Kıbrıs iktibasNeşe YaşınAnılar sepetine hoş bir seda - Neşe Yaşın

Anılar sepetine hoş bir seda – Neşe Yaşın

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com
Kategori:

İlk dizeyi Tanrı söyler, gerisini şair yazar derler. Yazıda da ilk cümle çok önemli. Pencere kenarında yağmuru seyrederken zamanın kulağıma fısıldayacağı o ilk cümleyi düşünüyordum. Sabahki ruh halimle ilintili elbette bu cümle. Kafam çok karışık uyandım bu sabah. Bir dünya ağrısı, nedeni belirsiz bir ağlama isteğiyle. Yanı başımızda bir savaş sürerken nasıl olunabilir ki diyebilirsiniz. Yağmurlu bir günün doğal hüznü de var aslında. Yağmuru severim doğrusunu isterseniz. Evde olmayı da yağmur altında yürümeyi de. Şehre dair bir birliktelik duygusu da verir yağmur bana. Sevdiğim birilerinin aynı yağmuru seyrettiğini düşünmek iyi gelir. Yağmur sonrası da tatlıdır; ağaçlar, bitkiler sevinmiştir; bir yıkanma ferahlığı yayılmıştır çevreye.

Bende bu melankoliyi yaratan pek çok neden var aslında. Birkaç haftadır Kayıp Şair Kızkardeşlerimiz başlıklı bir etkinliğin örgütlenmesi için uğraşıyorum. Adanın iki tarafından iki yazar örgütünün artık gelenekselleşmiş şair kadınlar etkinliği bu. Dört kadın bu yılki etkinliğin organizasyonu için canımızı dişimize katmış çalışıyoruz. Eğer Kıbrıs’taysanız ve bu yazıyı Pazar sabahı okuyorsanız bugün 18.00’da Stelios Vakfı binasında (Ledra Palace Rum barikatını geçince 5 dk. yürüyüş mesafesi) etkinliğe katılmanız mümkün. Yitirdiğimiz şair kızkardeşlerimizi anacağız. Kayıp kızkardeşlerin hatıralarına dalmak, onların hayatları ve şiirleriyle hemhal olmak belki de içime bu hüznü salan. Geçen gün de DAÜ Kültür haftasında Neriman Cahit hakkında konuştum; Ölü Ozanlar Derneği’ne konuğum yani birkaç haftadır.

Yalnızlık ve yağmur arasında kesin bir bağlantı var bu arada. Rilke’nin dizelerini anımsadım birden.

Yalnızlık bir yağmur gibidir.

Akşamlara doğru denizden yükselir;

uzak ve sapa düzlüklerden gelir,

çıkar gökyüzüne, onundur her zaman.

Ve gökyüzünden kente düşer ardından.

Yağmur olup alaca saatlerde iner,

sehere dönerken bütün sokaklar

ve aradığını bulmadan bedenler,

bezgin ve üzgün birbirinden kopar;

ve birbirine nefret dolu insanlar,

bir yatakta yan yana yatarsa

o zaman akar yalnızlık ırmaklarca…

(Çevirenİ M.M.Çilingiroğlu)

Bence ilk dizeyi yağmurlu bir günde Tanrı fısıldamış olmalı Rilke’nin kulağına. Doğa nasıl da mucizevi bir şey. Neriman Cahit anması için Mağusa’ya gitmeden Mesarya ovasındaki lapsana çılgınlığını görmenin sevinci içindeydim. Başını uzatan bahar heyecan verici. Doğa hep iyileştirmiştir beni. Kesinlikle çiçekler kavmindenim ben. Çiçekler kadar iyi gelen yok bana. Çiçek demek sevinç demek benim için. Çiçekli bahçelere baktığımda dünya bana gülümsüyormuş gibi gelir hep.

Ağaçlar en güzel canlılardır belki de. Öylece durup güzelliklerini sunarlar bize. İlhan Berk’in “ Ağaçlardan arkadaşlarım oldu” dizesi nasıl da yalın ve büyülü bir dizedir. Okuduğum anda kalbimle buluşmuş bir dize olmuştur bu. Ağaçlar bir başkasının bahçesinde bile olsalar bana aitmişler gibi gelir, çiçekler de öyle. Doğayı hunharca katledenler bize ait, hepimize ait güzellikleri çalıyorlar aslında.

Yağmur dindi ama benim kalbim acıyor hala. İçimde ifadesini tam bulamayan bir şey var sanki.
İçime sığmayan, dökülüp taşmak, yalnızlık ırmağına doğru akmak isteyen bir duygu bu. Çiçeklerin ağaçların bana konuştuğu şeyin sözcüklere dökülemez oluşunun iç sıkıntısı. Bu dünyadan göçüp gidenlere dair yas ırmağı çağıldayıp duruyor içimde. Şiir, dostluk, dayanışama iyileştirebilir belki beni.

Gökyüzü bulutlarla kaplı ve her haliyle güzel hep. Yapmam gereken çok şey var gün içinde; bu melankolinin kollarına bırakamam kendimi, sorumluluklarım engel buna.

Yapacak daha iyi bir şeyiniz yoksa bu akşam 18.00’da Stelios Vakfıı’ndaki  Kayıp Şair Kızkardeşler etkinliğine gelin derim. Vefa için, güzellik için, anılar sepetine eklenecek hoş bir seda için.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Neşe Yaşın yazdı: Zaman sancısı

Byung-Chul Han’ın Zaman Kokusu kitabında kullandığı bir terim var:...

Neşe Yaşın yazdı: Barışın Vakanüvistine Veda

İstanbul’da acı içinde Sevgül’ün cenazesini izlerken bunu bir kez...

Neşe Yaşın yazdı: Bir gün iyilik kazanacak

Hayretler içinde kalıp müdahale edemediğimiz pek çok baskıcı durumla...

Esas galip – Neşe Yaşın

Her günün bir iç müziği var. Bazen sabitleyemezsin bu...

İsyancıların yenilgiler tarihi – Neşe Yaşın

Bizim adımıza karar veren eril figürler; sert bakışlarla bizi...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın