yaklaşımlarÖzkan YıkıcıHürmüz Boğazı krizinden Süveyiş Kanalı anımsanmasına- Özkan Yıkıcı

Hürmüz Boğazı krizinden Süveyiş Kanalı anımsanmasına- Özkan Yıkıcı

Ülkemizde dinî bayram, Ramazan’a giriyor. İslam dininin bayramında, kutsallığın en üste çıkarıldığı zamanda, ne yazık ki Müslüman dünyasının önemli kısmı ateş içinde kaynıyor. Öyle kaynıyor ki en modern teknikteki silahlar çekinmeden kullanılıyor. Emperyalist rekabetin, paylaşım savaşının alanına sıkıştılar. Nüfus alanı ve çizilen genel stratejinin uygulanma kriterleriyle Ortadoğu kaynıyor. Bayram falan da dinlemiyor. En modern silahları, en kanlı faşist rejimler bu bölgeyi yok etme, yeniden sömürgeleştirme adına yakıp yıkıyor. Şimdi de hedef İran oluyor. İran’ın merkezi direnç gücü ise şimdiden İsrail’den Azerbaycan’a varan geniş coğrafyaya savaşı genişleterek tek bedel ödemeyeceğini de açıklıyor. Müslümanın Müslümanı boğazladığı, kendi zengin kaynağını emperyalist tekellere devretme savaşında artık neyin nereye gideceği dahi kuşkularla örülü bir karanlığa girdi.

Elbet, gerçekte Kıbrıs Ortadoğu ülkesidir. Bölge gelişmelerinden hep etkilendi. Kendimiz bilmesek de yeri geldiğinde savaşa enstrüman olarak kullanıldık. Ama varsın kullanılsın, kimsenin umurunda değildi. Hatta Körfez öncesi İngiltere’nin askerî merkez üssü de adamızdı. Elli sekiz yılında artık İngiltere, Kıbrıs’ta yeni sömürgeciliğe geçiş sürecini tamamlamak üzereyken merkez üssü olarak şimdiki Birleşik Arap Emirlikleri’ne kaydırıldı.

Fazla bilgiye dalmadan gelelim yine günümüze. Hem de bayrama girerken dahi bırakın ateşin azalmasını, kullanılan gücün yükseltildiği haberleriyle karşılaşıyoruz. Emperyalist vahşeti yaşarken, öte yandan aynı emperyalist faşist devletlerin propagandasıyla başkasını suçlama çirkefliğine de kolayca düşmekteyiz. Eğer bir İsrail çocuğu ölse, dünya günlerce konuşur. Öfke saçar. Fakat Amerika’nın en modern füzeleriyle yüzlerce İranlı kız öğrenci ölünce de şöylece haberi öteleyip devam edilmesi sistemsel kirliliği de ne yazık ki yaşadık.

Yükselen ivme ve daha çok Batı eksenli Amerikan-İsrail üst lider suikastları sürerken, Ortadoğu olunca kaçınılmaz petrol konusu da krizleri ateşledi. Yetmezmiş gibi her İran savaşında konu olan Hürmüz Boğazı geçişi de yeniden gündeme oturdu. İran’a karşı Amerika ve İsrail her türlü saldırıyı, engeli koyarken, elbet İran’ın da kontrolüne girebilecek Hürmüz Boğazı geçişi de seçenekleşeceği beklentisi vardı. Sonunda Batı’nın bandoları eşliğinde İran yerle bir edilip teslim olması beklenirken, İran da Hürmüz Boğazı geçişlerini engelleyeceğini açıkladı. Bu şu demekti: Basra Körfezi’nden petrol tankerleri geçemeyecek.

Üstelik sanki alay eder gibi Amerikan uçakları İran’ın önemli petrol ihracat adası Hark’ı bombaladı. Bir anlamda “Ben yıkarım, gücün yeterse yap.” diyordu.

Hürmüz Boğazı’ndaki tanker geçişleri kontrolü başlayınca, ilk alevlenme petrol fiyatlarında oldu. Tabii Rusya da elini ovuşturdu. Kendine ambargo koyup petrol almayan Batı’ya, “Buyurun pahalı fiyattan petrol.” demeye başladı.

Hürmüz Boğazı engelinin dünya enerji piyasasına etkisi mutlaka olacak. Petrol ihracatının yüzde 26’sı civarı bu yöreden yapılmaktadır. Bir anlamda, topraklarını Amerika’ya teslim eden, onun kullanımına veren, kazandıkları petrol dolarlarını Amerikan askerî sanayini besleyen Arap ülkeleri şimdi tüm zenginliklerine karşın Amerikan tutsaklığı gerçeğiyle karşılaştılar.

Trump hemen NATO ülkelerini yardıma çağırdı. Beraber Hürmüz Boğazı’nı kontrol etmelerini önerdi. Hatta karşıt yıpratma hedefine koyduğu Çin’i de eklemekten hiç sıkılmadı. İlk defa Avrupalı ülkeler Amerika’nın bu talebini ret eder gibi durdular. “Gibi durdular” diyorum ki bazı şüpheler olması, Trump’ın kendilerini küçümseme bakışından sıkılmalarının etkisi de vardır.

