Önceki Kurban Bayramlarını da şöylesine aklımdan geçirdim. Elbet onlarda da önemli olaylar oldu. Ama bu defa bir başkadır. Daha önceleri örneğin hac mevsiminde epey olaylar olurdu. Bazen İran ile Suudi yönetimi çatışmaları veya şeytan taşlamaya gidilirken olan olumsuzluklardan sonra insanların nefessiz kalıp ölmeleri, akla gelen ilk olaylardandır. Fakat hem bizde hem de Türkiye’de genelde donuk geçerdi. Bu kez olay öyle değil. Hele de bayram öncesi günlerle oluşturulan ısınma, istenmese de akla sokulmasa da yine de etkileri hissedilmekten başka çaresi kalmıyor.
Bir de paradoksal politik iklim havası var. Nasıl ki hem güneş hem yağış olabiliyorsa, siyaset de buna uydu. Hem İran’la uzlaşma servisleri yapılıyor, hem de utanmazca Amerika İran’ı bombalıyor. Böylesi emperyalist gerçeklik adeta dünya yaşamına yerleştirildi. Öyle yerleştirildi ki şimdiden Küba’ya da saldırılacağı çantaya kondu bile.
Yetmezmiş gibi özellikle Evrensel, BirGün ve Sol Haber’in sürdürülen davalarında, ilerisi için mesaj veren yarınlar örülüyor. Sömürgeciliğin kullanımını suçlamak, olayı haber yapmanın suçlandırıldığı, işten atılma haberinin karşıtı bir dava aşma normalliğine konulması pek de iyi bir gelişme değil. Unutmayalım: Türkiye’de ne varsa bizde de olacak. Hele geçirilen son ceza yasasının aynısının Türkiye’de nasıl uygulandığı malumumuz olması gerekir. Yarın bunu yazmanın da suç olacağı keyfiyet dağarcığında bulunmaktadır. Ne yazık ki baroların dahi onay vermesi, bizdeki hukuk denilen yapının da nereye geldiğinin göstergesidir.
Genelde en azından şu rahatlık vardı: Kurban veya öteki dini bayramlar öncesi donuklaşma başlar, siyaset biraz geriye alınır, bol bol laflarla mesajlar yayınlanır. Fakat bu defa işler böyle olmadı. Bizde dahi kaçırılırcasına kararlar alındı, yasalar geçirildi. Bayram süresince etkilerinin kamuoyunda azalması beklenir. Ne de olsa unutmak ve bellek kaybı bizde normal davranış tutumuna çoktan geldi.
Meclis yıldırım hızıyla Tufan’ın teknik nedenler göstererek yeniden görüşülsün diye yollanan ceza yasasını hızla yeniden geçirdi. Kovalayan var ile uyarılara dikkat etmeme davranışı tekrarlanıyordu. Tam da son olsun derken unutulur gibi olan elektrik zammı, hem de bu defa kamuoyuna sunulanın da üstünde yüzde 22 oranında zam olarak geldi. Bu da yönetimin ahaliye bayram şekeri oldu. Tatil havasında çoğu gazetenin çıkmayacağı ortamda geçecek zamanda etkisi de azalır. Üstelik tam da normal döneme girilirken Haziran ayında kendimizi bulacağız.
Türkiye ise epey yükselen siyasal tansiyon ile girdi. Hem tutuklama hem de Kılıçdaroğlu’nu koltuğa oturtma, siyasal ortamın gerilmesine yetip arttı. Öyle arttı ki bayram öncesi artık herkes “şu veya bu” deyip olayların bayram sonrasına ertelendiği sanısına takılırken, polis eşliğinde biber gazından plastik kurşuna kullanılan saldırı aygıtlarıyla merkez binaya girildi. Peşinden kaybedip de darbeyle kılıcını partisinin yüreğine saplayan Bay Kemal binaya gelir. Her konuşması bir skandal. Öyle yalanlar atıyor ki ardından yalanın kendisi dahi itiraz edip gerçeği ortaya çıkarıyor. Yine de Bay Kemal eskiden “iktidara geliyorum” derken, şimdi “partimi darmadağın etmeye geliyorum” sloganıyla devlet gücüyle koltuğa oturdu.
Siyasal bu darbe, nasıl bir yönetim sorusunun da yanıtıydı. Dünyada böyle bir tuhaflık olmaz. Parti tam da birinci sıraya çıkıp iktidara giderken, seçim sonuçlarında YSK kararı kesinleşiyorken; biri hukuki asli yargıç, öteki bizzat kaybeden eski başkan, yönetimle birleşip partinin yıkımı için hareket ederek ilgili ters düzleri yaşattı. Tabii ki borsa falan etkilensin diye bayram öncesi hamlelerini yapma “kurnazlığı” da işin cabasıdır. Tartışmalar ve refleks durumlar devam ediyor. Sıkıntılı ekonomi içinde bir bayram şekeri değeriyle algılamak da herhâlde anormal olmaz. O denli anormaller normalleşti ki bayram donukluğu yerine yağan dolu yağışı gibi yaşanmaktadır.
Ben bu defa ilk iki günümü Lefkoşa’da değil Karpaz’da olacağım. Yurt dışına gidecek şeklini düşünmedim. Güney’de kalmak istedim. Fakat çevremin aileleriyle seçki yapması da beni Karpaz’a, eski yaşadığım aileyle olan yere yönlendirdi. Burada da hava bir başkadır. Sanki merkezden oldukça uzak ve sakin gibidir. Yerel seçim havası oradan oraya savruluyor. Herkes bir hikâye anlatıyor. Ama Marsilyalı eğer merkezlerde olsa yeni Marsilya haberini gündemleştirmeye aday tutumlar yapıyor. Parti hikâyeleri basitleşip şurdan burdan konuşmalı seçim havası çoktan gelişti. Tabii Karpaz havasıyla.
Buradaki ilginç bazı noktaları bayram sonuna doğru makalemde belki yazarım.
Kısaca, bu bayram eğer okumak istenirse, konuşulacak ortam gerçekleşirse yaşanan epey olay var. Önemli gelişmeler de gerçekleşiyor. Bayram sonrası “nerede kaldık” yerine “neler oldu da kaçırdık” sorularına gelineceği kesin. Böylesi bir Kurban Bayramı’nda karanlık kaçırmalarla günler geçmeye başladı.



