iktibasÖzgür GürbüzEnerji yoksulluğu kapıda - Özgür Gürbüz

Enerji yoksulluğu kapıda – Özgür Gürbüz

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Seçimlerden sonra enerji faturalarının kabaracağına neredeyse herkes kesin gözüyle bakıyor. Enerji verimliliği konusunda Türkiye’nin önde gelen uzmanlarından Arif Künar, “Seçimden sonra enerjide devlet sübvansiyonlarının kaldırılması halinde nüfusun yarısının enerji yoksulu olduğu bir ülkeyi konuşmaya başlayacağız” diyor. Kaynak bulmakta zorlanan hükümetin, elektrik ve gaz fiyatlarında sübvansiyonları azaltacağı bunun da faturaları ikiye katlayacağı enerji sektöründeki sıkça konuşuluyor.

Aylık veya yıllık hane gelirinin yüzde 25’inden fazlasını elektrik, gaz ve su faturalarına harcıyorsanız siz de enerji yoksulu sınıfına girmiş kabul ediliyorsunuz. Ekonomideki kötü gidişat ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’de de enerji yoksulu sınıfına giren insan sayısının hızla arttığını ve büyük bir krize dönüşmek üzere olduğunu gösteriyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 2019 yılında 1 milyon 141 bin haneye elektrik tüketim desteğinde bulunmuştu. Bakanlık, bu yıl destek verilecek hane sayısının 4 milyon 53 bine çıkarılacağını açıkladı. Beş yılda dört kat artan destekler felaketin habercisi. Seçim sonrasına ötelendiği düşünülen elektrik ve gaz zamları, desteğe muhtaç hane sayısını çift haneli rakamlara taşıyabilir.

∗∗

İstanbul İklim Buluşmaları başlığı altında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası ve Ülke Politikaları Vakfı’nın düzenlediği etkinlikte konuşan Arif Künar, Ankara’nın Güvenevler ve Andiçen mahallelerinde yapılan bir araştırmadan da örnekler verdi. Güvenevler’de enerji yoksulu sınıfına giren nüfusun oranı yüzde 66’ya, Andiçen’de ise yüzde 95’e varıyor. İki mahallede de ısınmaya bağlı hastalık yaşayanların oranı yüzde 15’in üstünde. Fatura borcu bulunan hanelerin oranı Güvenevler’de yüzde 17, Andiçen’de ise yüzde 23.

Beklenen zamlar yapılırsa enerji yoksulluğu artacak ve asgari ücrete mahkûm edilmiş birçok hanenin yaşamını derinden etkileyecek. Soruna kalıcı çözümler bulmak ve askıda fatura, elektrik faturası desteği gibi kısa süreli iyileştirmelerin ötesine geçmek gerek. Bina yalıtımı, elektrikli aletlerin verimlileriyle değiştirilmesi, enerji kooperatifleri gibi uzun vadeli çözüm önerilerini destekleyen kamu politikalarına ihtiyaç var. Bu sadece ailelere daha uzun vadeli bir rahatlatma sağlamaz, ülke ekonomisine ve doğal varlıkların akıllıca kullanılmasına da katkı sağlar. Yalıtımsız bir evin gaz faturasını ödemek, dibi delik bir kovaya su doldurmaya benziyor.

∗∗

Makine Mühendisleri Odası Enerji Çalışma Grubu Üyesi Orhan Aytaç da aynı sempozyumda bir konuşma yaptı. Türkiye’de enerjide ithal kaynak oranının yüzde 67 olduğunu belirtti. Neredeyse tamamı ithal edilen gaz, hane halkının tükettiği bir numaralı enerji kaynağı. Onu elektrik ve kömür izliyor ki, elektriğin büyük bir bölümü de ithal gaz ve kömürden üretiliyor. 70 milyar dolarlık enerji ithalatı yapan Türkiye, jeotermalle ısıtacağı konutlara gaz hattı döşemekle övünüyor. Binalarda daha iyi bir yalıtımı zorunlu kılalım, çatılara, cephelere güneş paneli konulması isteğe bırakılmasın, kentlerde yeni binalar sıfır enerji standartlarına yakın yapılsın, otomobile ucuz kredi verenler yalıtıma, yenilenebilir enerjiye de uygun kredi versin dediğinizde ise hükümetten bu çağrılarınıza yanıt alamıyoruz.

Enerji yoksulluğu kapımıza geldi dayandı, yardımlarla döndürülemeyecek bir noktaya doğru ilerliyor. Hükümet oralı değil, enerji verimliliği ve tasarrufu konusunu nedendir bilinmez hiç sevmiyorlar. Tek amaçları daha çok santral kurup, daha fazla boru hattı döşeyip, daha fazla gaz ithal edip enerji tüketimini artırmak. Bu işten kazanç sağlayan şirketler de bunu istiyor zaten, hükümet yurttaşın derdine derman olmaktan çok çok şirketlerin kazancına destek olmayı misyon edinmiş. Belediyeler ise elini taşın altına koymaktan çekiniyor, kadro ve yetki sorunları da gözlerini korkutuyor. Müteahhitler hiç oralı değil, üzerlerinde bir baskı da hissetmiyorlar. Yurttaşlar bu konuda bir talepte bulunabileceklerini bilmiyor, yurtdışındaki ‘balık tutmayı öğreten’ örnek uygulamalardan haberdar değil. Sivil toplumun, yurttaşların ve muhalefetteki partilerin bir an önce enerji yoksulluğu konusunu gündemlerine alması ve çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi için baskı yapması lazım. Yoksa, bindik bir alamete gidiyoz kıyamete…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Özgür Gürbüz yazdı: Enerjide güneşin önemi

Türkiye’nin elektrik talebinin en yüksek olduğu an 28 Temmuz 2025, saat...

Özgür Gürbüz yazdı: Teşviklerle nükleere göz kırpıyorlar

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifi,...

Özgür Gürbüz yazdı: Az kalsın fidan dikeceklerdi

Ankara’daki NATO zirvesi öncesi onlarca kişi gözaltına alındı, 103...

Özgür Gürbüz yazdı: Rüzgâr, güneş artıyor ama emisyonlar düşmüyor

Enerji Bakanlığı bir süredir Türkiye’nin yenilenebilir enerji santrallarının kurulu gücünün...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın