.YeniçağyazılarEmperyalist yörüngede ateşkes ve Lübnan soyutlanması - Özkan Yıkıcı

Emperyalist yörüngede ateşkes ve Lübnan soyutlanması – Özkan Yıkıcı

Kategori:

Klasik bir yeni emperyalist kural işleyişini daha yaşadık. Trump, en üyyük yıkımı yapacak ve taşdevrine dönüştürecek saldırıyı probagandalaştırdı. Hiç kulanmadığı en moderin uçaklarını da Ortadoğuya gönderdi. Ayni anda tıpkı benzer şekliyle önceden olan öteki kural da işliyordu. Görüşmeler diplomasisi de işliyordu. Hatırlayın, hiç uzağa da gitmeyelim: iran ile Amerika Umanda görüşüyor. Anlaşma yolunda ilerlemeler olduğu da belirtiliyordu. Fakat, birden Amerika ve İsrail iranı hem bonbaladı hem de önemli üst yetkililerini “ki dini lider dahil” katledildi. Bu ikili senaryoları son Ortadoğu oynunda hep sahnelenen ilkeler halinde paradoksal biçimiyle gerçekleşti. Bu defa da tersinden sonuca sıçrandı: gelen bonbardıman uçakları dahi yıkımın heran olma olasılığını tetiklerken, iran halkı sokaklarda stratejik yerlerde toplanırken, ansızın ateşkes ilanı bilgisi tersten vurdu. Bu bölgesel ve genel emperyalist koşulların yeniden üretilmesi idi..

Ben dikat etiniz se, önemli siyasal konuları yazarken, zorunlu bir bilgi eki de yazıyorum. Çağın emperyalist olması, kapitalist işleyiş şekli ile faşist devlet yörüngelerine hep parmak bastım. Konuları ele alırken bu sistemsel gerçekleri defalarca yazdım. Ayni şekilde Ortadoğudaki gelişmeler gibi konularda da epey uyarıcı tekrarlar yaptım. Öyle ki son iran olayında da olduğu gibi bunun plan olduğu bölgenin sömürgeleştirmenin yeniden biçimlenme hesabı halindeki gelişimini hep yeri geldikçe yerine koydum. İran konusunun da bu planın son halkası olduğunu, salt günlük değil doksanlar ortasından beri yürürlüğe jkonulan stratejisinin bölgesel son bölümü şekliyle anlatım.

Bu genel doğrular yanında, emperyalist özle birlikte işleyen politik zemini de yorumladım. Son iran saldırılarında olduğu gibi salt verilen algı sonuçlarla yetinmedim. Nedenlerle konuyu deştim. Sonuçlarla sıkışıp kalmadım. Beraberinde emperyalist kuramdaki propagandadan tutun psikolojik işletilen ilkelere dek bilgilerle de yerinde uyrıları da yaptım. Yukarda verdiğim örnekle de probaganda ile saldırıp yok etme ile ateşkes olasılığı ikilem güncelleştirmeleri hep hatırlatım.

Nitekim istenilen sonuçlar da alınamayınca çatlaklar daha bir ortaya çıktı. Ama önemli nokta şu: saldırgan Amerika. Ama savaş hep bu ülkeden uzak yerlerde gerçekleştiği için bu savaşı tetikleyen ülkede hissedilmeme gerçeği var. hat da saldırılıp trilyonlar harcanan yerin coğrafyada gösteremeyenlerle dolu bir kamuoyunun gerçeği vardı. Yine liderlerle kısıtlama olmaması önemine Trump örneğiyle de hep dokumdum. Öyle ki Trumpa deli veya dengesiz diyenlere kapılmamayı uyardım. Bunu tirlyonlar harcayan sermaye temsilcisi olmasını gözden kaçırmamamızı belirtim. Ayni zamanda bunun politik tercih olduğunu ve böylesi liderlerle de gerçekleştirme durmunu gözardı edilmemesini önemine dikat çektim.

Tüm bunları son gelişmede de yaşadık. Aslında yaşanan emperyalist rekabet ile yeniden hegemonya kavgasının ir sonucuydu. Bu plan doksanlardan beri hazırlanıp hayata kondu. Uygulamaları oldu. Benzer bahanelerle yıkımlar yapıldı. Irakla başlayıp şimdi son halka irana dek gelindi. Öğrenilecek dersleri çok. Ama seçki olarak uygulamaya konulan siyasi model ise sanırım son Suriye örneği herşeyi anlatır. Ek olarak, Ortadoğu planı merkezi İsrail devletli bir gerçeği daha var. israilin en basiiyle, normal bilinen devlet şekli olmadığı da akılda kalmalılydı. Taşınan nifus ile bir halkı vatansız brakarak oluşturulan militaris, bölgesel güç devlet şekliyle Ortadoğunun merkezine konuldu. Bu durum da önemliydi. Nitekim Amerika İsrail ile irlikte irana saldırmadı. Yine nükler silaha sahip olmasına ve imzalamama tutumuna rağmmen israile dokunulmamaktadır. Son nokta, Amerika Ortadoğu projesinde her ülkeği nükler silah veya imha kimyasal sahibi olmakla suçladı. Sonuçta ırakla başlayan ve şimdi iran noktasına gelinen ülkeler ayni suçlama ile saldırıya uğradılar. Ama hiçbirinde de suçlamalar olmadı. Kocaman probagandalı yalanlarla yıkım sağlandı.

Suriyeden başlayan, Gazze soykırımla iyice normalleştirilen katliyam ve yalan söyleme politikası, son halka irana geldi. fakat eklenen sonuca hızla ulaşılamadı. Oluşan tıkanış ve sorgulama başlayınca, Amerika içinde dahi ta baştan iran saldırısına karşı olanların olduğu anlaşıldı. İsrail merkezli Amerikan planlı olay bu defa öylesine yalanla örüldü ve öngörüler belirsizleşti ki üstüne hemen sonuca da varmayınca, brakın ortada dolaşanları Nato içi ülkelerle dahi kırılmalar oldu. Trump yeni dünyanın mesajını verirken, gerileyen Amerikan hegemonyasındaçok kutuplu dünya koşullarının da derinleşmeğe başladığı kağosu da yayılmaktadır.

Gelişmeleri mümkün olduğu kadar takip etmeğe çalıştım. Hep ikilem vardı. Daha sertleşme veya ansızın nefes alma adına diplomatik görüşme kuralları içiçe girip savruldu. Sonuçta herkes o dedi bu dediyle oyalanırkn psikolojik korkuyla belirsizlik şüpeciliği de artırdı. Bu arada hani bizim sayın ceplerini dolduran foncularımızın sakızı olan Birleşmiş miletler var ya etrafta hiç yok. Hat da diplomatik girişim adını dahi duymadık. Kararr alma ise daha çok görüşmelerle olsa da B.M. etrafta yok. Uluslarası hukuk mu Gazze soykırımla adeta oda o şekil ile darmadağın edilip acı gülüş halinde bile değildir.

Şimdi ateşkes ilan edildi. Azçok talepler duyuluyor. Onca liderini kaybeden iran yine masada. Üstelik Amerikayı temsil eden Trumpun yardımcısı ilginç bir oay sonrası görüşmelere gelecek. Macaristandaki seçimlerde Orbanı destekleme mitingi sonrası görüşmeler için Pakistana gelecek. Buda Amerikan politik genel bakışı bakımından önemlidr.

Ateşkes ilan edildi. Ama herzamnki şımarık küstahlık da sırıtıverdi. İsrail Lübnandaki Hizbulaha karşı saldırılarını durdutmadı. Lübnanı kapzamadığını belirti. Hizbulah İsrail için öcü. Devlet olmamasına rağmen, siyasal askeri örgüt niteliğindeki Hizbulah, zayıf devletli Lübnanda önemli işler yaptı. Özellikle de İsrail işkalini engeledikten sonra hiç afedilmedi. Tüm batı dünyası Hizbulahı terörist örgüt olarak ele aldı. Lübnan yönetimine Hizbulahı silahsızlaştırmasını istiyorlar. Ama israile yenilgiği tatıran yapıdır. Dahası, Lübnan Hizbulahı, bölgedeki anti emperyalist her çıkışı da destekledi. Filistine karşı İsrail soykırımı girişiminde direk savaşa girerek destek vermeğe çalıştı. İsrail Amerikanın irana karşı saldırılarda iranın yanında yer aldı. Bir anlamda anti Siyonist cepelerde Hizbulah açık askeri dstekle yerini aldı. Onun için son kaleşçe kıyımdan sonra İsrail Hizbulahı ezmek için fırsatı kulanıyor, Lübnandan belirli sulak toprakları kendine katmak için de işkale girişiyor. İşkal girişimine direnen yine Hizbulahtır.

