yaklaşımlarÖzkan Yıkıcıİdlip peşaver mi oluyor? – Özkan Yıkıcı

İdlip peşaver mi oluyor? – Özkan Yıkıcı

Son günlerde, şakası olmayan önemli kriz yüklü günlerden geçiyoruz. Daha şimdi Televizyonu izlerken, TBMM olan olayları, yine bizat Türkiye devletinin tetiklemesiyle Yunanistan sınırında olan mülteci olayları, idlipdeki savaş bilgileri birbirini kovalamaktadır. Savaş, göçmen krizi ve devlet baskılarıyla birlikte, karaltılan bilgilerle, kirli bilgi yayılması da işin cabası oluyor. Tüm bunlar sanki olmuyormuş gibi de Kuzey Kıbrısta seçimler havasıyla yıldızlarda dolaşılmaya devam edilmektedir. Zengin medya etrafımızdaki hele de direk etkisi altında olduğumuz Türkiyedeki gelişmeleri de yok sayma veya resmi idolojik tutumla içerikleri boşaltılmayla yayınlamaktadırlar.

Gerçekten, işin hiç şakası yok. Ayni derecede de sansürün de ölçüsü de bilinmiyor. Öyle ki her zaman konuşulan döviz tırmanması, şimdi direk bazı etkenler nedeniyle adeta konuşturulmama yarışına geçildi. Buda düşünce travması ile esirleşmenin sonucudur. Tam da bunlar olurken, bizim kesimler “Türkiye ile birlikte” ezberi tekrarlanıp Kayseride pastırma kesilirken, Türkiyedeki yönetimin tüm muhaliflerine kolayca “alçak, hasiyetsiz, ahlaksız” denilmenin de öfkeli resmini de izliyoruz. Sorasında da sövgü alan muhalefet vekileri ardından soruşturma ile de hukuka geçiliyor. Bunlar peşpeşe geçiyor. Yunanistan sınırından idlipe uzanan kriz savaş insani coğrafya ile gelgitlerle yaşanmaya devam edilmektedir. ****

Yukardaki kaçınılmaz anlık karşımdaki televizyon geçişinden izlerken, son günlerin önemli sorgusu daha bir yüksek sesle de tekralanmaktadır. Bir Gün gazetesinde de Salı günü “iprahim Varlı da” benzer şekilde yorumladı. “Türkiye idlipten çıkmam derken, oradaki cihatcıları ısrarla korurken, akla Seksenlerin Pakistan peşaveri” geldi. Nedense bazen önemli konuyu anlatmak için, yakın tarih benzetmesi insanlara uyarı şekilde yaşanmış şekliyle hatırlatılarak, konunun cidiyetini anlatmaya çalışılmaktadır. Gerçekten, Pakistanın Afkanistan politikasıyla koruyup beslediği, şimdi de dünyada bela olarak anlaşılan Cihatclıların Peşaver gerçeği akla geliyor.

Konuyu özetlemeden net yansıyışı anlatalım: idlip veya genel Suriye savaşında aslında net iki cepe oluştu. Bu Suriyenin idlip merkezinde yoğunlaştı. Bir tarafta, “Türkiye, cihatcılar, ABD, İsrail” gibi kesimler; öte tarafta “Suriye devleti, iran, Rusya ve Hizbulah” bulunmaktadır. Zaman zaman görülen tıkanma anındaki taktiksel yaklaşımlar ise gerçek karşısında bozulmaktadır. Astnaaa zirvesi gibi: Nitekim, Yapılan SOçi anlaşmasına görev alan Türkiye idlipi silahsızlandırma yerine, ELnusra yapıların yöreye hakim olmasını sağladı. Şimdi de net olarak, tavırla, Suriyeye karşı cihatcıların idlipte tutunmasını talep etmekte, savaşa net katılınmaktadır.****

Pakistan Türkiye zaman zaman benzer gelişmelerle ortak simgeler taşımaktadır. Darbelerin yaptıkları, cihatcılar politikası veya son Türkiyenin idlip politikasının Peşaver benzetilmesi gibi. Bu gerçekliğin birçok koşulu da oluştu. Bunları başka bir Pakistan Türkiye genel makalesinde yazacam. Yalnız ayni benzerlik islama yöneliş veya Kıbrıs ekseninde de benzemektedir.***

 

Sovyetlerin Afkanistana girmesi ile ABD Pakistanda kendine has cihatcı planını ortaya koydu. Buradan eğitilip silahlandırılan birçok ülkeden taşınan İslam milisleri Afkanistana karşı savaştırıldı. Sınırdaki Peşaver bölgesi merkezileşti. Bu giderek peşaver Talaban ve Elkayde merkezi oldu. Giderek, Pakistan Talabanı veya başka İslami cihatcı yapılarla resmen orası terör ihraç eden merkez oldu. Dünyaya birçok cihatcı yapının da merkezi Peşaver gibi bölgeler oldu.

