Kıbrıs iktibasNiyazi KızılyürekBu ülkede zaman değil zihinler durdu! - Niyazi Kızılyürek

Bu ülkede zaman değil zihinler durdu! – Niyazi Kızılyürek

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

Bu ülkede zamanın durduğu sık sık söyleniyor. Ebedi bir dönüş içinde aynı şeyleri tekrarlayıp duruyoruz.

Geçmişin çarmıhına gerilmiş bir ülke için bu elbette sürpriz değildir.

Fakat onca sarsıcı olaya rağmen aynı yerde, başlangıç noktasında duruyorsak hala, duran şeyin zaman olmaması gerektir.

Duran ve dondurulan zihniyetlerdir aslında.

Hiç değişmeyen zihniyetler…

Başlangıç sayılabilecek bir noktadan başlayalım ve nasıl hala aynı yerde durduğumuzu anlamaya çalışalım.

Kıbrıs Rum toplumu Self Determinasyon “hakkı benimdir” diyerek harekete geçtiğinde, 1950’li yıllardaydık.

Daha eskisi de var ama ben yolculuğumuzu 1950 Enosis Plebisitinden başlatayım.

Kıbrıs Türk toplumu, biraz da Kolonyal Efendi’nin uyarılarıyla, “senin varsa benim de var diyerek” Çifte Self Determinasyon tezini ileri sürdü.

Kıbrıslı Rumlarınki Yunanistan ile birleşme (Enosis) anlamına geliyordu.

Kıbrıslı Türklerinki ise adanın bölünmesi (Taksim) amacını güdüyordu.

Biri, bir toplumun diğer toplum üzerinde tahakküm kurmayı, diğeri ise ayrılmayı savlayan Self Determinasyon söylemleriydi bunlar…

Sonunda kavga kuruldu. Ölen öldü kalan kaldı.

Fakat ne biri, ne de diğeri özlediği Self Determinasyon uygulamasına kavuşamadı.

Ne Enosis gerçekleşti, ne de Taksim…

Dahası, ülkede kurulan bağımsız devletin anayasası iki talebi de yasakladı.

Gelgelelim, kimse buna aldırış etmedi.

Yeniden kavga kuruldu.

Self Determinasyon “hakkı benimdir” diyen Kıbrıs Rum toplumu diğer toplum üzerinde tahakküm kurma arayışını sürdürmeye devam etti.

Kıbrıs Türk toplumu da kendince ayrılmanın yollarını arayıp durdu.

Yine olmadı!

Geldik 1974 yılına…

Güçler dengesi değişti. Köprülerin altından çok su aktı.

Kıbrıs Türk toplumu, “benim için ayrılma zamanı geldi” dedi ve kimsenin kabul etmediği bir yol izlemeye koyuldu.

Kıbrıs Rum toplumu, güçler dengesinin aleyhine değiştiğini kabul etti ve bir bocalama dönemine girdi.

Enosisin, ya da kesin tahakkümün tarihe karıştığının farkındaydı ama ama Kıbrıslı Türklerle kurulacak ilişki konusunda kafalar karışıktı.

2004 yılına geldiğimizde Kıbrıs Avrupa Birliği üyesi oldu. Bu “başarı” kısmen AB üyesi Yunanistan’ın içeriden baskı ve tehditleriyle, kısmen de Türk diplomasisinin yanlışları sonucunda gerçekleşmişti.

Kıbrıslı Rumlar bunu karşı tarafa karşı bir zafer olarak gördü ve tahakkümcü eğilimler yeniden güçlendi.

Geldik 2020’li yıllara…

Kıbrıs Türk toplumu adına konuşanlar hala ayrılık peşinde koşuyorlar.

Kıbrıslı Rum elitler ise üstünlüğün kendilerinde olacağı bir çözümden söz ediyorlar.

Yani, yolculuğumuzu 1950’den başlatırsak, tam 74 yıldır zihniyetler hiç değişmedi.

Hiç kimsenin aklına, “biz ne yapıyoruz, neden bunca yıldır olmayacak duaların peşinden gidiyoruz” demek gelmiyor…

Geçtim öz eleştirel söylemeleri…

Şu basit soruyu bile soramıyoruz: Bu ülkede yaşayan Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türkler, Ermeniler, Maronitle ve Latinler nasıl bir düzen içinde mutlu bir hayat sürdürebilirler?

Bu soruyu bu sadelikte sorabilseydik, sade bir yanıt bulabilirdik belki…

Ama bizim zihniyetimiz “basit” sorularla ilgilenmez.

Biz Büyük Anlatıları severiz…

İçinde somut insanların olmadığı Büyük Türklük ve Büyük Helenizm Anlatılarını…

“Basit” sorular ve “basit” yanıtlarla bir işimiz olmaz…

Zihnimiz Büyük düşünür çünkü!!!

b-kibrisli-rum-gocmenler-001.jpg

d-kibrisli-rum-analar-evlat-acisi-1974-001.jpg

d-kibrisli-turk-analar-evlat-acisi-1974-001.jpg


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Niyazi Kızılyürek yazdı: İfrata Kaçmak!

İfrata Kaçmak! Yeni bir olası müzakere süreci arifesinde birileri yine...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Bir Kitap: Bize Benzeyen Yabancılar

Yazının başlığı gazeteci-yazar Yorgos Frangos’un kitabının başlığıdır. Frangos, “Bize...

Niyazi Kızılyürek yazdı: 1958’in “Kara Haziran’ı” (I) provokasyon ve şiddet

1958 Haziranı’nın yakın Kıbrıs tarihinde apayrı bir yeri vardır;...

Kıbrıs Rum Toplumunda Milletvekili Seçimleri ve Çok Parçalı Siyasal Yapı – Niyazi Kızılyürek

Kıbrıslı Rum seçmenler bugün sandık başına gidiyor. Elli altı...

1912 Mayısında Limasol’da Etnik Çatışma ve İlk Ölümler – Niyazi Kızılyürek

1912 yılının Mayıs ayında Limasol’da yaşanan olaylar Kıbrıs tarihinde...
4,618BeğenenlerBeğen
1,582TakipçilerTakip Et
3,940TakipçilerTakip Et
878AboneAbone Ol

Son eklenenler

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı...

Özge Güneş yazdı: Kolombiya’dan kıtaya neofaşist kuşatma

Kolombiya tarihinin en kritik siyasi süreçlerinden birini geride bıraktı. Ülkenin...

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak

Bir ülkede hükümetlerin görev yapma süresi, muhalefet edenlerin başarısı ile ters...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Hayri Kozanoğlu yazdı: Trump devrinde merkez bankacılığı

Küreselleşmiş kapitalizm kurgusu içerisinde, özellikle de sermaye akışlarının serbestliği...

Zafer Taşkın yazdı: Alman jeopolitiğinden NATO’ya: Türkeş, Türk Sağı ve antikomünizm

19.yüzyılın sonlarında Almanya, İngiltere ve Fransa gibi geniş sömürge imparatorluklarına...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Online” doktor randevusu için bu rezil “site”yi, devlete kim kakaladı?

Dünya; 1980’lerden beridir, “çevrimiçi devlet hizmeti”nin keyfini sürmektedir. Neredeyse yarım...

Michael Löwy yazdı: 23 Aralık 2084

Merhaba. Kış başlıyor ve burada, Grönland’da, 40 dereceyi aşmayan...

Canlı yayın