Şimdi paradoks şu: ateşkes ilan edildi. Taraflar “İsrail hariç” Lübnanı da kapzadığını söylüyor. Ama sözkonusu israildir. Tıpkı daha önce imzalanan birçok anlaşmayı anında yırtıp uygulamayan anlayış, bu defa yalnızlaşan Hizbulaha karşı da ayni olguyu kulanmaya çalışıyor. Ortadoğuda ateşkes nedeniyle şenlikler yapılırken, Lübnanda hem de Beyrutda havadan ağan füzelerle İsrail uymayacam diyor. Buda başka bir Ortadoğu emperyalist uygulama şeklidir.

Kısaca: ateşkes herkese biraz olsun nefes aldırtıyor. Kocaman taşdevirli saldırı beklenirken, ateşkes bir ilaç şekliyle etki kyaprtuı. Ama hemen emperyalist gerçeklik de sırıtı: Lübnanda İsrail uygulamıyor. Böyle bir gerçek emperyalist siyasal uygulama pratiğimiz var. ama net olan, sonuç ne olursa olsun, artık ilerde bildik Amerika olmayacağı kesin. İsrail ise daha yalnızlaşacağı kesin. Amerikaya güvnip üstler veren, trilyonları ayni devletin silahlarına yatıran arap rejimleri ise birden petrodolarlar değil sömürgesel acizlik gerçeği ile yüzleşir gibi oldu. Bakamım bu son halkalı Ortadoğu iran projesi nasıl sonuçlanacak?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Bizi yok yazın!

İnsan hakları konusunda Almanya’daki en güçlü kuruluşlardan biri olan...

Ceren Ergenç yazdı: Çinli işçinin beklenmedik ‘müttefiki’

Türkiye'de yaz boyunca fazla mesai haberleri üst üste geldi....

Özkan Yıkıcı yazdı: SDG kendini feshederken

Belli ki daha Suriye’yi çok ele almaya devam edeceğiz....

Fikret Başkaya yazdı: Hastane mi, kapitalist işletme mi?!

“En sonunda insanın ayrılmaz parçası olan her şeyin alışveriş...

Fehim Taştekin yazdı: Mekke üçlüsünün cemaziyelevveli*

Öyle bir ittifak kuracaksın ki ‘kutsal’ olsun. İmzaların Riyad...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
959AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Bu ne biçim dünya hale geldi

Ufak bir normal ilgiyle başlamak, yeterli gelecek. Nasıl bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: “Gipriz Cumhuriyeti’ndeki Haglarımız” Söylemi Üzerine

Gıprızlıca gonuşan Gıprızlıların genelde üş tip vatandaşlıgları vardır. Bunnardan...

Neşe Yaşın yazdı: Yaslı Deniz Manzarası

1964-1967 yılları arasında Lefkoşa enklavında büyümekte olan bir çocukken...

Fehim Taştekin yazdı: Yalınayak kamalılar, biçare ağalar

İran’ın müttefiki Ensarullah hareketinin liderliğindeki Yemen Silahlı Kuvvetleri karşı...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Vijay Prashad yazdı: Göçmen karşıtlığının arkasındaki ekonomik gerçekler ne?

Bugün dünyanın neresine gidersek gidelim, Küresel Kuzey'den Küresel Güney'e,...

Aras Coşkuntuncel yazdı: Neoliberalizm, 11 Eylül ve faşizm

25 yıl önce uçaklar ikiz kulelere çarpınca hemen anlaşılan...

Canlı yayın