Kıbrıs iktibasHasan KahvecioğluBu grev ve emekçi eylemi, bir “hak” mücadelesidir ve haklıdır… - Hasan...

Bu grev ve emekçi eylemi, bir “hak” mücadelesidir ve haklıdır… – Hasan Kahvecioğlu

İtfaiye aracından kitle üzerine su fışkırtma…

Yirmi yaşındaki çocuğun gözünün içine biber gazı sıkma…

Sendikacıyı yerlerde sürükleme…

Eylemciyi karga tulumba içeri götürme…

Bravo polisimize…

Bu alandaki yeteneğini oldukça ilerletmiş…

Gücünü, kapasitesini dosta düşmana göstermiş…

Ya, gerçekten bu eylem büyük bir “isyan” olsaydı…

Ya, gerçekten o güzelim “uçsuz bucaksız” yerleşkenin içine girip, vekillerin masalarının üzerine çıksalardı?

Bankalar krizinde yaşanan “manzara”lar yeniden yaşansaydı…

Ya, gerçekten gidip Ziya Öztürkler Bey’in “altın varaklı” olması gereken ama olmayan “makam”ını işgal etselerdi?

Lefkoşa Belediye Başkanı’nın koltuğunu, yıllar önce 4. kattan aşağıya fırlattıkları gibi, Ziya Bey’in koltuğunu da o güzelim yeşil çimlerin üzerine fırlatsalardı?

Şükürler olsun ki, polisimiz ne kadar “muktedir” olduğunu gösterdi de “istifa et” diye bağıranlara geçit vermedi…

Yoksa, rezil olurduk vallahi…

Hem Cumhurbaşkanlığı’nın, hem Yüksek Mahkeme’nin “huzunda” böyle olayların yaşanması hiç de yakışık almadı…

Ama daha da önemlisi, bütün bu “bozguncu takımı” bando mızıkalı, davullu zurnalı, şarkılı, sloganlı eylemini dört minareli bir caminin gölgesinde yapmasıdır…

İnsan oralardan geçerken, “Allah’tan da mı korkmuyorsunuz?” diye düşünüyor…

Allah’ı yanınıza getirdik, gene de rahat durmuyorsunuz diyenler bile var…

“Alın bunların tümünü Silivri’ye postalayın” diye “paylaşım” yapanlar da cabası…

Tabii; şunu da söylemek gerekiyor… Bu binlerce kamu çalışanı “genel grev” yaparak bu binalara doluşsa bile, Ziya Bey’in makamına zaten yaklaşamaz…

Ondan dön, bundan çık, asansöre git, sağa kay…

“Makamı” bulmak her babayiğidin harcı değil…

Sonradan “vatandaş” yaptığımız çok maharetli mimarların yaptığı bu “külliye”de bütün bunlar ta başından beri hesaplanmış, kitaplanmış olsa gerek…

Osmanlı’nın “külliye” kültürüyle yoğrulmuş, 4 minareli camiyle taçlandırılmış bir “dev proje”den söz ediyoruz…

Ama ne oluyor?

Kamuda örgütlü 60’ı aşkın sendika, bu Osmanlı “külliye”sine polis barikatını aşarak girmeye çalışıyor…

Barikatı yıkıp, içerilere kadar dalıyor…

Tabii bu “taşkın bir sel” gibi içeri dalan kalabalığa ne yapacaksın?

Hemen “takviye” lazım, Çevik Kuvvet lâzım…

Polisimiz, onları da anında “mobilize” ederek, ciddi bir “külliye işgali” hadisesi yaşanmasını önledi…

Tabii tüm bunlar; “sahte diploma” olayında mahkemede adı geçen, hakkında ifadeler ve iddialar bulunan Meclis Başkanı Ziya Bey’in payı ve “hassasiyeti” olmasa asla gerçekleşemezdi.

Ziya Bey; polisi hemen “vazifeye” çağırma konusunda çok “aktif” bir siyaset izliyor…

Hem de geçmiş Meclis Başkanlarına “taş” çıkarırcasına bu işi yapıyor…

Daha geçenlerde bir sabah vekiller “külliye” kapısına gittiklerinde “polis barikatı”yla karşılaşmamışlar mıydı?

Vekillere bile Meclis’in kapıları kapatılmıştı o gün… Ziya Bey’in “emri” vekillerin “kapı dışarı” edilmesini sağlamış, sükunet sağlanmıştı.

