yazılarKıbrıs iktibasBirbiriyle çatışan Kıbrıs sorununa dair talepler, aslında aynı madalyonun iki yüzüdür… -...

Birbiriyle çatışan Kıbrıs sorununa dair talepler, aslında aynı madalyonun iki yüzüdür… – Alper Ali Rıza

Orjinal yazının kaynağıcyprus-mail.com
alıntı yapılan kaynakyeniduzen.com
Cyprus Mail gazetesinde 5 Ocak 2025 yayımlanan ve “Birbiriyle çatışan Kıbrıs sorununa dair talepler, aslında aynı madalyonun iki yüzüdür” başlığı taşıyan makalesinde emekli yargıç Alper Ali Rıza, Kıbrıs sorunundaki zorluklara ve fırsatlara işaret ediyor. Bu yazıyı özetle derleyip Yenidüzen Gazetesi için Türkçeleştiren Sevgül Uludağ

***  Kıbrıs Başpiskobosu Yeorgios, geleneksel Noel mesajında, Kıbrıslırumlar arasında yaygın olan bir inancı ifade ederek, Kıbrıs sorununun çözüm arayışlarının ‘bir istila ve işgal sorunu olarak yeniden tanımlanması gerektiğini’ söyledi.

***  Bu aslında Başpiskobos Makarios ve Rauf Denktaş tarafından imzalanan 1977 Doruk Anlaşmaları’nın içerdiği yönergeleri reddetme kodudur – 1977 Doruk Anlaşamalarında Kıbrıs’taki iki toplum lideri bağımsız, iki toplumlu, bağlantısız bir federal cumhuriyet arayışına girme konusunda anlaşmışlardı.

***  Sözkonusu federal cumhuriyet, iki ayrı yönetsel entite tarafından oluşturulacak, merkezi federal bir hükümet olacak ve bu da, mülkiyet, yerleşim ve hareket serbestisi hakları bakımından adanın bütünlüğünü koruyacaktı ve bu haklar, iki toplumlu federal bir sistem temeli çerçevesinde müzakere edilecekti.

***  Aslında bağlantısızlık artık o kadar da önemli bir kaygı değildir ve Kıbrıs Cumhuriyeti açısından NATO üyeliği de bir olasılık olarak dışlanmıyor – ama aslında bu çok da akıllıca birşey değildir çünkü Rusya gibi büyük güçler, NATO’yu düşmanları olarak görüyorlar ve Türkler’le Yunanlılar arasına çatışma tohumları ekerek bunun olmamasını garantiye almaya çalışacaklardır.

***  Şimdiki Kıbrıslıtürk liderliği, Rauf Denktaş tarafından imzalanmış olmasına karşın 1977 Doruk Anlaşmaları’nı reddetmektedir. Kıbrıs Cumhuriyeti yönetimi, federal bir cumhuriyet konusunda ılımlıdır ancak bunu ancak bir görüşme temeli olarak kabul ediyor, oysa Kıbrıslıtürk lider Ersin Tatar, 2017’de Crans-Montana müzakerelerinin son turunun başarısızlıkla sonuçlanması ardından federal modeli tümüyle reddetmiş ve iki devletli bir çözümü öne sürmeye karar vermiştir.

***  1983 yılında Kıbrıslıtürkler, tek taraflı olarak bağımsızlık ilanına gitmişler ve “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni” ilan etmişlerdir – BM Güvenlik Konseyi de bunun yasadışı olduğuna karar vermiştir. Şimdiki iki devletli talebin tersine, tek taraflı bağımsızlık ilanı (“Unilateral Declaration of Independence” – UDI), Kıbrıslıtürk tarafını federal bir çözüm arayışından alıkoymamıştı çünkü “KKTC”nin kendisini federal bir devletin kurucu devletine dönüştürmesini engelleyecek herhangi bir şey yoktu. Ve Kıbrıslıtürkler, 2004 yılında Birleşmiş Milletler-AB federal planına olumlu oly vermişler ve 2017 yılında da bütünlüklü bir federal anlaşmaya yaklaşmışlardı – federal bir cumhuriyet, prensipte çok farkı kaygıları barındırabilecek esnekliğe sahiptir.

***  Türk tarafının iki devlet talebi ile Kıbrıslırum kilisesinin Kıbrıs sorununun bir istila ve işgal olarak yeniden tanımlanması talebi, aslında aynı madalyonun iki yüzüdür – her ikisi de 1977 Doruk Anlaşmaları arındaki uzlaşmayı reddetmektedir. İki devlet (talebi) ayrılıkçı bir bölünmedir, bu hukuka aykırıdır ve işgal ve istilanın sonuçlarının tersine çevrilmesi de 1974’ten önceki statükonun geri dönüşü (anlamına gelmektedir).

***  Türk tarafı, statüko öncesi duruma dönüşü tümüyle reddetmektedir çünkü bu durum, Kıbrıslıtürkler bakımından enklavlara kapatıldıkları bir dönemdir. Öte yandan Türk liderliğinin bilmesi gereken şey, herhangi bir Kıbrıslırum liderin iki devletliliği kabul etmesinin imkansız olduğudur çünkü bu, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ada çağındaki egemenliğinin teslim edilmesi (manasına gelir).

***  Bu iki kutupluluk absürttür çünkü öteki topluma karşı saygısızlık içerir.   Mevcut durum, Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti şimdiki statüko öncesi hale geri dönüşün mümkün olmadığını kabul etmesine karşın, Türk tarafı, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin rızası olmadan iki devletin mümkün olamayacağı ve böyle bir rızanın hiçbir Kıbrıslırum lider tarafından düşünülemeyeceğinin farkında değildir.

