yaklaşımlarÖzkan YıkıcıGerçek çarpınca! – Özkan Yıkıcı

Gerçek çarpınca! – Özkan Yıkıcı

Pazartesi sabahı, 22 Ocak günü, Lefkoşanın hem “Meclis Afrika arası” sokağını önceden beklenen provakatörler gelip işlerini görmeğe başladı. Önceden biliniyordu; Türkiyenin Bursa kentinden, yükselen Cumhur ve AKP başkanı Erdoğanın öfke dolu sesiyle, emir geldi: “Gerekeni yapın”! Nitekim, bu söyleme uyan kesimelr tam da isteğe uygun mevzemelerle önce Afrika gazetesine yöneldiler. Taşlar, Yumurtalar vesayrelerle camlar indirildi… Sonra binaya dek girip, etrafı talan yaptılar…. Etrafta polis vardı! Fakat, gelenler Hak isteyenler veya madur edilen kesimler değildi! Demokratik talep amaçlı seslerini yükseltme de yoktu… Gelenler, Bursadan yükselen sesle, verilen işratle gerekeni yapacak kesimlerdi! Onun için Kuzey Kıbıs gerçeği ile polis falan onlara dokunamazdı. Linç kültürlü gerekirse yakacaklarını dahi haykıran gözü dönmüş ve bildik paramiliter tipi kitlelerdi. Sonradan eklemelerle belediyelerimizin bazılarının da muhtaşem katılımlı yalakalıkları da mevcuta eklendi….

Madem zemin uygundu, “güvenlik kesimleri de tüm linç hareketlerine karşı sesizdi” o zaman hedef gelişliyordu* Hani devletlerin, rejimin temel simgesi olan Meclis var ya, herkesin giremeyeceği, girerken dahi çok dikatli olunan parlemento binası var ya! İşte gelenler buraya da yöneldi. Meclisin damına çıkarak adeta başka yerde olsa deprem yaratacak davranışı, polise de göster göstere gerçekleştirdiler. Meclis damından bayrak saladılar. Dizilerin ve hamasetin simgeli bayrakla resmen gerçek herkesin yüzüne çarpıyordu. Mahsumane açıklama ile konuyu geçiştirmek isteyen akıncı da ilgili kitle karşısında gereken tokatı ne yazık ki oda aldı. Belki de normal davranışlı kitle olsa onlara sorardık: “Ayni davramışı, hem de uyduğunuz ve övdüğümüz Erdoğana karşı yapsamız, ne olurdunmuz”? Ama, Kuzey Kıbrısın Cumhur simgeli şahsı, hakaret ve biraz daha dayağı dahi yiyecekti! Peki: Güvenlik kuvetleri ve kocaman Çelik kuvet ne yapıyordu?

Olayları fazla dedtahya boğmadan şu basit soruyla sorgulayalım: Hangi ülkenin parlemento binasının hem de damına çıkıp başka simge salayarak hareket yapılabilinir? Dahası, ayni anda Mecliste vekiler ant içerken, norrmalmış gibi davranıp olayı küçşümseme tutumuna girebilirler? Bu ufak gerçek dahi çarpmaya ve yerlebir yapmaya yeter. Bu duruma vekilerin birkaçının sevinçle katılmaları, güvenlik kuvetlerin seyirci kalması, hukuk denilen nesnenin ise adeta suskunlukla kalıp, tutuklamak istemeleri de brakarak sonlandırma davranışlarının da adını kim koyacak? Bu ismi söyleyenleri de yeniden paramiliter kesimlerle,resmi sözcülerle de suçlama yarışı yapılması da olmayacak mı? İşte gerçekelr böyle çarparken, hala muhteşem bazı gazetecilerimiz bahane oluşturup geçmiş anımsatma yalanlarla bu gerçekleri küçümsemeğe ve karşı saldırı yapma peşinde ekranda uğraşıyorlardı! İşte Kuzey Kıbrıs senelerdir bu gerçeklerle gerçeklerden kaçarak siyasi sistem kurup, çıkarları da buna özdeşleştirip sürdürmektedir…..

