kızıl yeşilekolojiBiyolojik mücadele şirketlere mi topluma ve doğaya mı hizmet edecek? - Tayfun...

Biyolojik mücadele şirketlere mi topluma ve doğaya mı hizmet edecek? – Tayfun Özkaya

Kategori:

chemical-pest-controlDDT’nin keşfinden önceki 1940’lı yılların başına kadar zararlılar tarafından üründe meydana gelen kaybın dünya ortalaması % 7 iken, 1980’lerin sonuna doğru bu kayıp % 13’e yükselmiştir. Tarım ilaçlarının sağlık ve ekolojiye zararları görülmüş,  Bu endişeler biyolojik mücadeleyi öne çıkarmıştır.

Biyolojik mücadele çok kabaca böceği böceğe yedirerek daha az veya hiç tarım ilacı kullanmamak şeklinde anlatılabilir. Fakat sadece böcek değil bakteri, mantar, nematod, kurbağa, kuşlar da kullanılıyor. Üç şekilde gerçekleştiriliyor. Bunlar ithalat, çoğaltma, koruma olarak sıralanabilir. İthalat üretim alanlarına o ekolojide doğal olarak bulunmayan ve taşındığı ekolojideki zararlı canlıların (böcek, bakteri, mantar) doğal düşmanları olan canlıların taşınmasıdır. (Bkz: wikipedia, Biological Pest Control) Çoğunlukla bu durum egzotik zararlılar denilen ve kendi doğal düşmanları olmaksızın bir ekolojiye çeşitli şekillerde taşınmış bulunan zararlılara karşı kullanılır. Örneğin California’da 19. yüzyılın sonlarında narenciyede büyük zarar yapmış olan Avustralya kökenli bir unlu bite karşı bir başka böcek gene Avustralya’dan taşınmış ve birkaç yılda zararlı kontrol altına alınmıştır. Aynı böcek Türkiye’de de 1912 yılından beri turunçgil bahçelerinde kullanılmakta ve başarılı sonuçlar alınmaktadır.

İkinci yol çoğaltmadır. Bu doğal olarak o ortamda bulunan ancak zararlıları kontrol edecek kadar sayıda bulunmayan canlıların çoğaltılarak o ekolojiye bırakılmasıdır.  Bu bırakılma bazen seralarda küçük miktarlarda aşılama şeklinde, bazen da açık alanlarda milyonlarca olarak boğucu tarzda yapılmaktadır. Bırakılan canlılar önceden özel olarak üretilmektedir.

Üçüncü yol olan koruma bir çevrede var olan doğal düşmanın korunması anlamına gelir. Doğal düşmanlar zaten habitata ve hedef zararlıya uyum göstermişlerdir. Bunların korunması daha kolay ve ekonomik olacaktır. Örneğin yaprak bitleri kolonileri içinde her zaman gelin böcekleri bulunur. Ürün sistemleri doğal düşmanların yararına değiştirilebilir, bu uygulama habitat yönlendirmesi şeklinde tanımlanabilir. Faydalı böceklerin yaşayıp çoğalabilecekleri koruma bantları gibi uygun ortamlar meydana getirilebilir. Bağların kenarlarında erik ağaçları parazit olan böceklere sığınak olarak dikilebilir.

Büyük ilaç ve tohum firmalarının biyolojik mücadele amacıyla çeşitli böcek, vb. canlılar üretme işine epeydir girdikleri bilinmektedir.  Olay sadece bu şirketlere bırakılırsa bir süre sonra çiftçiler bu yolla da mı sömürülecek? Ayrıca sadece bu şirketlerin istediği yönde geliştirilecek bu çalışmalar ekolojik sorunlarımızı ne ölçüde  çözecek? Biyolojik mücadele araştırmaları var olan endüstriyel tarım sistemine destek olmak için mi yönlendirilecek? Eğer böyle yapılacaksa tek ürün (mono kültür) sistemi korunacak, zaten tohum, tarım ilaçları hatta beşeri ilaçlar alanında tekelleşmiş büyük şirketler satılabilecek meta haline getirilecek böcekler, bakteriler vb. canlılar üretecekler demektir. Şirketlerin tek amacı maksimum kâr yapmak olduğuna göre yönlerinin bu olacağı kesindir. Bu durumda yukarıda söz ettiğimiz yollardan daha çok çoğaltmanın kullanılacağı açıktır. Şüphesiz bu yolun hiç kullanılmaması gerektiğini söylemiyoruz. Üçüncü yol olan korumada metalaştırılabilir bir ürün genellikle üretilmemektedir. Devlete ait olan araştırma enstitüleri ve ziraat fakülteleri hangi yolu seçeceklerdir? Üniversiteler araştırma kaynaklarının azaltılarak daha ziyade patent elde etmeye ve şirketlerle ilişkiler kurmaya yöneltildiklerinden onların da çevreye, çiftçiye daha yararlı olacak koruma tarzı biyolojik mücadele yoluna gitmek istemeyecekleri genel olarak söylenebilir. Tarım Bakanlığı da genel olarak bu yolda olacaktır. Tarım Bakanlığı biyolojik kontrol için satılan böcek vb. ürünleri kullanan çiftçilere mali destek vererek bu yolun kullanılmasını teşvik etmektedir. Biyolojik mücade­le araştırmalarını yürüten Antalya’da var olan tek Biyolojik Mücadele Araştırma Enstitüsü 1984 yılında kapatılmıştır. Kooperatifler, dernekler, sendikalar gibi kuruluşlar ise katılımcı araştırma yaklaşımını kullanarak koruma yollu biyolojik mücadele yönüne ağırlık verebilirler. Bilim ve teknoloji nötr bir olay değildir. Toplumun genel çelişkilerinden çıkar mücadelelerinden soyutlanamıyor.

Yurt Gazetesi


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kazma Bırak Kampanyası: Fosil yakıt arama faaliyetlerine son verin

Ardışık olarak Türkçe ve Yunan çevirisi yapılan basın toplantısını ...

Uzun ekolojik devrim – John Bellamy Foster

Sosyalizm bu şekilde anlaşıldığında, neredeyse kapitalizmden farksız kalıyor—genelleşmiş meta...

“Felaketler ve yıkım geliyorum diyor”

Ekolojik krizden ne anlaşılıyor. Ekolojik kriz dendiğinde aslında ne...

Gıda Egemenliği: bir örgütlenme kavramı – Umut Kocagöz

Öncelikle, modern kapitalist dünyada, kent ve kır arasındaki uçurumun...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,250AboneAbone Ol

Son eklenenler

Miquel Pellicer yazdı: Lula’nın dijital zaferinin anatomisi

Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da...

Fikret Başkaya yazdı: Araba çılgınlığına dair…

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Hediye Levent yazdı: İran, Mekke anlaşmasına neden katılmak istiyor?

Bu yazıyı yazdığım saatlerde Katar, ABD-İran savaşının durdurulması için...

Ceren Ergenç yazdı: ‘Avrupa malı’ duvarı ve Türkiye otomotiv sanayi

Fransa ve Almanya, geçen hafta AB otomotiv politikasındaki uzun...

Kansu Yıldırım yazdı: Brezilya’da sınıf ittifakları, devlet ve sol

Lula da Silva, 25 Ekim 2026'daki ikinci turda Flávio...

Canlı yayın