Pakistan yönetimi başta, bu projeye destek verdi. Diktatör Ülhak, bu fırsatla “İran, Afkanistan ve Özbekistan” gibi ülkelerden de toprak alıp genişleme İslami çizgiyi de kurumsalaşıp gündeme getirdi. Böylelikle peşaver örneği hem cihatcı merkez, hem de Pakistanın bölgesel yayılma siyasetinin odağında idolojikleşti.****

Seksenler başındaki bu girişim, sonuçta Pakistanın dahi hem gericileşmesi, hem de teröre boğulmasını getirdi. Amerika ise Peşaver tipi bölgelerle, dünyada kululanacağı cihatcı güçlü yapılar yağdı.

Şimdi idlipe yeniden kısaca bakalım: idlipte cihatcılar hakim. Elnusra merkezli yapıl<ar burada etkin. Suriye devleti kendi toprağını alıp isyan eden,işkal yaypıp çoğu dıştan gelen cihatcıları atmak istiyor. Cihatcılar ise burada “emirlik” kurma peşinde. ABD gibi ülkeler ise tümden cihatcıların yok olmasını istemiyor. Bu cihatcılarla başka ülkelerde siyasal oyun oynama peşindedirler.

Türkiye buraya Rusya iran ile yapılan Astana zirvesi ile gözlemci girdi. Soöçi anlaşması ise de buranın silahsızlandırılmasını görev olarak aldı. Ama, görevi yerine getirmedi! Arddından Suriye müdahalesine de karşı çıktı. Suriye kendi toprağında ilerledikçe, cihatcılar sıkıştıkça, Türkiye daha net şekilde savaşa katıldı.

Türkiyenin tavrı, direk idlipte tutunma, cihatcıların kalmasına dayanmaya başladı. Direk bunu savunup savaşa girdi. Teröristlerin tutunması için de gariptir İsrail dahi Suriyeyi bonbaladı. Böylelikle, cihatcılar burada kalıcılaşma koşullarına ulaşıyorlardı.

Bu özellikler nedeniyle cihatcı bölge ile Peşaver benzetmesi sonucu üstelik hem Pakistan hem de Türkiye resmen sınırlarını genişletme çizgileri nedeniyle ayni eksende uyarılarak durum anlatılmaya çalışılındı. Ama, olmadı. Sanırım girişteki özet gelişmeler, bize nerelere evrildiğinin kanıtlarıdır. Bilgisizlik ile algı operasyonuna, piskolojik hareket ile baskılar eklenince, yaşanan günümüzün de gerçeği açığa çıkmaktadır.******

İdlip Suriye toprağı. Orada çoğu yurt dışından taşınan ve Türkiye üzerinden gelen gerici faşist cihatcı yapıların kontrolunda.Hala basit olgu seslendirilmiyor: idlip kimin toprağı ve alınan yazılı kararlar neden uygulanmıyor. Tümüne yanıt vermek kolay. Makalenin alanı daraldı. Yalnız. Yine görüyoruz ki savaş ve krizle faşizmin yükselmesi sonucu konulan net kurallara, anlaşmalara rağmen de uyan pek yok. Üstelik garip probagandalarla, “sivil” denilip cihatcı insan oyunu da sergilenmektedir. Buna da birçok insan kolayca inanmaktadır. Bakalım Erdoğan Putin görüşmesi sonrası denge neye kayacak.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Serinleten pazar gecesinden dünya kısa resmi

Günün kavuran sıcakları artık gecenin gelmesiyle, serin esintiyle rahat...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nihayet seçim sonuçları açıklandı

Haftalardır süren Peru devlet başkanlığı ikinci tur seçim sonuçları...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO ve Kıbrıs

Garip gelecek, ama gerçek. Hesapta NATO'ya karşıymış gibi konuşanlar,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Dünya yanıyor

Günlerdir değişik şekilde haberleri izlemek de güç. Gerçekten, dünya...

Özkan Yıkıcı yazdı: Madımak katliamının günümüzdeki anlamı

Yine yakın tarihe doğru yelken açıyorum. Bu defa Sivas'ta...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,928TakipçilerTakip Et
887AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Serinleten pazar gecesinden dünya kısa resmi

Günün kavuran sıcakları artık gecenin gelmesiyle, serin esintiyle rahat...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: 1983 Protokol Krizi; Yılmaz Ağaoğlu

İşgalden 9 yıl soğra, böyünden 43 yıl önce bir...

Eralp Adanır yazdı: Sevgül Uludağ ve İncisini Kaybeden Bizler

28 Haziran’ın bir Pazar akşamı haberini alınca sadece ben...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nihayet seçim sonuçları açıklandı

Haftalardır süren Peru devlet başkanlığı ikinci tur seçim sonuçları...

Neşe Yaşın yazdı: Barışın Vakanüvistine Veda

İstanbul’da acı içinde Sevgül’ün cenazesini izlerken bunu bir kez...

Vadim Kamenka yazdı: Avrupa’nın önceliği değişti: Refahın yerini silahlanma aldı

Cenevre’de, Milletler Sarayı’nın Konsey Salonu girişinin üzerinde Britanyalı Lord...

Ümit Akçay yazdı: Kamulaştırma geri dönüyor

Uluslararası Para Fonunun (IMF), Finans ve Kalkınma (Finance &...

Canlı yayın