Olayı patlatan ne: Aslında 74 yılından beri yaşanan yapının isimlendirilmesi ve Afrin hareketinin de buna eklenmesi ile oldu. Basit tanımlamanın suç olduğu dönemi yaşayarak doğru kabulenen gerçeğimiz çatlıyordu! Afrika gazetesi, Kıbrıs işkalinden sonra şimdi de aAfrine karşı işkale başlandığını yazınca, birielri ve özellikle resmi çevreler hemen kızdı! Oysa, birçok karardan tutun Kuzey Kıbnrısta yapılanların adı buydu. Ama, başka çıkarsama ile sağlanan çıkarlarla bu hep örtüldü. Oysa, uluslar arası kararlardan Kıbrıs görüşmelerine hep bu durum üzerinden tartışmalar yapılıyordu! Neyse, Afrika bunu yazınca, karşılığı da Bursadan yükselen sesle böylesi bir Pazartesi yaşandı. Peki, meclisteki siyasi partiler olayı doğrusuyla kınayıp Afrika gazetesine geçmiş olsuna gitmişlermi? Haayır!Peki, soruşturma yapması gereken makamlar, brakın soruşturmayı,örneğin polis gözünün önünde olan olayları neden engelemedi?

Konuyu fazla uzatmayacam: Yanıtını da biliyorsunuz.Afrin operasyonuna bir Kıbrıs benzetmesi bu denli öfke yaratıyorsa, onca saldırı ve meclis damına dek çıkılıp bayrak salanıyorsa, böylesi kurumsal kolaycılık saldırganılığı oluyorsa, hangi bağımsızlık olgusundan ve kurumsal etiklerden söz edip konuşmalıyız? Hangi gerekçe olursa olsun, hangi ülkenin hem de kimisi de yurtaşı olmayan insanların linç saldırıları ve meclis baskıları olup doğal karşılanıyor? Adı hükümet partileri de destek verip kucaklaşıyor! Fazla ileri gitmek de gerekmiyor. Resim n net* Garip olan Türkiye medya kesimi de böylesi Kuzey Kıbrıs gelişmelerini hiç dokunmama geleneği devam etmeden öteye gitmiyor. Tıpkı Kuzey KIbrısın resmi görünüm ve yalakalık dışında Türkiye gerçeklerine değinmek istemedikleri gibi….

Eğer, Kuzey Kıbrıs medya ile politik kesimleri son olağanüstü hal kuralı ile paramiliter milis dokunulmazlığı yaratılması veya yönetim şeklindeki gelinen noktayı anlasalardı, Afrin gerçeğini ve Kuzey Kıbrıs yapısını gerçeklerle yorumlansaydı, son yaşananlara belirli kesimlerin bahane ile bakışları da olmayacaktı! Ama oldu! Bazı kanalarda olduğu gibi Afrika gazetesi ve Meclise olan saldırıları küçümseme adına geçmişte yaşanan hamasete sarılıp Türkiye karşıtı görüşleri düşmanlaştırma algısı da kolayca olmayacaktı!

Ben bu yazıyı yazarken, olayın nedenlerinden Afrina karşı olan müdahale ile ölüm haberleri gelmeğe başladı. TLBİR ekranından Ömer Ödemişli ise gönderdiği haberle ilginç başka noktayı da uyarı şeklinde anlatıyordu! “Türkiyenin destekleyerek eğitiği ve işkal etiği Suriye topraklarına yerleştirip,son Afrin saldırısında beraber olduğu OSO örgütünün Suriye için de terörist örgütü” olduğunu anlatıyordu. Dahası, OSO içinde Suriyeli olmayan yabancı cihatcılar ve özellikle Çeçenlerin de bulunduğunu haberleştiriyordu. Türkiye terör örgütü dediği yapıya Suriyeye girip, Suriyenin terörist değip yabancı cihatcılarla dolu örgütle ona karşı topraklarında hareket yapıyordu!

