yazılariktibasKatledilmelerinin 54’üncü yılında onlardan ilham almaya devam ediyoruz - İhsan Çaralan

Katledilmelerinin 54’üncü yılında onlardan ilham almaya devam ediyoruz – İhsan Çaralan

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Bugün 6 Mayıs 2026!

Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un vahşice katledilerek fiziki olarak aramızdan alınmalarının 54’üncü yılı!

Geçen 53 yılda olduğu gibi 54’üncü yılda da onları özlemle ve sevgiyle anarken halka bağlılıkları, mücadele azimleri ve kararlılıklarından ilham almaya devam ediyoruz.

Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in genç devrimciler olarak mücadeleye atıldığı ’60’lı yıllar başlıca kapitalist ülkelerde ve emperyalizmin hegemonyası altındaki halkların tepkilerinin ve dünyada antiemperyalist mücadelenin yükseldiği yıllardı.

Sadece emperyalizmin hegemonyasındaki ülkelerde değil ABD başta olmak üzere emperyalizmin savaş örgütü olarak kurulan NATO üyesi ülkelerde de özellikle gençlik yığınları içinde antiemperyalist mücadelenin ciddi bir biçimde yükseldiği bir iklim oluşmuştu.

Mücadelenin bayrağı ‘Tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye’ idi! 

Dünyada oluşan antiemperyalist iklim ülkemizde, özellikle de üniversite gençliği içinde karşılık bulmuştu.

“Eğitimde reform”, “demokratik üniversite” talepleriyle başlayan eylemler kısa sürede ABD emperyalizmine, Türkiye’nin de üyesi oluğu emperyalizmin savaş örgütü NATO’ya, NATO’nun ve Türkiye’deki ABD üslerinin kapatılması talepleriyle antiemperyalist bir mücadeleye dönüşürken, emperyalizmin iş birlikçisi AP iktidarına karşı bir mücadele olarak ilerledi. Mücadelenin bayrağında artık “Tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye” sloganı vardı!

Bu gelişmeler karşısında ABD (NATO’nun) ve iş birlikçisi Adalet Partisinin yanıtı Komünizme Karşı Mücadele Derneklerini ve Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) gibi “sivil” organizasyonları devreye sokmakla kalmadı NATO ülkelerinde NATO tarafından kurulan kontrgerillayı devreye sokmak oldu.

Ancak gerek iktidarı gerekse ABD ve NATO’ya yönelik protestoların genişlemesi ve antiemperyalist ve demokrasi mücadelesinin yaygınlaşması karşısında 12 Mart 1971’de ordu parlamentoyu ve partileri kapatmadı ama yönetime fiilen el koydu. Ülke sathında sıkıyönetim ilan edildi!

Darbeciler, antiemperyalist, özgürlük ve demokrasi isteyen gençlik mücadelesinin ileri kesimlerine karşı bir “sürek avı” başlattı. Binlerce aydın, devrimci genç işkenceden geçirildi, cezaevlerine atıldı. Mahir Çayan, Cihan Alptekin ve arkadaşları Kızıldere’de, Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoğan ve Kadir Manga Nurhak’ta, İbrahim Kaypakkaya Diyarbakır’da işkencede katledildi!

Deniz, Yusuf ve Hüseyin ise Ankara’da sıkıyönetim mahkemesinde yargılayanları yargıladılar! Mahkeme onları, yaptıkları eyleme bakarak değil cuntanın emir konuta sistemi içinde aldıkları emir doğrultusunda idama mahkum etti!

AP milletvekilleri ve bazı CHP’li vekillerin katıldığı oturumda Meclis, “üçe üç!”* çığlıkları eşliğinde sıkıyönetim mahkemesinin kararını onayladı!

Ve bu üç devrimci elbette o günün kuşaklarına gözdağı için, ama daha da fazla gelecek kuşakların benzer bir cüreti göstererek düzene baş kaldırmaya kalkmasınlar diye idam edildiler.

Deniz, Yusuf ve Hüseyin’i idam edenler amacına ulaşabildi mi? 

Peki, “Emperyalistler ve onların iş birlikçisi yerli gerici güçler amaçlarına ulaşabildiler mi?” denirse bu sorunun yanıtı kesin olarak “hayır”dır!

Evet emperyalistler ve yerli iş birlikçileri hâlâ iktidardadırlar. NATO ve emperyalizme hizmette kusur etmiyorlar. Ama gerek antiemperyalist mücadeleyi gerekse özgürlük ve demokrasi mücadelesini ezebilmiş de değiller. Tersine ’60’lardan beri sürdürülen baskı ve şiddetin envai biçimine, sıkıyönetimlere, OHAL’lere 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbelerine karşın bağımsızlık ve demokrasi mücadelesi zemini daha da genişlemiş olarak sürmektedir.

