Şimdi buna “Kıbrıs sorunu için esnek bir çözüm modeli” adını verdiler. Sebebi de bunu İngiliz gazetesi Independent’ın yayımlamış olması. Hoşlarına gitti. Halbuki Nikos Anastasiadis aynı şeyleri söylediğinde hoşlarına gitmemişti. Hatta iki devletli çözümden söz ettiğinde onu yerden yere vurdular. Şimdi ise hiçbir sorun görmüyorlar. Çünkü bunun adı iki devletli çözüm değil; “gevşek yapılı federasyonun esnek modeli”. Üstelik bunu Independent yazıyor ve sanki gözümüzün içine baka baka bizimle alay ediyorlar:
İddiaya göre Holguin, “daha gevşek bir çözüm” hazırlıyor. “Gevşek çözüm”ün ne anlama geldiğini bilmiyoruz. Ancak hedeflenen yapının, “Kıbrıslı Rumların bunu federasyon, Kıbrıslı Türklerin ise konfederasyon olarak adlandırabileceği ve iki taraf arasındaki uçurumu bilinçli bir ‘yapıcı belirsizlik’ yoluyla kapatabileceği” umuluyor.
İki kurucu devlet, siyasi eşitlik, geniş özerklik, dönüşümlü başkanlık konseyi (Annan Planı’ndaki gibi), hükümet yetkilerinin büyük bölümünün iki kurucu devlet tarafından ayrı ayrı kullanılması ve merkezi hükümetin sınırlı bir role sahip olması…
Bütün bunları bir araya getirdiğimizde, içinden çıkamayacağımız bir tartışma çorbası ortaya çıkıyor.
Üstelik Independent, Tufan Erhürman’ın böyle bir çerçeveyi görüşmeye daha istekli göründüğünü, buna karşılık Nikos Hristodulidis’in daha temkinli olduğunu ve iç siyasi baskılardan etkilendiğini yazıyor.
Pes doğrusu!
Hristodulidis’in iç siyasi baskılardan etkilendiğini söylüyorlar ama Erhürman’ın bu modele daha sıcak bakmasının nedenini belirtmeyi unutuyorlar. Erhürman bu modeli zaten savunuyordu. Hem de sadece şimdi Holguin’in gündemine geldiği için değil. Kıbrıs Türk toplumu lideri olmadan önce de aynı görüşteydi.
Erhürman, 17 Mayıs 2021 tarihinde Yeni Düzen gazetesine yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda iki taraf arasında ortak bir zemin bulunabileceğini ve bunun, kurucu devletlere güç veren adem-i merkeziyetçi federasyon olduğunu söylemişti.
Daha önce, Anastasiadis’in 2018 yılında bu konuyu gündeme getirdiği dönemde de, o zamanki “başbakan” Erhürman şöyle demişti:
“Kıbrıs Rum tarafının istediği güçlü bir merkezi hükümetti. Kıbrıs Türk tarafı ise gevşek federasyon konusunda ne sorun çıkaracak ne de uzun tartışmalara yol açacak.”
Şimdi İngilizlerin ortaya koyduğu ve Holguin’e mal ettiği şey, aslında Türk tarafının istediği şey: İki mevcut devletçiğin oluşturacağı bir konfederasyon.
Ve yıllardır liderlerimizin açıkça söylemeden tartıştığı ve üzerinde uzlaştığı nokta da budur.
Her ne zaman yönetim biçimini ve bu biçimin niteliğini belirleyecek unsurlar üzerinde anlaşmaya çalışılsa, “iki bölgeli, iki toplumlu federasyon” denildiğinde Türk tarafının başka, Kıbrıs Rum tarafının başka şeyler düşündüğü ortaya çıkıyordu.
Hem 2008 Hristofyas-Talat anlaşmasında hem de 2014 Anastasiadis-Eroğlu anlaşmasında konfederasyon unsurları açık şekilde görülüyordu.
Bu mesele her zaman nerede düğümlendi?
Buna, Anastasiadis’in bu “esnek model” önerisini ortaya koyduğu dönemde Akıncı’nın sözcüsü Barış Burcu’nun yaptığı açıklamayla cevap verebiliriz.
Burcu, Mustafa Akıncı’nın daha önce yaptığı açıklamalara atıfta bulunarak, kurucu devletlere aktarılacak yetkiler konusunun netleşmesi halinde bu modeli reddetmediğini belirtmişti.
Burcu şöyle diyordu: “Kıbrıs Türk tarafının, ortaklık temelinde alınacak tüm kararlarda etkin katılımının sağlanması vazgeçilmezdir.”
İşte mesele tam da burada düğümleniyor.
Gevşek federasyona ya da konfederasyona ulaşsak bile, “etkin katılım” yani veto hakkı, alınacak tüm kararlarda güvence altında tutulmak isteniyor.
Yani hem tamamen özerk devletçikler üzerinde anlaşacağız, hem merkezi hükümete sınırlı yetki vereceğiz, hem de bu sınırlı merkezi yapıda bile veto hakkı olacak. Böylece bütün Kıbrıs’ın – Kıbrıs Rum tarafının da – Ankara tarafından kontrol edilmesinin yolu açılacak.
Yani mesele Binbir Gece Masalları misali bir uydurmadan ibaret!
Ve bu masalların mutlu bir sonu olmayacak. Yani çözüm sağlamayacak. Çünkü “esnek model” adı altında ortaya atılan bu hayal ürünü fikirlerin dışında, bir noktada gerçek meseleler de masaya gelecek elbette.
Mesela: Tek bir ekonomimiz olacak mı? Tek bir Merkez Bankası olacak mı? Tek bir FIR bölgesi olacak mı? Tek bir Münhasır Ekonomik Bölge olacak mı? Hangi topraklar iade edilecek? İşgal ordusu ve garantiler ne zaman tarihin çöplüğüne gönderilecek?
Olguin’in ve İngilizlerin bunlar için de bir planı var mı?
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



