yazılariktibasGezi’deki üç beş ağaç - Foti Benlisoy

Gezi’deki üç beş ağaç – Foti Benlisoy

Kategori:

Foti benlisoyGezi direnişi doğrudan sosyal-iktisadi talepleri gündeme getirmedi diye onun (“hükümet istifa” sloganında yoğunlaşan) dar anlamda siyasal bir muhtevasının olduğu, hatta çoğu zaman hayat tarzına dair kültürel bir reaksiyon olduğunu yazıp çizenler çok. Oysa Gezi direnişi tam da kentsel dönüşüme, el koyma yoluyla birikime, müştereklerimizin metalaştırılmasına, ortak alanlarımızın özelleşmesine, yani neoliberal kapitalizmin temel dinamiklerine itiraz ve direnişin kitlesel bir kalkışmayı tetikleyişinin hikâyesi.

Bu anlamda Gezi, açıkça neoliberalizm karşıtı bir muhtevaya ve içkin olarak antikapitalist bir yönelime sahip. Solun bu aşikâr muhtevaya ve bu içkin yönelime sahip çıkması ve onu vurgulaması şart. Aksi, “hükümet istifa” sloganının içi pek de doldurulmamış, belirsiz radikalliğinin kolaycılığına teslim olmak anlamına geliyor. Gezi’nin bu boyutunun, üstelik kimi solcular tarafından da “üç beş ağaç” diyerek azımsanması, hatta hakir görülmesi akıl alır şey değil. Ağaçları bırakıp “ormanı” görmemizi salık veren her önerme, kitle hareketinin anti-neoliberal muhteva ve potansiyellerini yok sayma riskini barındırıyor. Oysa AKP hükümetine, Tayyip Erdoğan’ın şahsında cisimleşen otoriterizme dönük tepkiyi bu muhteva ve yönelimle zenginleştirmek, içeriklendirmek hepimizin boynunun borcu olmalı.

Çünkü sade suya tirit, belirsiz bir AKP karşıtlığı, yani sosyal-sınıfsal bir içerikle donanmamış bir hükümet karşıtlığı, günün sonunda ancak CHP’ye, hatta (Doğu Perinçek’in Kadıköy ile Yoğurtçu Parkı’nı karşı karşıya koyduğu son yazısındaki özgüveni de hatırlarsak) ulusalcılara yarayacak. Zarfıyla da mazrufuyla da bunca radikal potansiyellere sahip bir kitle hareketi, egemenler arası kamplaşmaların sunağında kurban edilecek. Mesele AKP’ye karşı olup olmamak değil elbet. Mesele AKP’ye nasıl ve hangi temelde karşı olduğumuz.

Yapacağımız en büyük hata, Gezi direnişinin açığa çıkardığı kitle hareketini (AKP’nin ekmeğine yağ sürecek şekilde) ilericilik-gericilik, cumhuriyetçilik-İslamcılık, Kemalizm-bilmem kaçıncı cumhuriyetçilik gibi (ana akım Batı medyasında da çok popüler olan) ikili karşıtlıklara indirgemek olacak. AKP’nin rahatlıkla “Fatih-Harbiye” dikotomisinin güncellenmiş bir versiyonu olarak takdim edebileceği bu karşıtlıklara sıkışmak, hareketin AKP’yi bunca yıl iktidarda tutan hegemonyayı çatırdatma potansiyellerini berhava edecek. Zaten AKP haftalardır Frenk mukallitliğiyle, Batıcılıkla, elitizme, gayrimillikle, vesayetçilikle damgalayabileceği – itham edebileceği bir rakip arıyor, hareketi bu klişelere (ama işe yaradığı defalarca ispat edilmiş bu klişelere) sıkıştırmaya gayret ediyor.

