yaklaşımlarÖzkan YıkıcıAnımsayarak kelam gevezeliği - Özkan Yıkıcı

Anımsayarak kelam gevezeliği – Özkan Yıkıcı

Her döneminde tekrarlardım: seçim sürecine girince, önceki tüm yaşananlar, silinir veya dondurtulup yeniden seçim sonunda tekrardan hatırlsaır. Böyle bir acayip gerçeğimiz var. nitekim, son küliye saray seçimi de öyle oldu. Seçim sürecine girince, tüm yaşanıp konuşulanlar adeta bıçak gibi kesildi. Seçim süreci müsaade edilenlerle bir zeminde akıp geçti. Seçim bitince de budefa seçim sürecinde olanlar belekte dondurtulup şök tedavisine brakıldı. Seçim sonrası sanki seçim sürecinde yaşanan önemli olgular yokmuşçasına sıçrama yapıp yaşatılmaya başlandı.

Nedense her seçim sürecinde bunları hatırlatırım. Özellikle de seçim öncesi çok gelişme yaşanmasına karşın Cumartesi gecesi tam da sona geldiği için çoğu zaman hiç konuşturulmaz. Peşinden seçim yapılıp da donukluk kalkıp seçim süreci ayni konuma gönderilmesi nedeniyle. Halbuki yaşananlar ve devamında önemli bağdaşlıklar vardır. Nitekim son küliye saray seçiminde de öyle oldu. Daha seçim sürecinde yakaladığım gerçekler, devamında beni yeniden yanıltmama gibi önemli sonuca taşıdı. Ancak, fazla uyarı olmlasın diye de görüşlerimi son hafta makalelerime braktım. Şu gerçekleri özellikle vurguladım: Tufan seçimi kazanacak. Ancak burada çok önemli bir yanlış var. oluşturulan algı ile dinamikler pekde birbiri ile uyuşmuyordu. Genelde konulan ayrım çizgisi yanlııştı. Federasyoncularla iki devletli algısı eksik ve aldatmacaydı. Yaptığım gözlemler, gerektiği andaki temaslarım bana bu seçimlerin önemli koşullarını da anlatıordu. Klasik ayrışma dışında, önemli dinamikler gelişti. Örneğin, Türkiye kökenliler genelde müdahale ile oylarını kulanıhorlarken, bu defa Türkiye gelişmeleri nedeniyle ayni paydaşlıkta buluşmadı. Türkiye siyasal gelişmeleri, oluşan muhalefet, devlet baskıları buraya da yansıdı. Öyle yansıdı ki ilk defa önemli sayıda TC kökenli oy kulanırken AKP kaybetsin seçkisine sarıldı. Buda muhalefetin işine yaradı. Tufan umadığı bir oyu alırken, örneğin Karpazın bazı köylerinde görüldüğü şekilde, ilk defa muhalefet UBP oylarını hem de önemli farkla geçti.

İkinci nokta ise burada oldu. Yine Tufan kazansın değil de UBP özellikle Tatar gitsin düşüncesi önemli sayıda kişiği etkiledi. Nitekim bazı kişiler açıkça, “ben Tatara oy vermiyorum. Tatar kaybetsin diye oy kulanacam sözleri oluyordu. Buda iki eylimli ivme oluşturdu. Öyle oluşturdu ki onca yöneten müşavire, koordinatöre, gelen önemli siyasal şahsiyete rağmen etki yapılamadı. Ayni şekilde bunun yansıyan öteki ayağı da Türkiyede gerçekleşiyordu. İlk defa AKP karşıtı medyalar K. Kıbrıs seçimlerine daha tarafsız bakmaya başladılar. Buradan önemli kimi kişiler konuşturuldu. Buraya bıçağın ucunu dokunduralım: bu fırsata karşın neyazık ilgili olanak gerçekleri duyurtma konumunu doğru pek kkulanmadığımız da ortada. Ama ilk defa Türkiye medyası bukadar muhalefete söz verdiği bir seçim dönemi yaşatıldı.

Sonuçta, AKP için yenilgi morlali ile Tatar kaybetsin tutumları birleşip Tufanın taraftarlarının dahi beklemediği farkla seçim sonlandı. Bunun anlamı şu: Tufan kazanırken federasyon tezi ile kazanmadı. Zaten probagandada da bunu fazla öne çıkarmadı. Garip paradoksla Tufan AKP ile farkının olmadığını ince cümlelerle söylerken, ona yönelen oylar tam aksi grüşlerine değil de ötekine karşı olma duruşuyla şekilleniyordu.

Sonuçta da seçim sonlandı. Yaşananların da noktası oldu. Devamında da unlar hiç dikate getirilmedi.

****

Neden tekrardan bunları özetledim: çünkü, destekleme şekli sonuçlarda da kendini gösterecekti. Tufana önemli bir prim getirdi. Kendi yandaşları zaten seçimi aldıkları için mennundu. Fazlases çıkarmayacakları malumdu. AKP ve özellikle Erdoğanla ters düşüp gücendirmeme duygusal davranışa geçtiler. Fakat, yandaş dışından gelen oylar ise zaten bir kısmı yukarda özetlediğim nedenlerle gerçekleşti. Öyle federasyonu savunmak, birleşik Kıbrıs falan diye bir talep yoktu. buda Tufana rahat zemin hazırladı. Hele kendine federasyoncu barışçı diyenlerin beklentili konuşmaları da işine geliyordu. Öyle ki geçen yazımda olduğu gibi sanki Tufan federasyonu açıkça hala savunuyor inanı-cıyla rum gazeteci açık mektupla, kendi liderini eleştirip Tufana şikayet ediyordu.

Rahat zemin oluşturuldu. Destek verenlerin birkısmının talepleri nedeniyle nem AKP ile daha rahat yakınlaşma, terc,ihlerde resmi idolojiyle davranmanın da zeminini oluşturdu. Bu nedenle eleştiri falan da pek yok. Ama önemli bir ayrıntı da çıktı: CTP kurultayı yapıldı. Onca farkla kazanılan seçime rağmen katılım yükselmedi. Heycan yoktu. Tufan kurultaya katılmadı. Bunlar önemli işaretlerdi. Tabi Türkiyeleşme noktasında da saraya kolay davranış sergileme şansı da getirdi. Kıbrıs cumhuriyetine yüklenmek, masaya inanılmaz şartlar koyarak, adeta var olan zeminin yasalaşma girişimlerine hemen girdi.

Yine bir ayrıntıya deyinecem: belli ki ülkemizde lafa bakmadan federasyon isteyenlerin azaldığına tanık oluyoruz. Hele içerikte pek de federal çağrı içeren metinler yok. Fonculara da brakılan zemin adeta demokratik bağımsız Kıbrıs ayağının epey zayıfladığına da acıyla tanık olduk.

Ayrıca, Mustafa akıncı da konuşanlardan nadir biridir. Fakat benze ince bir yanılma var. müdahalenin öhyle önceki gibi sert olmadığını belirti. Halbuki önemli fark hep kaçırıldı. Akıncıya karşı müdahale olurken, Tufandaki koşullar hiç yok derecededir. Örneğin Türkiye medyası direk Tatarı destekliyordu. Hat da burada dahi bazı muhalefet kesimi Akıncıya oy vermedi. Oysa Tufanda AKP yenilsin diye moral oyu kulanan önemli kesim vardı. Türkiye medyası değişik yönlerle konuyu gündemleştirdi. Bir anlamda egemen blok ekseni kırıldı. Oyların bir kısmı değişik nedenlerle Tufana kaydı. Bir anlamda blok egemen oylar, muhalefet cepesine taşındı. Buda yapılan müdahale ile karşılıktaki tepkilerin birleşmesine de yararlı oldu dersem yanılmayacak haldeyim.

***

Şimdi Tufan rahat. Zaten rahat idi. Partisi kendini korurdu. Güvenmeseler dahi savundular. Kazanınca da tüm yapılanlar unuturuldu. Oysa seçimden iki ay önce bana yakın olan insanlara Tufanın yalnız gidişlerdeki bazı ilişkileri anlatıydım. Birkısmı şaşırdı. Benim hastalıktan dolayı deyip dikate almadı. Hemen belirteyim, söylediklerim bizat itiraflarla da kanıtlandı. Bunlar hep birikimin sonucu oluşan deneyimlerden kaynaklanmaktadır.

Son bir nokta: dikatle Tufanın dört şartını okuyun. Siz bu dört koşulu kabul edip etmediğinizi düşünün. Ama kesin olan, federasyon değil kim masadan kaçacak psikolojik mücadelesinin öne çıkacağıdır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Özkan Yıkıcı yazdı: Şifrelenen Kıbrıs gerçekleri

Basit bir kuraldır: siz bir sorunu çözmek veya nedenini...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ukrayna yeni rolünü netleştirirken

Son gelişmeleri özetleyerek başlayalım: Ukrayna sık sık Karadeniz'de resmen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nefes alır gibi ile beklenti umma arasında sıkışırken

Sıcak havada hele de savaş koşulları ve ekonomik yakış...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,916TakipçilerTakip Et
914AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...

Yücel Özdemir yazdı: Ukrayna ve İran’da son sözü kim söylüyor?

Ukrayna ve İran savaşlarının kısa sürede bitme olasılığı her...

Ecehan Balta yazdı: İklim finansmanı mı borçlandırma rejimi mi?

İklim krizi artık geleceğe ilişkin bir ihtimal değil. Kuraklık,...

Taner Akçam yazdı: İki büyük dalga depremleri ve yeni cumhuriyetin ayak sesleri

Cumhuriyet tarihi, Osmanlı’nın geç döneminde başlayan ve cumhuriyette de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Canlı yayın