Dedik ya: gerçekler çarpıyor! Gerçekler kral çıplağın yeniden yaşanmasına neden oldu. Ama, hala birielri hem de merkezde olanlar buna yine burun kıvırıyor. Bahanelerle geçmiş olayları banbaşka telden çalıyorlar. Bir uyarı da benden! Yalnız, balık havızalı ve yalakalarla örülmeyenler için: anımsayın Annan planını! Birileri bu planı savunurken, çoğumuz şaşırdık. Fakat, bazı örgütler de bunları özellikle gazetecilerin kimisini de ısrarla öne çıkardılar. Bu isimleri anımsadınızmı? İşte bu isimlerden birileri ilgili plan döneminde “çözümcü” nutuklar çekerken, şimdi de Pazartesi yaşanan olayları küçümsemek için de ekranda geçmişte Rumların kendi hamasetlerine göre aktarıp yaptıklarını anımsatarak Türkiye damıtılmış hamaseti yapıyorlardı! “DDış düşman Kıbrıs oyunlarından” söz edip uyarıyorlar! Bunları da gözden kaçırmayalım…..

Geldi dedik: Yılbaşı kutlama tartışmaları, Noyel töreni için verilen binanın geri alınması, öğretimde dini yönün güçlendirilmesi, Turban tartışma başlangıçları peşpeşe gelirken hep uyardık. Kimse duymadı! “Eloğlu duydu, kardeşim duymadı”! Derken, simgesel Akademisyen Zeki Beşiktepeli sırf Afrikaya destek veren Tritden dolayı ünüversiteden atıldı! Gık çıkmadı. Böyle gösgere göstere gelen olaylar, sonunda linç girişimi ile Meclis tepesine bayrak salandırıldı! Hala bunu kınamayan milliyetci hamasetli işbirlikci partiler geçiştirip koltuk alma hesabında. Böyle çarpan gerçekler olurken, sesizlik belrli kesim dışında hakim olyorsa, Belediyelerin bazıları hem de dün başka ve sonra başka partiye geçen belediyeler rolunu oynarken, sistemin adı neden birielrine öfke verdiğini de anlamamız kolaydır. Gereğini de yapmamak ve bunu önlemek için örgütlenmemenin de öteki tehlikeli tamamlayıcı olgudur.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: İngiliz’de oyun bitmez!

Kıbrıs deneyimlerimiz bize öğretti ki gerçekten İngiltere'nin siyasi oyunları...

Özkan Yıkıcı yazdı: Doğu komşuların kuzeye doğru gelişen denklemi

Belli ki daha Suriye'deki gelişmeleri, bölgesel ve giderek sistemsel...

Özkan Yıkıcı yazdı: Girilen seçim havasından, normal şartların lakırtılarından

Adamız yeniden seçim havasında. Bazı yazarların belirttiği gibi, konuyu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Suriye ekseninin kıskacında, Türkiye ve İsrail gerilimi

Daha önceki Suriye yazımda, ülkenin iki tarafından girip orada...

Özkan Yıkıcı yazdı: Karışık işler, vesselam!

Yazıyı yazdığım an, 18 Ağustos günüydü. Siz ne zaman...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,907TakipçilerTakip Et
929AboneAbone Ol

Son eklenenler

L. Doğan Tılıç yazdı: Biri bana “Lan! Terbiyesiz!” dedi

Gündemde bir davanın karar duruşması ve ilk kez toplanacak...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Daron Acemoğlu ile The Economist polemiği

Türkiye kökenli Nobel ekonomi ödülü sahibi Daron Acemoğlu bilindiği...

Özge Güneş yazdı: Latin Amerika’nın geleceği Brezilya’da oylanacak

Brezilya 4 Ekim’de cumhurbaşkanını ve Kongreyi seçmek üzere sandığa gidecek....

Volkan Yaraşır yazdı: Neoliberal bireyin anlam kaybı ve varoluşsal boşluğu

Neoliberalizm sürekli karşı devrimci politikaları içeren bir süreçtir. Küresel...

Fikret Başkaya yazdı: Hastane mi, kapitalist işletme mi?!

“En sonunda insanın ayrılmaz parçası olan her şeyin alışveriş...

Özkan Yıkıcı yazdı: İngiliz’de oyun bitmez!

Kıbrıs deneyimlerimiz bize öğretti ki gerçekten İngiltere'nin siyasi oyunları...

Antonis Polydorou yazdı: Ne Mağusa Bizi Bekliyor Ne de Tarih

Yine herkes Mağusa’yı hatırladı. İkinci harekâtın 52’nci yılı vesilesiyle...

Canlı yayın