Kıbrıs iktibasLevent AtikoğluGarantörlük safsatası: çifte standart – Levent Atikoğlu

Garantörlük safsatası: çifte standart – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın göğü, tarih boyunca sancılı bir panorama çizdi: garantörlükler, müdahaleler, sessiz çığlıklar ve çifte standartlar. Bugün, adanın kuzeyinde süregelen fiili durum ve iki devlet söylemi, yalnızca diplomatik bir tartışma değil; yaşayanlar için her gün yeniden yazılan bir trajedi.

Türkiye’nin 1974 müdahalesi, geçmişin gölgesinde hâlâ yankılanıyor. Uluslararası hukuk ve diplomasi metinlerinde tartışılmaya devam eden bu müdahale, gündelik siyasette çoğu zaman unutulmuş bir hakikat gibi duruyor.

Garantörlük hakkı, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bütünlüğünü korumak için verilmişti. Oysa şimdi adanın parçalanmışlığı, suistimal üstüne suistimal, haktan hak doğuran ihlallerle sürüyor. Bugün bu hakkın kullanımı bir meşruiyet maskesi hâline gelmiş durumda. Bu hak, bir ülkenin parçalanmasını veya bir devletin kendi çıkarlarını güvence altına almak için verilmemişti. Garantörlük safsatası, hukukun amacı ile pratiğin çarpıştığı bir alan; verilen hak, ters yüz edilmiş ve kendi amacına karşı kullanılmış durumda.

İki devlet söylemi, bu yüzsüzlüğün bir tekrarı. Bir taraf adadaki bütünlüğü savunduğunu iddia ederken, fiilen bölünmüşlüğü kalıcı hâle getiriyor; diğer taraf ise bu söylemi uluslararası kamuoyuna “çözüm arayışı” gibi sunuyor. Ortada yalnızca çifte standartlı bir siyaset var. Kıbrıs halkı için somut bir kazanım yok; çünkü bir hak, kendi amacına hizmet etmiyor, tersine çıkarların kalkanı hâline geliyor.

Garantörlük hakkının fiilen istismar edilmesi ile uluslararası normların çiğnenmesi arasındaki ince çizgi, bugün daha görünür. Hukuki yetkiler, adadaki toplulukların güvenliği ve eşitliği için tasarlanmıştı.

Ama tarih boyunca politik manevralar, güç ve çıkar hesaplarıyla örüldü. Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayanların hayatı, bu çarpık uygulamanın gölgesinde sürüyor; her adım, geçmişin ve bugünün çatışmasının yankısını taşıyor.

Kıbrıs siyaseti yalnızca tarih değil; yaşamın, hatırlamanın ve geleceğin bir izdüşümü.

Garantörlük safsatası, hukukun ve diplomasinin yüzleşmesi gereken bir meydan okuma. Eğer amaç gerçekten Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bütünlüğünü korumaksa, bunun yolu fiili işgalden, ikiyüzlü söylemlerden ve maskelerden geçmiyor.

Tarihsel haklar ve hukuki yetkiler, insanların yaşamını güvence altına almak için verilmişti; siyasi manevraların kalkanı olmak için değil.

Adadaki her nefes, her sessiz çığlık bu gerçeği hatırlatıyor. Bugün uygulanan tavırlar ve söylemler, hem iktidar hem muhalefet tarafından adadaki bütünlüğe bir ihanet niteliği taşıyor.

Karma evlilikler, Türkiye kökenlilere Avrupa Birliği vatandaşlığı vaatleri ve seçim kazanmak için söylenen sözler, gerçeklikle bağdaşmayan oyunlar hâline gelmiş durumda.

Kıbrıs’ın bütünlüğü yalnızca toprakla değil, hafızayla, adaletle ve insani vicdanla korunur.

Geçmişin gölgesinde yaşarken bile, hukukun ve insanlığın ışığını aramaktan vazgeçmemek gerekir. Ama garantörlerin Kıbrıs’ın bütünlüğünü koruma hakkı, bugün bölme ve iki devlet çıkarma ihanetine karşı karşıya. Bunu onlar da biliyor; ama erteler, oyalarlarsa, “böl ve yönet” durumu uzadıkça uzuyor—ta ki ciddi bir kriz ya da ayaklanma çıkana kadar.

Ve ne yazık ki, çoğu zaman herkes bu ihanete susup kalıyor.

‘Hakkımıza’ hayır…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hediye Levent yazdı: Şam ile Kürtler anlaştı, bölgeyi ne bekliyor?

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) Komutanı Mazlum Abdi, SDG’nin, kuzey...

Metin Yeğin yazdı: Sosyal ekonomi

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu...

Özkan Yıkıcı yazdı: SDG kendini feshederken

Belli ki daha Suriye’yi çok ele almaya devam edeceğiz....

Ela Ava yazdı: ABD ‘ekonomik savaş’ı başlattı: İran’a karşı benzersiz baskı operasyonu

İran’a karşı başlattığı savaşta Hürmüz Boğazı’na sıkışan Donald Trump...

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Erkan Çavuş yazdı: Yurtsever kime denir?

Yurdunu sevmek, onu savunmak demektir. Yurt savunması, gerek ona yönelen...

Çağla Elektrikçi yazdı: İlhan Erbil’in vefatı, Kıbrıs’ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi

İlhan Erbil'in vefatı, Kıbrıs'ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi....

Özkan Yıkıcı yazdı: Nem kapmadan dokunmak

Kıbrıs penceresinden, gün gecikmeye kavuşurken, şöylesine bir Kıbrıs-Türkiye gelişmelerine...

Canlı yayın