.Yeniçağyazılarİran savaşı Batı Asya haritasını yeniden şekillendiriyor - Prabir Purkayastha

İran savaşı Batı Asya haritasını yeniden şekillendiriyor – Prabir Purkayastha

Orjinal yazının kaynağıpeoplesdemocracy.in
alıntı yapılan kaynakbirgun.net

Filistin meselesi küresel bir meseledir ve sömürgesizleşme sürecinin bir parçasıdır. İran’ın Hürmüz’ü kapatması dünyanın ne kadar bağlı olduğunu gösterdi. Bölgeyi izole etmek mümkün değil. Ayrıca bölgedeki Hintli işçilerin gönderdiği döviz gelirleri de risk altındadır

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaş 12. gününe girmiş durumda. Bu savaşla birlikte dünya sadece bölgeden petrol ve gaz tedarikinde değil, aynı zamanda tarım için kritik olan gübre hammaddelerinde de ciddi bir kırılmayla karşı karşıya. Tüm bunlar özellikle Asya için hayati önemde; çünkü Hindistan başta olmak üzere birçok ülke enerji için petrol ve gazda, gübre üretimi için ise hammaddede büyük ölçüde Batı Asya/Orta Doğu’ya bağımlı.

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde petrol fiyatı bu yılın Şubat ayında varil başına 60-65 dolar seviyesinden birkaç gün önce 150 dolara kadar çıktı. Trump’ın savaşın sona erebileceğine dair açıklamasının ardından ise 90 dolara geriledi. Ancak Rus petrolüne yönelik ABD ve AB yaptırımları sürdüğü için petrol fiyatlarının savaş öncesindeki 60-65 dolar seviyesine dönmesi pek olası görünmüyor.

Bu durum Hindistan gibi ülkeler için büyük bir yük anlamına geliyor. ABD yaptırımları altındaki Rus petrolüne bağımlı olan Hindistan, varil başına 20-25 dolar daha fazla ödemek zorunda kalabilir. ABD’den Rus petrolü almak için yalnızca bir aylık “izin” alınmış durumda; sonrası belirsiz. Doğal gaz tarafında durum daha da kritik. Hindistan hükümeti şimdiden restoranlar ve ticari kullanıcılar için gaz kullanımını sınırlamış durumda. Kriz devam ederse LPG kullanan ya da boru hattı gazı kullanan hane halkı da etkilenecek; çünkü gübre ve sanayi öncelikli hale gelecek.

Aynı zamanda İran’ın direnişi, özellikle de dron ve füze kapasitesi yalnızca ABD ve İsrail için değil, bölgede ABD’ye üs sağlayan Arap ülkeleri için de ciddi sorunlar yaratmış durumda. İran’ın açık pozisyonu şu: Eğer bu üsler İran’a saldırı için kullanılırsa, misillemede meşru hedef haline gelecekler. ABD medyası “zafer” ve İran’ın zayıflayan füze saldırılarını öne çıkarsa da İran’ın dron saldırıları devam ediyor gibi görünüyor.

ABD, İsrail, Ürdün, Katar, BAE (iki batarya) ve Suudi Arabistan’da THAAD (Yüksek irtifa Balistik Füze Savunma Sistemi) sistemleri konuşlandırmış durumda. Bu sistemlerin kalbi AN/TPY-2 radarlarıdır. Bu radar olmadan hedef tespiti ve füze önleme mümkün değildir. Ancak Katar ve diğer Körfez ülkelerindeki erken uyarı sistemlerinin kaybıyla İsrail’in Demir Kubbe, Davud Sapanı ve ABD sistemleri erken uyarı avantajını kaybetmiştir.

Bir THAAD sistemi yaklaşık 1,1 milyar dolar değerindedir ve üretimi yaklaşık 8 yıl sürer. Bu nedenle ABD, Güney Kore’nin itirazlarına rağmen oradaki bir THAAD sistemini Batı Asya’ya kaydırmıştır.

Askeri analistlere göre erken uyarı sistemlerinin kaybıyla savunma reaksiyon süresi 10-15 dakikadan 1-2 dakikaya düşmüştür. Theodore Postle da İsrail’in anti-füze sistemlerinin yavaş dronları bile durdurmakta zorlandığını ve İran’ın daha az sayıda füze ile aynı etkiyi yaratabildiğini göstermektedir. İran düşük maliyetli dron ve füzeleri uzun süre kullanabilecek kapasiteye sahip. Ayrıca üretimi yer altına taşıdığı için ABD ve İsrail saldırılarına karşı daha dayanıklı.

İran ciddi zarar görmüş olsa da İsrail’in aldığı hasar kamuoyuna yansıtılmıyor. Hayfa rafinerisinin ve füze sistemlerinin ağır hasar gördüğü belirtiliyor. Ancak İran için kritik olan verdiği zarar değil, Hürmüz Boğazı’nı kapatarak yaratacağı stratejik etki, özellikle de ABD’nin NATO müttefikleri üzerinde.

Bugün Direniş ekseni için temel soru şu: Hürmüz ve Kızıldeniz üzerinden petrol akışını ne kadar süre daha durdurabilirler?

Savaş devam ederse sadece Asya değil, Rusya ile bağlarını koparmış olan Avrupa da ağır bedel ödeyecektir. İran, Hindistan, Güneydoğu Asya ve Avrupa gibi bölgelerin artan petrol fiyatları ve arz sorunları nedeniyle baskı altına gireceğini biliyor. Bu ülkeler sonunda eski sömürgeci güçlere karşı tavır alacak mı? ABD’nin askeri gücünü kullanarak dünyayı adeta şantajla yönetmesine ne kadar daha katlanacaklar?

