yazılariktibasGürsel Köksal yazdı: Almanya'nın büyük hezimeti

Gürsel Köksal yazdı: Almanya’nın büyük hezimeti

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net
Kategori:

Almanya, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki Güvenlik Konseyi üyeliği seçimlerdeki aldığı darbenin şoku altında. Politikacılar, dış politika uzmanları, gazeteciler, televizyoncular harıl harıl “Nerede hata yaptık?” sorusunun yanıtını arıyorlar.

Önceki gün New York’ta yapılan BM Genel Kurul oylamasında Almanya, çok istediği Güvenlik Konseyi geçici üyeliği konusunda üye ülkelerden yeterli oy alamadı. Almanya’nın son zamanlarda uluslararası platformda karşılaştığı bu fiyaskoyu dünya kamuoyuna ilan etme görevi de eski Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock’un üstüne kaldı. Oldukça tartışmalı bakanlık görevinin ardından BM Genel Kurul Başkanlığı koltuğuna apar topar oturmaya başaran Yeşiller partili eski politikacı Baerbock, yapılan gizli oylamada ülkesinin, diğer adaylar Avusturya ve Portekiz’in gerisinde kaldığını ve dolayısıyla seçilemediğini duyurdu. Almanya’nın Güvenlik Konseyi üyeliği başvurusu Baerbock’un bakanlığı döneminde de yürürlükteydi.

New York’taki oylamada BM’nin en üst önemli organı olan Güvenlik Konseyi’nin 2027-28 yılları için beş yeni geçici üyesinin seçimi yapıldı. Beşi daimi üye olmak üzere (ABD, Rusya, Çin, Birleşik Krallık ve Fransa) toplam 15 ülkenin üye olduğu Güvenlik Konseyi’ne seçilen yeni üyeler Portekiz, Avusturya, Zimbabve, Trinidad ve Tobago’yla Kırgızistan oldu. Yeni seçilen üyeler 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren Güvenlik Konseyi’nde, beş daimi üye ülke ve 2026-27 dönemi için seçilmiş olan diğer geçici ülkeler Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Liberya, Letonya, Kolombiya ve Bahreyn’le birlikte yerlerini alacaklar.

BM’ye en büyük parasal katkıda bulunan ülkeler arasında yer alan Almanya’da uzun süre, belirli aralıklarla Güvenlik Konseyi’ne geçici üyeliğe seçilmek sanki otomatikleşmiş gibiydi. Almanlar, sosyalist sistemin çökmesiyle doğudaki Almanya’nın (DDR – Demokratik Alman Cumhuriyeti), batıdaki Almanya’yla (FDR – Federal Almanya Cumhuriyeti) birleşmesinin ardından bir yandan zaman zaman dikkatli bir biçimde Güvenlik Konseyi’nin mevcut yapısını tartışarak daimi üyelik konusunu gündeme getiriyorlar, diğer yandan da her fırsatı değerlendirip geçici üyeliği üstlenmek için çaba gösteriyordu.

ABD VE İSRAİL’İ DESTEKLEDİ

En sonuncusu 2019-20 yıllarında olmak üzere Federal Almanya şimdiye kadar altı kez Güvenlik Konseyi’nde geçici üye olarak yer almış ve bu son üyelik sürecinin sonunda, yani 2020 yılında 2027-28 dönemi için yeniden başvuruda bulunmuştu. Güvenlik Konseyi’ne ‘Batı Avrupa ve Diğer Ülkeler Grubu’ (WEOG) adına toplam iki ülke seçiliyor. Almanya’dan çok önce Avrupa Birliği’nden iki üye ülke, (Avusturya 2011 yılında ve Portekiz de 2013’te olmak üzere) başvurularını yapmış, bunun için de temaslara başlamış ve birçok ülkeden de kesin söz almış durumdaydı. Portekiz’in Genel Kurul’da Latin Amerika ve Afrika ülkelerinin büyük çoğunluğunun oylarını alacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Ancak Avusturya için durum öyle değildi. Almanya’nın da katılmasıyla birden bire Almanca konuşan, iki komşu ülke birbirine “rakip” olmuştu. Avusturya, güçlü komşusunun bu girişimini hiç de dostça bulmamıştı, ancak yine de hiçbir askeri ittifaka üye olmadığı için diğer aday Portekiz kadar olmasa da Güney Yarımküre’deki ülkelerin desteğini alabilmeyi umuyordu. Başvurusunu geç yapmasına rağmen Almanya’da ise, zamanı geldiğinde bu “küçük” AB ülkesini oylamada geride bırakacağına dair beklenti çok güçlüydü.

Sonunda oylama zamanı geldi. Bir yıl önce kurulan merkez sağ ve sosyal demokrat koalisyon hükümetinin Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, özellikle bu yılbaşından bu yana birçok ülkeyi ziyaret ederek ülkesinin üyeliği için yoğun temaslarda bulunmuş, son günlerini de New York’ta geçirerek yüz yüze temaslarla seçimin ülkesi lehine sonuçlanması için çalışmıştı.

Ancak artık işi zordu.

Almanya 2020’deki Almanya değildi. Bu arada Ukrayna Savaşı çıkmış, Almanya, diğer NATO ülkeleriyle birlikte sıcak savaş içinde olmasa da Rusya’ya karşı açılmış olan cephenin en büyük gücü olmuştu. Almanya bu savaşta tarafsız kalan ya da Rusya’dan yana olan ülkelerin desteğini yitirdi. Ardından Trump’ın başkanlığındaki ABD’nin Latin Amerika ve Ortadoğu ülkelerine yönelik uluslararası hukukun alenen çiğnendiği savaşlara, “askeri operasyonlara”, ablukalara destek vererek ya da karşı çıkmayarak Güney Yarımküre’den alacağı desteği riske attı. Asıl önemlisi de İsrail’in Gazze’deki kıyımlarına, Lübnan ya da İran’daki hukuk dışı saldırılarına açıkça (“kendisini savunuyor” diyerek, hatta Başbakan Merz’in “İsrail bu kirli işleri bizim için üstlendi” sözleriyle) destek verip bu desteğinde ısrar edince seçilme şansını tamamen yitirdi.

Sonuç AB’nin en güçlü ülkesi oylamada iki küçük ülkenin gerisinde kaldı. Portekiz 134, Avusturya 131 oy alırken Almanya ise sadece 104 oyla geride kaldı.

SESSİZLİĞİN FATURASI

Başbakan Merz ve Dışişleri Bakanı bu hezimetin esas olarak Almanya’nın adaylığını çok geç açıklamasından kaynaklandığı belirterek durumu idare etmeye çalışırken Sol Parti’den (Die Linke) “Almanya’nın Gazze, Venezuela ve İran’da uluslararası hukuk ihlallerine karşı sessiz kalmasının faturasını ödediğini” açıklaması geldi. Hükümet ortağı oldukları dönemde Almanya’nın uluslararası prestijini yitirmesinde büyük rolü olan diğer muhalefet partisi Yeşiller ise bu durumu “utanç verici bir yenilgi” olarak nitelendirdi.

Avusturya basınında Almanya’ya karşı kazanılan bu başarı, “yeni bir Cordoba Mucizesi” olarak kutlanıyor. Arjantin’de 1978’de oynanan Dünya Kupası’nda Avusturya, bir önceki kupada Dünya Şampiyonu olan Almanya’yı 3-2 yenerek daha ilk turda elenmesine neden olmuştu. Sonuçta Avusturya da elenmişti ancak, Almanya’da “Cordoba Hezimeti” olarak tarihe geçen bu durum, komşu ülke için yine de “mucize”ydi. Almanya’nın bu kez de Amerika kıtasının kuzeyindeki New York’ta Avusturya’ya yeni bir “mucize” hediye etmiş oldu.

Almanlar, belki bu hezimetin travmasını önümüzdeki günlerde yine Amerika kıtasında gerçekleştirilecek Dünya Kupası’nda giderme fırsatı bulabilirler. Hem Avusturya ve hem de Portekiz turnuvaya katılan takımlar arasında. İlk turda farklı gruplarda oynuyorlar, ama turnuvanın daha sonraki aşamalarında karşı karşıya kalırlarsa, Almanlar aradan fazla zaman geçmeden New York’taki yenilginin acısını çıkarma şansını yakalayabilirler… Böylece bakarsınız BM son oylama Dünya Kupası’na da yeni bir heyecan katar!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Elif Görgü yazdı: Trump’ın yolu Paşinyan’dan geçiyor

Ermenistan 7 Haziran Pazar günü parlamento seçimlerine gidiyor. Sadece...

Murat Çakır yazdı: Topyekûn sınıf savaşı

Almanya’daki toplumsal ve siyasi sol, yani farklı hareketler, sendikalar...

Özge Güneş yazdı: Emperyalizme kafa tutmanın bedeli

Trumpizmin küresel ölçekte yükselişi ve küresel militarist dalganın İsrail-İran gerilimi üzerinden...

Zafer Taşkın yazdı: Savaş ekonomisi, sosyal devletin geriletilmesi ve sınıf

Son yıllarda Almanya’da siyasal ve ekonomik tartışmalar giderek daha fazla...

Özge Güneş yazdı: Paris Komünü’nün canlı geçmişi

Geçtiğimiz gün karşıma Paris Komünü’nü ele alan bir kitap çıktı. Merakla...
4,496BeğenenlerBeğen
1,568TakipçilerTakip Et
3,956TakipçilerTakip Et
856AboneAbone Ol

Son eklenenler

Elif Görgü yazdı: Trump’ın yolu Paşinyan’dan geçiyor

Ermenistan 7 Haziran Pazar günü parlamento seçimlerine gidiyor. Sadece...

Yücel Özdemir yazdı: Mülteciler için ‘demir perde Avrupa’ dönemi

Pazartesi günü Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği (AB) üyesi...

Murat Çakır yazdı: Topyekûn sınıf savaşı

Almanya’daki toplumsal ve siyasi sol, yani farklı hareketler, sendikalar...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sohbetlerle cumartesi gününde

Artık duymaktan kaçtığım, ama yeni gelip beni vuran bazı...

Ecehan Balta yazdı: Devlet aklı, rejim mühendisliği ve görünmeyen özne arayışı

Türkiye’de son günlerde yeniden dolaşıma giren “devlet aklı” tartışması,...

Mustafa Çıraklı yazdı: NATO Ankara Zirvesine Doğru

7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleşecek NATO Zirvesi yaklaşırken gözler...

Hediye Levent yazdı: Orta Doğu’ya İsrail dizaynı

Çok karmaşık ve iç içe geçmiş birçok sürecin birlikte...

Zafer Yörük yazdı: Küba’yı hırpalamak: Trump’ın rüyası ve kâbusu

Raul Castro, sosyalist Küba’nın ikinci devlet başkanıdır. Ağabeyi Fidel’in...

Canlı yayın