“Vururum, yıkarım” havası hep fırtına çizgisinde devam ediyor. Öylesine yele doğru hafifleme niyeti de yok. Dünya artık alıştığı ezberi sorguluyor. Amerika’nın stratejisi “eşittir olacak” sonucunu bekledi. Ortadoğu haritasında son Suriye zorlaması dışında da aynen gerçekleşti. Algı biraz bozulmaya başlandı. Hele de belirsizlikle İran ayakta kalıp Amerika istediğini elde etmezse Batı’da da kırılmaların artması gelecek. Son Hürmüz Boğazı’ndaki paylaşamama durumu bunun önemli işaretidir.

Böylesi gelişmeler ve petrol akışındaki Hürmüz Boğazı durumu, siyasi tarihçilerin ellerindeki Süveyiş krizini hatırlattı. O zaman Ortadoğu İngiltere ve Fransa kontrolündeydi. Mısır’da Nasır petrolü ve Süveyiş Kanalı’nı millîleştirmek istedi. İngiltere ve Fransa buna tepki koydu. Mısır’ı cezalandırmaya yöneldiler. Nasır ise Arap milliyetçiliğinin sembolü hâline geldi.

Amerika o dönem İngiltere ve Fransa’yı desteklemedi. Mısır askerî alanda kazanamasa da oluşan koşullarda Sovyetlerin de desteğini alması yeni denge oldu. Amerika, İngiltere ve Fransa’yı desteklemeyerek yeni Ortadoğu hegemonik güç olarak bölgeye yerleşmeye başladı. İngiltere ve Fransa ise Süveyiş kriziyle resmen Ortadoğu sömürge hegemonyasını kaybetti.

Dikkatimize gelmesi gereken, Süveyiş krizinde İngiltere’nin başarısız olacağı yavaş yavaş kesinleşirken, aynı zamanda Türkiye’yi de Kıbrıs konusuna çekmek için girişimler yaptı. Türkiye’nin Kıbrıs alanına çekilme dönemi ile Süveyiş krizi çakışıyor. Güney Akdeniz’de kaybederken, Kuzey Akdeniz yöresindeki Kıbrıs için de Türkiye-Yunanistan denklemi kurduruldu. Elli yedide ikili sonuç vardı. Kıbrıs’la ilgili görüşmeler İngiltere tarafından resmen başlatılırken, aynı anda Süveyiş Kanalı’nda da yenilme gerçeği vardı.

Kısaca, Ortadoğu bir bataklıktır. Kaos tuzaklarla doludur. Bu bataklığa girince, kaygan zeminde nerede durulacağı net değildir. Tek sistemli kontrol olsa da en kanlı Ortadoğu’nun doksanlar sonrası planda yaşandığı da kesin. Hürmüz Boğazı Körfez için önemlidir. Ama etkisi dünyayı sarsıyor. Amerika’nın bu son girişimlerden başarısız çıkması hâlinde, bölgedeki birçok dengenin değişeceği sürecine gireceğimiz de kaçınılmazdır. Onun için öyle resmî ezber veya “aman dokunmayalım” uzmanlarıyla değil, konuya hâkim kesimle birlikte izleyip ilerimizi de daha kolay tahmin etme şansını da kullanalım.

Bakın: Hürmüz Boğazı olayı çıktı. Gelişmeler Amerika’nın istediği gibi gitmemeye yönelince, hemen tarihî siyasal ders akla geldi: Süveyiş Kanalı krizi. Onun için bilmek ve kıyaslamak gerçeklerle ancak olur. Ortadoğu’yu da konuşurken emperyalist sömürgeciliği göz ardı ederek yapamazsınız.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Bilgisizlik, çıkarla kaynaşınca

Hafta başı tatilde olan meclisimiz toplandı. Bir sürü karar...

Özkan Yıkıcı yazdı: İngiltere nereye doğru gidiyor?

İngiltere'nin Kıbrısla alakalı önemi desem, artık K. Kıbrıs'ta nüfusun...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bu ne biçim dünya hale geldi

Ufak bir normal ilgiyle başlamak, yeterli gelecek. Nasıl bir...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gözden kaçırılırken, gündeme düşen gelişmelerden

Günümüz politik gündem oluşturmada, resmi genelden yerele medyalar hep...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eylül ayı tortuları altında semptomlar

Bu yazımı kısa bir eylül ayının önemli yakın tarih...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
958AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Bilgisizlik, çıkarla kaynaşınca

Hafta başı tatilde olan meclisimiz toplandı. Bir sürü karar...

Özkan Yıkıcı yazdı: İngiltere nereye doğru gidiyor?

İngiltere'nin Kıbrısla alakalı önemi desem, artık K. Kıbrıs'ta nüfusun...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bu ne biçim dünya hale geldi

Ufak bir normal ilgiyle başlamak, yeterli gelecek. Nasıl bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: “Gipriz Cumhuriyeti’ndeki Haglarımız” Söylemi Üzerine

Gıprızlıca gonuşan Gıprızlıların genelde üş tip vatandaşlıgları vardır. Bunnardan...

Neşe Yaşın yazdı: Yaslı Deniz Manzarası

1964-1967 yılları arasında Lefkoşa enklavında büyümekte olan bir çocukken...

Fehim Taştekin yazdı: Yalınayak kamalılar, biçare ağalar

İran’ın müttefiki Ensarullah hareketinin liderliğindeki Yemen Silahlı Kuvvetleri karşı...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Canlı yayın