Kıbrıs iktibasMertkan Hamit50 Senedir Ara Bölge Olan Yer “kktc” Toprağı Olmuş - Mertkan Hamit

50 Senedir Ara Bölge Olan Yer “kktc” Toprağı Olmuş – Mertkan Hamit

Orjinal yazının kaynağıekopolitix.wordpress.com
Kategori:

Her ne kadar gözler sosyal medya hesaplarına yönelik saldırılara çevrilmiş olsa da, bir başka kritik gelişme yaşanıyor. UNFICYP’in Pile’de tırmanan gerilime ilişkin yaptığı duyuruda, sorumluluğu açık biçimde Kıbrıs Türk tarafına yükledi. Buna karşılık kktc Dışişleri’nin verdiği yanıt, meseleyi egemenlik iddiası üzerinden okuyan bir çerçeveye oturttu ve ilgili bölgenin (Çayhan Düzü) KKTC egemenliğinde olduğu ileri sürüldü. 50 senedir ara bölge olan yer kktc toprağı olmuş. Toprak verip statüye kavuşma üzerine kurulu paradigma; “tutulmuştur” deyip; daha ciddi bir tecrit durumunu yanında getiriyor.

Oysa Pile meselesi yeni değil. Daha önce yol yapımı üzerinden benzer bir gerilim yaşanmıştı ve o süreç de tarafların farklı gerçeklik okumalarıyla ilerlemişti. Bugün de benzer bir tablo yeniden canlandırılıyor : BM sahadan ve kendi mandatından hareketle pozisyon alırken, Kıbrıs Türk tarafı meseleyi daha çok egemenlik ve yetki alanı üzerinden yorumluyor. Ancak dikkat çeken nokta şu: UNFICYP’in doğrudan muhatabı olan Kıbrıslı Türk liderliğinden henüz net, kapsamlı ve kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama gelmedi.

Erhürman’ın sosyal medya hesaplarından UNFICYP’den gelen tepkinin üzerinden 48 saat geçmesine rağmen konuyla değinmiş değil. Sayfalarda, Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi ile bir temas kurulduğu anlaşılıyor, fakat bu görüşmenin içeriğine dair herhangi bir şeffaflık yok. Bu durum, zaten sınırlı olan kriz iletişimini daha da zayıflatıyor.

Daha da çarpıcı olan ise şu: 1 Nisan’daki “maytap olayı” hızla güvenlik tehdidi olarak çerçevelenip kamuoyuna güçlü mesajlarla sunulurken, sahada fiili gerilim yaratan ve BM ile doğrudan karşı karşıya gelinen bir konuda bu denli sessiz kalınması ciddi bir tutarsızlığa işaret ediyor.

Bu tablo, kuzeyde askeri, sivil, hükümet ve cumhurbaşkanlığı düzeyinde konuya ilişkin ortak bir pozisyonun ya henüz oluşmadığını ya da bilinçli olarak paylaşılmadığını düşündürüyor. Her iki durum da risklidir. Çünkü Pile gibi hassas bir bölgede oluşan belirsizlik, yalnızca yerel bir idari mesele değildir; doğrudan uluslararası hukuk, BM mandası ve iki toplum arasındaki kırılgan denge ile ilgilidir.

Tam da bu noktada en kritik hata, meseleyi yalnızca egemenlik söylemi üzerinden sıkıştırmaktır. Uluslararası hukukla uyumlu olmayan iddialarda ısrar etmek, kısa vadede iç kamuoyuna güçlü bir duruş gibi sunulabilir; ancak orta ve uzun vadede tarafın meşruiyetini ve diplomatik hareket alanını zayıflatır.

Diğer yandan, meşruiyeti hem halkın gözünde hem de uluslararası düzeyde tartışmalı olan bir “hükümetin” sahada yaratabileceği oldu-bittilere karşı Kıbrıslı Türk liderliğin daha görünür ve zamanında reaksiyon gösterebilmesi beklenir. Sessizlik ya da gecikmiş açıklamalar, fiili durumların kabullenildiği izlenimini doğurur. Bu ise yalnızca müzakere pozisyonunu değil, toplumun kendi yönetim kapasitesine duyduğu güveni de aşındırır.

Sonuç olarak mesele yalnızca Pile’deki bir alanın statüsü değil. Mesele, kriz yönetimi, kurumsal koordinasyon ve uluslararası aktörlerle kurulan ilişkinin niteliğidir. Eğer bu alanlarda netlik sağlanamazsa, her yeni gerilim bir öncekinden daha maliyetli ve karmaşık hale gelir. Seçim sonucu ile oluşan güven kısa sürede berhava edilir. Gerginliğin dozunun artması için bundan faydalanmak isteyenlere fırsat altın tepside sunulmuş olur.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

İşimiz Boru… Boru bizim İşimiz… – Mertkan Hamit

Alaköprü Barajı’ndan çıkıp denizin altından Geçitköy’e ulaşan su, yaklaşık...

Bir Gemi Kadar Bile Olamayan Turizm Politikası – Mertkan Hamit

Geçtiğimiz günlerde Cyprus Mail’, Royal Caribbean’ın 140 bin tonluk...

Casino Ekonomisi Üzerinden Bir Gerçeklik Testi: KKTC Ne Kazanıyor, Ne Kaybediyor? – Mertkan Hamit

Doğu Akdeniz’de kumar sektörü üzerinden yapılan karşılaştırmalar, aslında ekonomilerin...

İmparatorun Üsleri: Her Şeyi Söyleyip Hiçbir Şey Vaat Etme Sanatı – Mertkan Hamit

Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis bu hafta Bloomberg TV’ye bir röportaj...

“Unutma” Emri – Mertkan Hamit

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin Aydınlık Gazetesi’ne verdiği röportaja...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın