yazılariktibasEylem tüketimi - Gündüz Vassaf

Eylem tüketimi – Gündüz Vassaf

Kategori:

Gunduz_VASSAFGündüz Vassaf’ın Radikal Gazetesinde yazısı

Eylem yapmak eylemsizliğe hizmet edebilir mi? Sık sık yapılan saniyelik eylemler bizleri edilgenleştirir mi?

Change.org’un web sitesi, ‘Dünyanın kampanya platformu’ duyurusuyla başlıyor. “Sen neyi değiştireceksin?” diye soruyor. “Arkadaşlarının metinleri imzalamasını, yaymasını iste” diyor. Bizi başarıya çağırıyor, “Diğer binlercesi gibi sen de kampanya kazan!”

Kampanya kazan???

Son günlerde e-postalarımda çeşitli kampanyalara imza atmam için davet üstüne davet.

Bu hafta Türkiye gündemlerinde:

Deniz taşımacılığında güvenlik standartları denetim altına alınsın-Hatalısın İDO; Oyuncak silahların çocukları şiddete özendirdiği beyan edilsin; Tabiatı ve biyolojik çeşitliliği koruma kanunu Meclis gündeminden geri çekilsin; Kadın cinayetlerini durdurmak için yetkililer görevlerini yapsın; Bilgi Üniversitesi, Santral İstanbul koleksiyonunu özel koleksiyonlara aktarmaktan vazgeçsin…

Ve farklı ülkelerden, farklı sorunlarla ilgili çağrılar.

Bunlara ve diğerlerine her gün imza atmaya başlasam? Gözümde, noter görevlisinin önüne konulan kâğıtlara gün boyunca mührünü basması.

Eylem yapmak eylemsizliğe hizmet edebilir mi?

Bu tür saniyelik sanal eylemler bizleri “Vicdanımın sesini dinledim, görevimi yaptım” duygusuna kaptırıp edilgenleştirebilir mi?

Change.org’un 20 milyon üyesi var. Buna her ay iki milyon ekleniyor. 196 ülkede örgütlü. İngilizceden başka birçok dilde imza kampanyalarına katılmak mümkün.

Yürüyüşler ve imza kampanyaları genellikle o ilk anın katılma heyecanının yitirilmesiyle birlikte yenilgiyle sonuçlanır. Dünyayı değiştirmeye gücümüzün yetmeyeceği duygusunu pekiştirerek bizi edilgenliğe sevk eder.

Egemen düzen, eleştirilmiş olmanın getirdiği demokrasi görüntüsünde, yoluna devam eder.

İşte kendi koydukları BM kurallarına göre savaş suçlusu ilan edilmesi gereken ABD ve İngiltere’nin Irak işgaline karşı, ilk başta düzenlenen dünya çapında eylemler… İşgalden birkaç yıl sonra, Iraklılar kaderleriyle baş başa bırakılmıştı. Bush, Londra’yı Blair’in misafiri olarak ziyaret ettiğinde sokaklarda ikisini protesto eden yüz kişiyi geçmiyordu. Aleyhlerindeki topluluğa işaret eden Bush, dünya basınına o gün şu demeci vermişti:

“Iraklılar, burada gördükleriniz gibi özgürce muhalefet edebilsinler diye askerlerimiz savaşıyor.”

Uzun nefesli bir hareketi göze alarak yola çıkmayan, taktik ve stratejiden yoksun, anlık vicdan temizlemesine yönelik kampanyalar iflasa mahkûm. Eylemlere katılanları edilgenleştirmekten öte, verdikleri olumsuz örneklerle yeni kuşakların yolunu tıkamış, ufkunu kapatmış oluyorlar.

Üstelik çoğumuz bu tür kampanyalara, en temel sorgulamayı yapmadan bilinçsizce katılıyoruz. Örneğin, change.org sitesinin para kazanmak için kurulduğunun, imzacıların e-posta adreslerini çeşitli kuruluşlara sattığının, eylemlerine katılan kaç kişi farkında? Üstelik bir kısmını para karşılığı yürüttükleri kampanyalarda, müşterileri arasında Af Örgütü’nü saysalar da, ABD’de Cumhuriyetçi Parti gibi tutucu güçlerin eylemlerine de kucak açmakta sakınca görmüyorlar.

Vicdan susturmak için dostlar alışverişte görsün türünden imza kampanyaları eylem gücünü iğdiş ediyor. Özensizce kaleme alınmış metinler potansiyel katılımı kısıtlayarak karşı gelineni olduğundan güçlü kılıyor. Uzun soluklu, bilinçli bir hareket ve sayıca artan birlikteliğin başlangıcı olması gereken imza kampanyaları bizatihi amaç olunca etkisi sivrisinek vızıltısını geçemiyor.

Çoğu yürüyüş de öyle. Birçok yerde, nefes alınamayan Türkiye’de İstiklal Caddesi, özgürlük görüntüsü veren, konu takibinde süreklilik göstermeyen bir eylem tüketim alanı. Tersi örnekler yok mu? Akla ilk gelen, Arjantin’de askeri rejimde çocuklarını yitiren Plaza del Mayo Anneleri’nin başarılarla süregelen 30 yıllık protestosu, 1995’ten beri Galatasaray’da oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri, “Buradayız” sloganıyla yıllar içinde güçlenen Hrant Dink ve Pınar Selek davalarının takipçileri…

Yoksa, toplumsal sorumluluk ve dünya vatandaşlığı duyarlılığımız günün hızına uygun tüketici kimliğimizle örtüşünce, akıllarda tek kalan, Nâzım Hikmet’in şiirinde, Hiroşima’da çocuklar ölmesin diye bana bir imza ver, sesi.

 


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

L. Doğan Tılıç yazdı: Biri bana “Lan! Terbiyesiz!” dedi

Gündemde bir davanın karar duruşması ve ilk kez toplanacak...

Özge Güneş yazdı: Latin Amerika’nın geleceği Brezilya’da oylanacak

Brezilya 4 Ekim’de cumhurbaşkanını ve Kongreyi seçmek üzere sandığa gidecek....

Özge Güneş yazdı: Trump’a karşı mücadelede ilerici program arayışı

ABD’de 2026 ön seçimlerine kazanan adaylar kadar onların etrafında...

İsmail Duygulu yazdı: Akkuyu’dan Bugüne Bir Mücadelenin Hafızası

Türkiye’de Nükleer Karşıtı Hareketin İnsanları, Yolları, Kazanımları, Yenilgileri ve...

Özge Güneş yazdı: Siyasal özne: Mücadele içinde, mücadeleler arasında

Siyasetin öznesi üzerine tartışmalar bugün yeniden yoğunlaşıyor. Türkiye’de siyaset, 12...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,907TakipçilerTakip Et
929AboneAbone Ol

Son eklenenler

L. Doğan Tılıç yazdı: Biri bana “Lan! Terbiyesiz!” dedi

Gündemde bir davanın karar duruşması ve ilk kez toplanacak...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Daron Acemoğlu ile The Economist polemiği

Türkiye kökenli Nobel ekonomi ödülü sahibi Daron Acemoğlu bilindiği...

Özge Güneş yazdı: Latin Amerika’nın geleceği Brezilya’da oylanacak

Brezilya 4 Ekim’de cumhurbaşkanını ve Kongreyi seçmek üzere sandığa gidecek....

Volkan Yaraşır yazdı: Neoliberal bireyin anlam kaybı ve varoluşsal boşluğu

Neoliberalizm sürekli karşı devrimci politikaları içeren bir süreçtir. Küresel...

Fikret Başkaya yazdı: Hastane mi, kapitalist işletme mi?!

“En sonunda insanın ayrılmaz parçası olan her şeyin alışveriş...

Özkan Yıkıcı yazdı: İngiliz’de oyun bitmez!

Kıbrıs deneyimlerimiz bize öğretti ki gerçekten İngiltere'nin siyasi oyunları...

Antonis Polydorou yazdı: Ne Mağusa Bizi Bekliyor Ne de Tarih

Yine herkes Mağusa’yı hatırladı. İkinci harekâtın 52’nci yılı vesilesiyle...

Canlı yayın