***  2025 yılı sonunda “KKTC”de, “cumhurbaşkanlığı” seçimleri yapılacaktır. “KKTC” anayasasına göre, “cumhurbaşkanı”nın görevleri, daha çok onursaldır, bir tek Kıbrıs sorunundaki politikayı idare etmekle görevlidir. Bunun anlamı da, bu yılın sonunda Kıbrıslıtürkler oy verirken, olası bir federal çözüm ile iki devletli imkansız bir yol arasında seçim yapacaklarıdır.

***  Görünen odur ki görevdeki Ersin Tatar, gerçek bir tanınma ihtimali olmamasına rağmen iki devlet lehine kampanya yürütecek. İki devlet için umutsuzca çabalamada ona 5 yıl daha verip vermemeye veya federal bir cumhuriyet arayışına geri dönüp dönmemeye karar vermek ise Kıbrıslıtürk seçmenlerin kararına bağlı olacaktır.

***  Her zaman olduğu gibi, Türkiye’nin duruşu yaşamsal öneme haiz olacaktır. TC Cumhurbaşkanı Erdoğan şu anda iki devletten yanadır ancak onun Kıbrıs sorununa dair görüşleri taşa kazınmamıştır, pragmatik olabileceği bilinmektedir – Kıbrıs Cumhuriyeti’nin asla iki devletliliği kabul etmeyeceğini görebilir, tıpkı Türkiye’nin Suriye’de iki devletliliği kabul etmeyeceği gibi…

***  Bunun da ötesinde Erdoğan, Crans-Montana’daki fiyasko öncesinde uzun yıllar boyunca federal bir çözümü destelemiştir.  Ancak dönemin TC Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun Kıbrıs sorununun çözümünde Kıbrıslırum tarafının iki devletli bir çözüme karşı olmadığı izlenimiyle Crans Montana’dan dönüşü ardından Erdoğan iki devletli çözümü desteklemeye başlamıştır.

***  Hiçbir şey gerçeklerden bu kadar uzak olamaz. Kıbrıs adasının tamamı üzerindeki egemenliğin teslim edilmesi, hiçbir Kıbrıslırum liderin üstesinden gelemeyeceği ve iktidarda tek bir gün bile kalamayacağı varoluşsal bir engeldir. Kıbrıslırumlar, kolektif bilinçaltlarında nesiller öncesine dayanan vatanları olarak düşündükleri Kıbrıs’ı tek bir jeopolitik varlık olarak tanımlarlar.

***  Bu yüzden Nikos Anastasiadis’in Çavuşoğlu’na, Kıbrıslırum tarafının Kıbrıs adasının tamamı üzerindeki Kıbrıs Cumhuriyeti egemenliğini teslim etmeye hazır olduğu izlenimini vermesinin bir yanlış anlaşılma olması gerekir. Belki de iki kurucu devletten oluşan gevşek bir federasyonda ısrarcı olması ve iki devleti desteklemesi yerine, Anastasiadis, iki kurucu devletten oluşan gevşek bir federasyonda ısrarcı olmayı kastetmişti…

***  Elbette federal cumhuriyet lehine ifade ettiğim görüşlere bir ilgim olduğunu beyan etmeliyim çünkü rahmetli annem bir Kıbrıslırum’du, babam ise Kıbrıslıtürk’tü ve açıkçası ben iki devlete karşıyım.

sayfa-17-2017de-cavusoglu-ve-anastasiadis-crans-montanada.jpg

2017’de Çavuşoğlu ve Anastasiadis Crans-Montana’da…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Antonis Polydorou yazdı: Ne Mağusa Bizi Bekliyor Ne de Tarih

Yine herkes Mağusa’yı hatırladı. İkinci harekâtın 52’nci yılı vesilesiyle...

Yaşar Ersoy yazdı: 30 Yıllık düşün kısa tarihi

Bir kentin çağdaş kimliğinin en önemli göstergelerinden biri, kültür...

Bulut Ünvan yazdı: Neşe Yaşın: Tarihin Çatlağındaki Üzgün Kız

"İnsan, sınırları aşarak konuşmak zorundadır, her kelimenin içinden sınırlar...

Türk işgalinin ardından yerinden edilme ve “iki bölgeliliği mühürleyen” Üçüncü Viyana Anlaşması – KYPE (Ralli Papayeorgiu) — Nikos Moudouros ve Aris Konstantinidis’in katkılarıyla

https://youtu.be/k7XJr8Tkp6g?si=moDVMQi4bj0-kIa5 Toplam nüfusa oranla kaydedilen en büyük insan hareketlerinden biri,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
966AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hediye Levent yazdı: Irak’ta işgal bitti! Peki şimdi ne olacak?

30 Eylül 2026 Irak için tarihi bir gün. Yaklaşık...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Sabahleyin klasik altı buçuk yataktan kalkma dönemim başladı. Önce...

Ceren Ergenç yazdı: ABD-Çin zirvesinden çıkan geçici barış kime yarayacak?

Xi Jinping geçen hafta üç günlük bir devlet ziyareti...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sıra geldi Brezilya seçimlerine

Bu yıl özellikle Latin Amerika seçimleri önemliydi. Öyle önemli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden tekrarlama ihtiyacı

Sonunda New York şovları sonlandı. Tabii ki oraya gidip...

Volkan Yaraşır yazdı: 14 maddede faşizm: Umberto Eco

Yıl 1933, Mayıs ayının 10’u, Berlin opera alanına kamyonlarla...

Özkan Yıkıcı yazdı: Seçim süreçlerindeki ekonomik kullanım

Gerek K. Kıbrıs gerek ise Türkiye seçim süreçlerine şöyle...

Canlı yayın