İran halkı küresel hegemonya karşısında büyük bir bedel ödüyor. ABD artık İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem kadar güçlü olmasa da hala dünyanın en büyük ekonomisine sahip. Ancak Çin, Hindistan, Güneydoğu Asya ve Latin Amerika’nın yükselişiyle Batı’nın mutlak hâkimiyeti sona erdi. ABD’nin savaşa başvurması güç göstergesi değil, askeri gücünün hala en güçlü olduğu alan olduğunun kabulüdür. ABD’nin savaş bütçesi, kendisinden sonraki 9 ülkenin toplamına eşit.

II. Dünya Savaşı sonrası ABD 30 ülkeye saldırdı ki bunun bir benzeri yok. ABD’nin başarısı, halkına yalnızca savunma amaçlı hareket ettiğini inandırabilmesidir. Irak’ta kitle imha silahları yalanı, Kore, Vietnam, Şili, Libya, Küba, Sırbistan, Venezuela… Liste her geçen gün uzuyor. Bu müdahalelerin çoğunda ABD yalnızca hükümetleri devirmemiş, aynı zamanda Irak ve Libya gibi “başarısız devletler” yaratmıştır. ABD’nin yaklaşımı nettir: ya teslim olursun ya da yok edilirsin. ABD ve İsrail, İran’daki Kürtler ve Beluçlar gibi azınlıkları ayaklandırmayı umuyordu. İran’da mevcut rejime karşı hoşnutsuzluk olsa da Kürtler Batı’nın bu tür vaatlerle geçmişte kendilerini nasıl kullandığını biliyor. Bu nedenle bu tuzağa düşmüyorlar.

Savaş Trump geri adım atmadıkça sürecek. Trump bunu “kısa süreli bir operasyon” olarak tanımlasa da söylemleri güvenilir değil. Kız okuluna yapılan ve 170 öğrencinin öldüğü saldırının ABD Tomahawk füzesi olduğu da kabul edilmiştir.

Bu savaşta dünya kamuoyunun ABD ve İsrail üzerinde bir etkisi yoktur. İsrail, Filistinlilerin haklarının olmadığı bir Siyonist devlet hedefi doğrultusunda ilerliyor. ABD ve Avrupa bu politikayı desteklediği sürece Orta Doğu’daki sorun devam edecektir.

Filistin meselesi küresel bir meseledir ve sömürgesizleşme sürecinin bir parçasıdır. İran’ın Hürmüz’ü kapatması dünyanın ne kadar bağlı olduğunu gösterdi. Bölgeyi izole etmek mümkün değil. Ayrıca bölgedeki Hintli işçilerin gönderdiği döviz gelirleri de risk altındadır. Hindistan’ın “çoklu hizalanma” politikası da gerçeklerle çelişmektedir. Dünya çok kutuplu olabilir ama yeni sömürgecilik hâlâ devam etmektedir. Geçmişini unutanlar onu tekrar yaşamaya mahkumdur. İran bugün bu hakkı kullanmaktadır. İran’ın ABD ve İsrail’i yenmesi gerekmez. Onun için mesele varlığını sürdürmektir. Var olduğu sürece kazanmış sayılır. Bu savaşın anlamı budur ve Batı Asya’nın stratejik haritasını yeniden şekillendirecektir.

Çeviri: Yusuf Tuna Koç 

Diğer yazıları

1 Mayıs ve Düşündürdükleri – Şener Elcil

Kıbrıslı emekçilerin 1958 yılında 1 Mayıs’ı ortak olarak kutlamalarının ardından, NATO’nun...

Annan Planı üzerine birkaç kelime – Özkan Yıkıcı

Yeniden bir yıldönümü makalesi yazmaya başlıyorum. Dünkü yazımda da...

YKP’nin de katılacağı, Avrupa Sol Partisi 8. Kongresi gerçekleşiyor

YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin 17-19...

İsrail – Özkan Yıkıcı

İsrail’i gerçekleriyle yorumlamak önemlidir. Amerika gibi çok uzakta olan...
4,452BeğenenlerBeğen
1,541TakipçilerTakip Et
3,959TakipçilerTakip Et
845AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özne, Demokrasi ve MENA Bölgesinde Tarihsel Mücadele – Çağla Elektrikçi

Baf’ta 105 yaşındaki bir kadının oy kullanması, yalnızca bir...

24 Aralığ 1963 Girne Asger Hasdanesi ve Türg Yerleşimci Kolonyalizmi – Halil Karapaşaoğlu

24 Aralıg 1963 Girne Asger HasdanesiGirne Asger Hasdanesi’nin temelleri...

İsyancıların yenilgiler tarihi – Neşe Yaşın

Bizim adımıza karar veren eril figürler; sert bakışlarla bizi...

Tiyatro Taraf mı?.. Tarafsız mı?… – Yaşar Ersoy

Tarih boyunca tiyatro kimi zaman egemenlerin karanlık iktidarlarının devamına...

Pazar öğleni medyada oyalanırken – Özkan Yıkıcı

Pazar, tatil günü. Yerel medyaya bakarsanız zaten anlarsınız. Hele...

Batı Marksizmi” Neydi (ya da Nedir)? — Marx Memorial Library

Rockhill’e göre Batı Marksizmi yalnızca emperyal üstyapının organik bir...

Washington Bolivya’yı istikrarsızlaştırdı, şimdi de ganimelini istiyor — Gary Wilson

19 Mayıs’ta Bolivya hükümeti, cumhurbaşkanı Rodrigo Paz’a karşı süresiz genel greve giren madenciler,...

Canlı yayın