Dün de aynı sertlikteki “emir”le “külliye” işgalden kurtarıldı…

Tek sıkıntı şuydu, gördüğüm kadarıyla…

Böyle büyük kalabalıklar olduğunda, polisin tutuklayacağı kişileri polis ne yapacaktı?

Araçlara doldursa, polis merkezine taşımaya kalksa, hiçbir şekilde baş edemez…

Oysa, dünkü eylemlerde ortaya çıktı ki, bu “Külliye”de yerin altında, hücrelerden oluşan bir “nezarethane”ye ciddi ihtiyaç vardır.

Geçmişte, böylesi “yoğun tutuklama” ihtiyacı başgösterdiğinde, polisimiz Meclis avlusuna “çadır hapishane”si kurmaya kalkardı…

Ancak Meclis Başkanı’nın “he…” demesi gerekiyordu…

Avrupa gazetesine yönelik saldırılar olduğunda, arkasından bir “protesto” eylemi yapılacaktı…

Polis, o günlerde “yaşından dolayı” Meclis Başkanlığı’nı yürüten Hüseyin Angolemli’ye “Meclis bahçesine bir çadır kuralım, çok tutuklama olacak, önce oraya koyar, ardından alır gideriz” diye bir öneriyle gitmişti.

Angolemli, emri iletmeye giden polise “Git komutanına söyle, Meclis’in avlusuna polis hücresi koydurmam” deyince, makama gelen polis “hah ver elini öpeyim” demiş ve Angolemli’nin elini öperek gitmiş…

Tabii Ziya Bey, Angolemli değil…

Sonuç şu: 60’ı aşkın sendikanın, genel grev ilan ederek dün Meclis’e yürümesi, tamamen bir “hak” eylemidir ve haklıdır…

Kamu çalışanlarına Nisan sonu bir artış verilmesi ve ondan sonra 9 ay süreyle maaşların “sabit” tutulması, tam bir “hırsızlık” girişimidir…

“Devlet” savaş ortamında, dünya ekonomileri krize girerken, petrol fiyatları artırılırken, kendi çalışanlarının cebindekini çalmak istemektedir.

Adamların ilk aklına gelen “şey”e bakar mısınız? Kamu çalışanını tırpanlamak…

Oysa; Rum tarafında anında 200 milyon Euro’ya varan bir “destekleme paketi” açıklandı.

Temel ihtiyaç maddelerinde; et, balık ve kümes hayvanları ile meyve ve sebzede KDV sıfırlandı.

Elektrik faturalarındaki KDV yüzde 5’e indirildi. Yakıt üzerindeki tüketici vergisi litre başına 8,33 sent azaltıldı.

Bu kriz döneminde, bizim “Yapışık 26’lar”ın kafası ise tam zıt yönde çalıştı.

Bu gibi “sosyal politikalar” üretmeyi değil, kamu çalışananın “h.p.” ödeneğini gasbetmeyi daha uygun gördüler.

Üstelik bu hakkını korumak isteyen emekçiye karşı “ceberrut” bir tavır takındılar.

Ünal Üstel Hükümeti, bu haksız ve adaletsiz girişimden derhal vazgeçmelidir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Sıfıra sıfır, elde var sıfır…”

Lafı “gevelemeye” hiç gerek yok… Olmadı… Yapamadınız… “BM Genel Sekreteri bizim...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Guterres gelirken “çözümden korkan” dinozorlar tir tir titriyor…

1974’ten beridir; BM’nin tüm Genel Sekreterleri bu adaya gelip...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Hücresinde ölümü bekleyen bir doktor…

Pazar günü “vicdanıma” büyük bir iyilik yaptım… “Uluslararası Af Örgütü...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “İncisini kaybeden istiridyeler” seni hep anacak Sevgül Uludağ…

İstiridye; kabuğunun içine giren küçük bir paraziti, organik bir...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Online” doktor randevusu için bu rezil “site”yi, devlete kim kakaladı?

Dünya; 1980’lerden beridir, “çevrimiçi devlet hizmeti”nin keyfini sürmektedir. Neredeyse yarım...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,908TakipçilerTakip Et
921AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Özkan Yıkıcı yazdı: Çerçeve yasası meclise gelirken

Sonuçta bilinmeyen ama üzerinden bol bol yorumlar yapılan yasa,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Canlı yayın