Dolayısıyla o çokça anılan “AKP’ye karşı muhalefet”, eğer AKP’nin her türlü sosyal-sınıfsal meseleyi kültürel kodlar içerisinde anlamlandırıp tanımlayan ve bu anlamda da sınıfsal-sosyal sorunları depolitize eden, görünmez kılan muhafazakâr popülizmini yeniden üretecekse vay halimize! AKP’nin iktidarı boyunca yaptığı şey, sınıfsal-toplumsal eşitsizlikleri kültürelleştirerek kendisini “milletin” otantik değerlerinin temsilcisi olarak sunması oldu. AKP’ye ve onun toplumu muhafazakârlaştıran hegemonyasına karşı verilecek mücadele işte bu nedenle AKP’nin beslendiği kültür temelli ve özcü bu ikili karşıtlıklara dayalı söylemi çözen, boşa çıkaran başka bir saflaşmayı gündeme getirmeli. Yani AKP’ye karşı muhalefetin odağı onu iktidarda tutan bu hegemonik bloğu çatırdatan, onun iç çelişkilerini açığa çıkartan bir eksene sahip olmalı. Özcesi bu bloğun içerisindeki derin sınıfsal eşitsizlikleri açığa vurmaya imkân verecek bir politik yönelim şart. Zaten AKP’nin buz gibi farkında olduğu şey, Gezi direnişinin kendi siyasal kavram ve kategorilerine sığdırılamıyor, o meşum ikili karşıtlıklarına tıkıştırılamıyor oluşu, dolayısıyla da onun hegemonik söylemini çatırdatma ihtimali.

Sözün özü, “üç beş ağaç” deyip geçmeyelim… Korktukları “Mustafa Kemal’in askerleri” falan değil, onlarla nasıl başa çıkacaklarını gayet iyi biliyorlar. Onlar asıl Gezi’deki o üç beş ağaçtan korkuyorlar…

 


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ela Ava yazdı: Trump açmazda: Dış ve iç politikada çember daralıyor

Hürmüz Boğazı’nı kontrol etme çabalarının yoğunlaşmasıyla eş zamanlı olarak...

Enver Şat yazdı: Çiftçinin emekli aylığı, kooperatifin kârı

Türkiye’de çiftçinin yaş ortalaması 59’a yükseldi. Çiftçilerin yüzde 70’i...

Özge Güneş yazdı: Amerika’da demokratik sosyalizmin yükselişi

Amerika’da yükselen sosyalist dalga kalıcı bir yeniden hizalanmanın habercisi...

Arif Koşar yazdı: NATO 3.0, yapay zeka ve savaş koşusu

Silahlanmaya ayrılan bütçe, savunma sanayi anlaşmaları, Trump’ın Rahip Brunson...

Deniz İpek yazdı: Bir ülkenin gerçek özgürlüğü, satılık olmamasıdır

‘Arnavutluk satılık değildir.’ Haftalar önce Tiran sokaklarında yankılanan bu slogan,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,927TakipçilerTakip Et
904AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden 15 Temmuz gelirken 3

Peş peşe sizi yakın tarih hafıza canlandırmaya odaklaştırdım. 15...

Kostas Venizelos yazdı: “Bu işi bir an önce bitirmeliyiz, dışarıdan baskı var…”

Atina Cuntası'nın ve buradaki uzantısı EOKA B'nin gerçekleştirdiği darbenin...

Metin Yeğin yazdı: Direniş ekonomisi

Filistin’deki soykırım sadece kurşunlar, bombalar ve dronlar gibi postmodern...

Özgür Gürbüz yazdı: Teşviklerle nükleere göz kırpıyorlar

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifi,...

Hediye Levent yazdı: Irak ve Suriye’yi Türkiye ‘koruyacak’ ama nasıl?

Irak’ın çiçeği burnunda Başbakanı Ali Ez Zeydi kritik ve...

Ecehan Balta yazdı: Avrupa’nın çöpü Adana’da

Pembe bir Barbie çantası, çamura yarı gömülmüş halde duruyordu....

Ela Ava yazdı: Trump açmazda: Dış ve iç politikada çember daralıyor

Hürmüz Boğazı’nı kontrol etme çabalarının yoğunlaşmasıyla eş zamanlı olarak...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden 15 Temmuz’a gelirken 2

Bugün 15 Temmuz. Hem Kıbrıs hem de Türkiye için...

Canlı yayın