden başlattığı...

Bayazıt İlhan yazdı: Gizil nekropolitika

Pek çoğumuza yabancı gelebilecek bu kavram Prof. Dr. Feride...

Ishmael Reed yazdı: 250. Yılda Kahramanlar, Canavarlar

Kutuplaşmış Amerikan medyası, 4 Temmuz’a giden hafta boyunca kurucu...

Cihan Tuğal yazdı: NATO zirvesi, Türk devletinin bileşenleri ve Arap dünyası

“Tarihi” addedilen bir NATO zirvesi geldi, geçti. Devletin iki...

Ela Ava yazdı: Trump açmazda: Dış ve iç politikada çember daralıyor

Hürmüz Boğazı’nı kontrol etme çabalarının yoğunlaşmasıyla eş zamanlı olarak...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,925TakipçilerTakip Et
906AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kiriakos Cambazis yazdı: Kıbrıs sorununun bugünkü aşaması ve reddiyeci güçler

Bu günlerde, bir İngiliz gazetesinin Maria Angela Holgin'in öneriler...

Dionysis Dionysiou yazdı: Kıbrıs sorununda “Türk çözümü” ve kim destekliyor?

Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs sorununda yeni bir girişimine dair tartışma,...

George Koumoullis yazdı: DİSY’nin darbe konusundaki “hermafrodit”* tutumu

* başlıktaki hermafrodit kelimesinin Türkçe tam karşılığı argo olarak...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Atilla Harekatı ve Sonuşları; Nere Giderig?

15 Temmuz 1974’de Yunanistan’ın ülkemize gerşegleşdirdiyi darbeden 5 gün...

Çağla Elektrikçi yazdı: Kırsal sessizlik bir atmosfer değil, politik bir tercihtir

My Way Home, İngiltere'nin siyasal-ekonomik dönüşümünün kritik bir eşiğinde...

Gözde Bedeloğlu yazdı: “Bu bir çocuk koruma yasası değil, vazgeçme yasası”

Hukukun en yaralı kavramlarından biridir "suça sürüklenen çocuk". Bu...

Ela Ava yazdı: “Rota yeniden oluşturuluyor”

ABD’nin 7-8 Temmuz’da NATO zirvesi sürerken İran’a yeniden başlattığı...

Canlı yayın