yazılariktibasGezegene karşı suç: Nükleer - Arif Ali Cangı

Gezegene karşı suç: Nükleer – Arif Ali Cangı

Orjinal yazının kaynağıyenigun.com
Kategori:

İnsanlık tarihi katliamlarla dolu. Bugün Gazze’de olanlar tarihte yaşananlardan halen ders alınmadığını ya da insanlığa karşı suçların halen topyekûn kınanmadığını gösteriyor. Hele bir de bu suçun soykırıma uğramışların torunları tarafından işlenmesi, insana olan güveni ortadan kaldıracak nitelikte. Yeryüzündeki yaşamın tehlikeye girdiği günümüzde, insanlığa karşı suçların yanı sıra, gezegene karşı suçların da tanınması, lanetlenmesi, cezalandırılmasının zamanı geldi de geçiyor.

Dün 6 Ağustos’tu. İki gün sonra 9 Ağustos. Bu iki gün, insanlık tarihi açısından “insanın insanı yok ettiği” en önemli iki gün. 6 Ağustos 1945’te Hiroşima’ya, 9 Ağustos 1945’te Nagazaki’ye atılan atom bombaları ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından insanlığa ve gezegene karşı iki büyük suç işlendi. Hiroşima’da ilk anda 70 bin insan yaşamını yitirdi. İlerleyen yıllarda da radyasyonun ölümcül etkisiyle kanserden on binlerce insan öldü. İnsan eliyle yaratılan bu vahşet, Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerinde en az 350 bin insanın canına mal oldu. Japon yetkililere göre bu sayı yaklaşık 500 bin. Hayatta kalan “hibakuşa”lar da vücutlarında ileri düzeyde yanıklar, sakatlıklar ve psikolojik çöküntülerle yaşamlarını sürdürebildiler. Sayılar yalnızca insan kayıplarına ilişkin. İnsan dışındaki canlıların hesabı bile tutulmadı, ekosisteme verdiği zararlar göz ardı edildi. Bu insanlık dışı saldırı İkinci Dünya Savaşı’nın sonunu getirmişse de bu dahi yapılan gaddarlığın haklı gerekçesi olarak gösterilmez. Bu olay, “amaca gider her yolun mubah olmadığı”nı da gösterdi. Hiroşima ve Nagazaki bombalamaları, atom silahlarının insanlık âlemince mahkûm edilmesine yol açmışsa da halen tehlike geçmiş değil. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres bu konuda geçen yıldan bu yana küresel güvensizlik ve bölünmenin daha da derinleştiğini, bazılarının nükleer kılıcı bir kez daha pervasızca salladığını, dünyanın bu durumu kınama konusunda birlik olmasını, silahsızlanmayı hayata geçirmek için yeni çözümler bulması gerektiğini, söylemiş. Atom silahlarına ilişkin ortak bir yaklaşım benimsense de nükleer santraller için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Bir kesim, nükleer santralleri “barışçıl” olarak nitelendirip, masumlaştırmaktadır. Halen nükleer silahlanma tehlikesi devam ederken, nükleer santrallerin hakikatini yansıtan sözler bu kaos ortamında kaybolup gitse de gerçekleri söylemekten vazgeçmemeli. Onlarca nükleer kazanın yanı sıra Çernobil ve Hiroşima felaketleri, nükleer santrallerin de güvenli ve barışçıl olmadığını göstermiş olmalı. Bu felaketlerin yanı sıra, bertaraf edilemeyen atıklarıyla nükleer santraller bugünkü ve gelecek kuşaklar için büyük tehdit oluşturuyor. Dünya yüzeyinde yaşanan yasadışı nükleer atık ticaretinden hiçbir ülke azade değil. Gaziemir’deki radyoaktif atıklar bunun bize en somut örneğini gösteriyor. Bu atıkları alandan uzaklaştırmaktan aciz bir yönetimin var olduğu ülkemizde Akkuyu’da nükleer santral inşaatı bitirilmek üzere. Santralın, sicili bozuk Rus Rosatom Şirketi tarafından yapılması kaygı verici bir başka etken. Rahatsız edici bir başka soru da Akkuya’da enerji santrali mi, yoksa Rusya’nın Akdeniz’de bir askeri üssü mü kuruluyor? Sözün özü ister silahı olsun ister enerji santrali olsun, nükleer, gezegene karşı suçun taammüden işlenmesinin elverişli bir aracıdır. Buna karşı çıkmak da bağımsız akıl ve vicdan sahiplerinin insanlık görevidir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ertan Erol yazdı: Brezilya’da ‘beklenmedik’ sonuç

Brezilya’da genel seçimler ve başkanlık seçimlerinin ilk turu tamamlandı....

Önder İşleyen yazdı: Sokakların çağrısı

Büyük kriz sonrası uzun bir çalkantı döneminden geçiyoruz. Eski...

Dr. Cengiz Başkaya yazdı: Çağımızın insanı; homo plasticus

İnsan soyu tarih boyunca birçok aşamadan geçti. İlk aşama...

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Fehim Taştekin yazdı: Yemen savaşının gizlenemeyen ortakları

Yemen’e karşı Suudi koalisyonunun utangaç bir tarafı var. Mekke...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kaptan faciadan önce itiraf etmiş: “Bu gemi gemi değil!”

Girne açıklarında 30 Ağustos’ta batan Filo Jet yolcu gemisiyle...

Özkan Yıkıcı yazdı: Alpay’ın anısına

Geceleyin yatmak üzere idim. Hâlâ uykum tam gelmediği için...

Özkan Yıkıcı yazdı: Zeynep Gayrinova’yı dinlerken Azerbaycan gelişmelerinden bir kesit

Nereden buldum bilemem. Herhâlde yetmişler sonunda tanıdık bir İran...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ayrancı yurdunun doktorcuğunu kaybettik

Türkiye'de Ankara Kıbrıs Erkek Yurdu'nun, yetmişler döneminde Doktorcuk lakaplı,...

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Canlı yayın