yaklaşımlarÖzkan YıkıcıBölgesel açılımlı roldeki Türkiye - Özkan Yıkıcı

Bölgesel açılımlı roldeki Türkiye – Özkan Yıkıcı

Son günlerde hem açıklamalarla hem de davranşışlarla oldukça çalkantılı döneme girdiğimizin işaretidir. Aslında en net belirleyici duruşu Amerikanın Ankara elçisi veya daha genel adıyla Ortadoğu temsilcisi açıkça belirtiyor. Öyle belirtiyor ki Hazar ile kdeniz havzasının ortak dizayini söylemektwen kaçınmıyor. Üstelik bir yanıyla da ulusal devletlerin çözüm olmadığının d akanıtlandığını ekliyor. Ayni ayni kişi, bölgesel tüm sorunlarda açık diplomatik rol ile girişimler yapıyor. Suriye politikasından Türkiyenin geleceğine, bölgesel kurumsallaşmadan karşıtların belirlenmesine dek her konuda hem de süper güç Amerika adına açıklamalar yapmaktadır. Buda emperyalist Ortadoğu bağlantısıının giderek Hazar deniziyle Akdeniz eksenine genişletildiğini anlatması da tesadüf değildir.

Amerika açıkça bölgesel hesaplarını ortaya sererken, elbet bölgesel hegemonik kesimler de fısatdan kapma peşinde. Birçok oynanmaz denilen taşlar oynandı. Zaten, Ortadoğu projesi birçok otoriter ulusal devletleri tasfiye hareketiyle başlandıydı. Irak, Libya ve Suriye bunlardan birkaçıydı. Emirlikler veya merşaytlı gerici otoriter deletler değil ulusal laik otoriter yapılar yıkılması siyasal tesadüfleşme değildi. Resmen tercihti.

Şimdi bölge dizayini İsrail merkezli oluşturulmaya çalışılınıyor. Elbet bölgesel hegemonik hededfi olan Türkiye de oluşan boşlukları değerlendirmeğe çalışıyor. Çalışacak da çünkü kendi de fısatı değerlendirme amacındadır. Suriye hamleleri eskiden ırak çıkışları, genel siyasi islam merkezleşme olma hedefleri bunların ençok açığa vuranlardır. Tabi ki dış politikada fırsat kulanma, iç politikada kalıcılaşma adına otoriter operasyonlar yanyana gelince, olmaz denilen veya bizat devletin adından dahi suç yaratma kavrayışları da yaygınlaştı. Fakat, oluşan yeni dneklemle dün olmaz denilen, karşıtı suçlayarak damgalatılan esrumanlar, ansızın tersdüz yapılmasına da tanık olduk. Bunun en net örneği Kürt sorunudur. Yok deilen, bunun için kirli savaşlar yapılan koşullarda, ansızın Öcalanla görüşülme noktasına da gelindi.

Girişte belirtiğim gibi, koşulların gerçekliği il tabusal oluşumda mutlaka gerçekler tabunun tabutunu kırar. Birbakarsınız hem de mmeclis heyeti imralıığa gidip Öcalanla görüşüyor. Dün “katil, bebek canisi” diye anılan Öcalan, birden uzlaşma için söyledikleri öne çıkarılıyor. Üstelik hamleği de kürt yokturun en keskin savunucusu Bahçeli tarafından yapılmaktadır.

Çok basit kural vardır. Çatışanlar çatışmayı durdurmak için taradf olarak görüşür. Kısa zaman öncesi brakın görüşmeği, normal adı dahi söyleneyen Öcalan, şimdi çözümsel merkeze oturtulup görüşülüyor. Teröristle konuşulmaz noktasından teröri bitirme aşamasındaki Öcalanlaşma oldu. Ayni görüşlerin birden tersdüz oluş şekline tanık olduk.

Burada bir konuya açıklık getirelim: belirtiğim gibi: siz sorunu çözecekseniz, tarafıyla görüşürsünüz. Bu en basit diplomatik dönüşümdür.  Hangi ülkeğe bakarsanız bakın ayni metot geçerlidir. Ben öyle boşuna konuşmuyorum. Birçok benzer sorundaki gelişmeleri geniş çerçevede inceledim. Yamanında da seminer şeklinde veya yazarak da anlatım. Ama iş Türkiyeğe gelince hep şu tekerleme tekrarlandı: terörist örgütle görüşülmez dendi. Oysa ayni laf tekrarlanırken dünyada hep tersi işliyordu. Hat da çoğu zaman, Türkiye devleti ile Öcalan görüşmeleri gizlice de olsa yapılıyordu. Ama ahaliye “asla görüşülmez” mesajı da veriliyorduu.

İkinci nokta, ben yine Kolonbiyadan Kuzey irlandaya, Güney Afrikadan Sirilankaya birçok görüşme ile siyasal girişimleri izledim. Öyle tek kişiye bağlı gelişmedi. Hat da şunu da belirtecem, hapiste olan lider tüm sorumluluğu alma yerine, tam aksi dışarda olan benzer konumdaki arkadaşını yetkindirildi. Çokça adı kulanılan Güney Afrikalı Mandela da böyle idi. Hapiste herşeği takip edemeyeceği, örgütle direk bağları olamayacağından dolayı, işleri dışarda Oliver Tanbo siyasal gidişt önceliği vardı.

Bunlar hep yaşandı. Bir başka şey daha yaşandı: görüşmeler olurken, ayni zamanda sonrası için de anlaşmalar oluordu. Bir anlamda konu açıkça gerçekleştirilip toplumsal kamuoyu oluşturup kitlesel desteğe önem verildi. Oysa Türkiyede önckilerin aksine bilinmezlikte klişeli kelimelerle ki onlarda uyumsuzca olarak elyordamı kulanılıyor. Öcalan adıyla ve Bahçeli açıklamalarıyla aderta süreç paradoksalaştırılıyor. Birisi teörin bitmesi öteki de kürt halkının hakları diyor. Ama örneğin Bahçeli kürt sorunu dahi söylemedi.

Bu kısgaçta işlerin salt Türkiye değil bölgesel hesaplarla konulduğu da anlaşılıyor. Şimdilik Suriye en ön saflarda oluyor. Koşulların niteliği ise güvensizliği beslemektedir. Hele de Türkiye devletndeki artan baskılar, suç icat edip muhalif hapsetme teknikleri ile enson geçirilen yargı paketinde konuyla alakalı hiçbirşeğin olmaması, onca laf boşa söylenmiş gibidir.

Yine de devlet açıktan, meclis heyetini imralığa gönderdi. İlk soru işaretiyle de yapılan görüşmenin içeriğini, komisyon üyelerine dahi söyletilmemesidir. Nerden bakarsan çıkarsızlık. Fakat, hesap ta Suriyeğe dayandı. İmralıda tecritde olduğu söylenen Öcalanın tüm geniş coğrafyada tek mit olması da işin sorularına ssoru katmaya yetip artıyor.

Belirli kürt çevreleri konuşurken demokrasi diyor. Ama Öcalan ziyareti dahi beraberinde olumlu yasal hamle değil tam aksine ayni havanın daha da baskılaşarak devamının kanıtıdır. Yine de umutlar saçılıyor. İçerik ise kişiseleşen Öcalanlaşmadır. Önceki deneğimler de şunu hep yaşatı: tıpkı Dolmabahçe olayındaki gibi Demirtaşın Erdoğana seni başkan yaptırmayacam demesi dahi tüm biriken anlaşmaları birden buharlaşmasını gerçekleştirdi. Geçmişte olanlar, günümüz dünya koşulları ve artık direk açıklamalarıyla Amerika İngiltere ağırlığı altında nelerin olacağı hep kuşkulu. Hele de taraflar malumken, koşullar ağırken, ilgili siyasetlerin devamı için ihtiyaç duyulan ayarlar, hepsi yeni sorularla ve bilinmemezliğin kuşatması altında yol aramaktadırlar.

Türkiye bu kavşakta, hem devletin rejimsel dönüşümünü tamamlama hedefi, hem defırsatı kulanıp bölgede etkin alanın yayılması adına ikili bir tutumla kartlarını masaya koyuyor. Bir değişim ve gereken ortaklar ihdiyacı buluşma peşinde. Arada birileri de alma umudunda. Öcalan da kendini Kürt lideri olarak sunarak kendine göre yeniden canlanma peşinde. Ama hepsi darmadağın ve kurşkularla doludur. Birçok hamle oldu. Olmayan, demokratikleşme adımları. Yasalara rağmen hala serbes brakılmayan siysal rehineler vardır.

Bunları K. Kıbrıstan doğru izlemek gerekir. Yarın heran buraya başka bir dalgayla yansıyacağı kesin. Ama bizde hava tamam. Hele Tufanın küliğe şovları bayağı yeni yerini kabullendiğinin de işaretleridir. Fakat, onca Türkiyeleşmeğe karşın, Türkiyede olanlara oldukça uzağız. Buda eksiklikle tehlike tuzapı yaratan olgudur.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Özkan Yıkıcı yazdı: Şifrelenen Kıbrıs gerçekleri

Basit bir kuraldır: siz bir sorunu çözmek veya nedenini...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ukrayna yeni rolünü netleştirirken

Son gelişmeleri özetleyerek başlayalım: Ukrayna sık sık Karadeniz'de resmen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nefes alır gibi ile beklenti umma arasında sıkışırken

Sıcak havada hele de savaş koşulları ve ekonomik yakış...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,916TakipçilerTakip Et
914AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...

Yücel Özdemir yazdı: Ukrayna ve İran’da son sözü kim söylüyor?

Ukrayna ve İran savaşlarının kısa sürede bitme olasılığı her...

Ecehan Balta yazdı: İklim finansmanı mı borçlandırma rejimi mi?

İklim krizi artık geleceğe ilişkin bir ihtimal değil. Kuraklık,...

Taner Akçam yazdı: İki büyük dalga depremleri ve yeni cumhuriyetin ayak sesleri

Cumhuriyet tarihi, Osmanlı’nın geç döneminde başlayan ve cumhuriyette de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Canlı yayın