Kıbrıs iktibasNiyazi KızılyürekCenevre’nin Kıbrıs değil Türkiye için anlamı var - Niyazi Kızılyürek

Cenevre’nin Kıbrıs değil Türkiye için anlamı var – Niyazi Kızılyürek

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

Bir Kıbrıs toplantısı daha sona erdi…

Garantör ülkelerle iki tarafın liderleri Cenevre’de Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde bir araya geldiler ve beklenildiği gibi, suya sabuna dokunmadan, sorunun çözümünü konuşmadan Temmuz ayında yeniden buluşmaya karar verdiler.


Belli ki, bu türden toplantılar daha çok yapılacak…

“Geçit noktalarının açılması, gençlik teknik komitesi kurulması, mezarlıkların restorasyonu gibi konuları konuşmak için Cenevre’ye gitmeye gerek var mıydı” türünden sorular sormayınısz lütfen.

Ya da, düne kadar iki toplum arasında yakınlaşma sağlanması için çaba harcayanlara “vatan haini” muamelesi yapanların şimdi “işbirliği kültüründen” söz etmelerinin tuhaf olduğunu söylemeyin.

Ne de, BM Genel Sekreteri’nin, bir bebek emeklemesi sayılabilecek Cenevre Toplantısını “önemli bir adım” olarak göstermesine şaşınız…

Çünkü bütün bunların bir anlamı vardır…

Gelgelelim, bu anlamın kapsadığı alanda çözüme ve Kıbrıslı Türklerin beklentilerine dönük bir şey yoktur. Fakat Türkiye için vardır…

Cenevre’de yapılan toplantının Türkiye’nin girişimiyle olmasa bile, rızasıyla gerçekleştirildiğine kuşku yoktur. Ersin Tatar’a, toplantıya katılmayı ve toplantı ortamında uluorta iki-devletli çözümden bahsetmemeyi tembihleyen de Türkiye’dir…

Çünkü Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden beklentileri vardır ve Kıbrıs Cumhuriyeti hasbelkader AB üyesi olduğu için, Kıbrıs sorunu etrafında hareketlenme görüntüsü yaratmak yararlıdır.

Dikkat edin! “Etrafında” diyorum… Özünde değil…

Bu bağlamda “etraf” mezarlıklar, geçit noktaları, gençlik teknik komitesi vs. oluyor… “Öz” ise çözüm…

Nitekim, AB Konsey’inin Kıbrıs kararlarında da muğlak bir biçimde Türkiye’nin Kıbrıs Sorununda adım atmasında söz ediliyor.

İşte, Tatar’ın Cenevre yolunda adım atması bundandır…

Türkiye, Kıbrıs merdivenleri yavaş çıkacaktır… Hem de çok yavaş…    

Çünkü, Türkiye’nin Avrupa Birliği, Avrupa Birliği’nin de Türkiye ile yaptığı pazarlıklar tamamıyla al-ver ilkesizliğine (transaksiyona) dayanıyor. Mültecilerin Türkiye’de alıkonulmasından, Avrupa’nın yeni savunma ve güvenlik arayışlarında Türkiye’ye rol biçmesine kadar, bütün konulara hakim olan, değerlerden uzak kaba bir al-verdir…

Günümüzün AB liderleri nezdinde Türkiye’de demokrasi sorunu veya Kıbrıs’ta barış önemli meseleler değildir…

Öte yandan, Brüksel, Kıbrıs Sorununun siyasi eşitlik temelinde kurulacak federal bir devletle sona erdirilmesinin Kıbrıs Rum toplumunu yönetenler tarafından kabul görmediğini çok iyi biliyor…

Böyle bir ortamda, Kıbrıs Sorunu etrafında bazı gelişmeler yaşanıyormuş gibi bir algının yaratılması, en azından bu aşamada, bütün aktörlerce yeterli görülüyor…

Böylesi bir algının oluşması, Nikos Hristodoulidis’in de işine geliyor.

Seçmenlerine, “bakın, buzdolabına kaldırılan Kıbrıs Sorununu buzdolabından çıkardım” diyor. Bu da fena bir seçim yatırımı değildir…

“I am ready” dediğine bakmayın… Hazır değildir…

Ayakları onu Federal Kıbrıs’a çıkaracak takatte değildir…

Her Şeyi Anlatan Bir Fotoğraf Karesi

Cenevre görüşmelerine katılan heyetlerde yer alan bazı isimler vardı ki, onları görüntüye gelince, ciddi sonuçlar beklemenin beyhude olduğunu hemencecik anlıyordunuz.

Örneğin, Ersin Tatar’ın yanında Tahsin Ertuğruloğlu vardı. Tahsin Bey ile ilgili fazla söz gerek mi?

Nikos Hristodoulidis ise yanında Ahilleas Emilianidis’i götürdü. Federal çözüme şiddetle karşı çıkan bir hukukçu…

Tesadüf bu ya… Toplantı salonunda bu iki isim yan yana oturuyordu. Belli ki, yer dardı ve omuzları adeta bir birine değiyordu…

Merak ettiğim şey şudur: Acaba birbirlerine “Merhaba” dediler mi?

Demişlerdir… Kibar insanlardır…

Fakat asıl merak ettiğim, içlerinden ne dedikleridir…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Niyazi Kızılyürek yazdı: Guterres Ziyaretinin Düşündürdükleri

Geçen Pazar Yenidüzen’de kimsenin Guterres’ten mucize beklememesini yazmıştım. Guterres...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Kimse Guterres’ten Mucize Beklemesin!

Kıbrıs’ın hem uzun müzakere tarihinde hem de BM’den beklentiler...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Aşırı Milliyetçi ve Anti-Komünist Yunan Ordusu ve 15 Temmuz 1974 Darbesi

Yunan Cuntasının yakın Kıbrıs tarihinin seyrini değiştiren 15 Temmuz...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Savaş ve Kadın

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıslı Rum ve Yunanlı milletvekillerinin...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Çizenel “Tartışması”, “Zor Geçmiş” ve “Yarının Tarihi” Üstüne

Son günlerde Kıbrıs Rum basınında güney Lefkoşa’da düzenlen bir...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,908TakipçilerTakip Et
921AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Ufak bir canlanışa girişirken

Genelde havamız sıcak. İşiniz yoksa da çoğu zaman evden...

Özkan Yıkıcı yazdı: Diplomasi kıskacında, Libya

Libya, bir anda gündemde çalkalanarak, darmadağın olmuştu. Birçok gücün...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden bir ittifak yazısı: Mekke

Mekke İttifakı sorularla birlikte konuşulmaya devam ediliyor. Tabii ki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Canlı yayın