Bugün katledilmelerinden 54 yıl sonra;

–          Antiemperyalist mücadele ve demokrasi mücadelesinin bileşeni denebilecek siyasi çevreler onları anmaya, onların mücadelesinden ilham almaya devam ediyorsa,

–          ’60’ların ikinci yarısında başlattıkları hareket bir sınıf partisine dönüşerek gerek bağımsızlık ve demokrasi gerekse sınıfsız, sömürüsüz, barış içinde bir insanlık dünyası mücadelesini hayatın her alanında sürdürüyorsa,

–          Son bir yıl içinde öne çıkan CHP, yaptığı ve büyük kitlelerin katıldığı mitinglerde antiemperyalizm ve Filistin politikaları için tutumlarını “Tutumumuz Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının tutumudur” diyerek onların tutumunu referans gösteriyorsa, 

–          Bugün 1960’lardan beri devrimci çevrelerin alametifarikası olan, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, “Direne direne kazanacağız” sloganları yüz binlerin en geniş katılımlı, en coşkulu ve birleştirici sloganları oluyorsa, yani “Denizlerin yolu”yla alanları dolduran yığınların talepleri arasında bağ kurulması elbette çok önemlidir.

Antiemperyalist eksenli bir barış mücadelesi daha da önem kazandı!

Bu gelişmeler açıkça gösteriyor ki Deniz, Yusuf, Hüseyin’i katledenler amaçlarına ulaşamadıkları gibi bugün kurdukları sistemi çökertecek güçlerin mücadele zemini düne göre çok daha genişlemiştir.

Emperyalist güçler, varlıklarını sürdürmek için güvenliklerinin büyük tehdit altında olduğunu iddia ederek, sadece haklara karşı değil birbirlerine karşı da silahlanmaktadır. Bu yüzden de emperyalistler kendi çıkarları uğruna başlattıkları savaşlara karşı antiemperyalist karakterli, işçi sınıfı enternasyonalizmi eksenli bir barış mücadelesinin önemi her geçen gün artmaktadır.

Nitekim şubat ayının sonunda İsrail ve ABD ordusunun İran’a karşı başlattığı, Ortadoğu’yu ABD emperyalizminin çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn etme amacıyla giriştiği savaş, emperyalizm ve savaş karşıtı bir barış mücadelesinin önemini daha da öne çıkarmıştır. Dahası emperyalizmle iş birliğine dayalı “güvenlik” anlayışının tam tersine ülkeleri bölgedeki her gerilimde hedef haline getirdiğini açıkça göstermiş de bulunmaktadır. Körfez ülkelerinin düştüğü durum bunun en açık örneğidir. Dahası ABD patronluğundaki NATO’nun ABD’nin çıkarları uğruna diğer üyelerine de ekonomik ve siyasi faturalar çıkardığı açıkça ortaya çıkmıştır. Bu son gelişmeler ülkemizde NATO ve ABD üs ve tesislerinin kapatılması ve NATO’dan çıkılması mücadelesi için çok haklı ve çok önemli dayanaklar da sunmuş bulunmaktadır.

Denizler ve onların şahsında, elbette yarım yüzyıldır 6 Mayıs etkinlikleri çerçevesinde gündem olmuş olan devrimci mücadelenin şiarlarının demokrasi güçleri, dahası geniş halk yığınları arasında yayılıyor olması bir rastlantı değildir.

50 yılı aşkın bir zamandır her 6 Mayıs’ta, sınıf partisi ve devrimci demokrat siyasi parti ve çevrelerin “mücadele sürdükçe aramızda” olduğunu söylediği Deniz, Yusuf ve Hüseyin ve onların şansında devrimci mücadele içinde hayatını kaybetmiş sayısız devrimci artık her gün sayısı daha da artan, bağımsız ve demokratik Türkiye için mücadeleye katılan halk yığınlarının arasındadır!

*27 Mayıs 1960 darbesinin ardından DP’li Başbakan Adnan Menderes ile bakanları Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edilmişti.

Diğer yazıları

Deniz olmak ve Denizleri aşmak… – Mustafa Yalçıner

Hedef belirten sloganı biliyorum. Tabii ki “Deniz olunmalı”!Hedefini “Deniz...

ABD-Meksika arasında yeni kriz – Ertan Erol

Trump yönetimi ile birlikte artan ABD müdahaleciliğini, kısa vadeli...

Emperyalizmin çıkmaz sokaktan kurtulma stratejisi – Prabhat Patnaik

Eğer neoliberalizm bu sürecin tersine çevrilmesini başlattıysa, Trump stratejisi...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Halkların İklim Zirvesi ve nükleer karşıtı mücadele – Mehmet Horuş

Çernobil felaketinin 40. yılı, geçtiğimiz haftanın en önemli gündemleri...
4,323BeğenenlerBeğen
1,451TakipçilerTakip Et
3,965TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Savaş imparatorluğu ABD: İran’ın stratejik savunma taktikleri – Volkan Yaraşır

İran savaşı ateşkes momentiyle yeni bir aşamaya geçti. Savaş...

Deniz olmak ve Denizleri aşmak… – Mustafa Yalçıner

Hedef belirten sloganı biliyorum. Tabii ki “Deniz olunmalı”!Hedefini “Deniz...

Filistin’den Kürecik’e Denizlerin mirası – Yusuf Karadaş

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idamlarının her...

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamından günümüze – Özkan Yıkıcı

Şu itirafı yaparak konuya gireceğim: Sürekli makale yazmaya başladığım...

Propaganda gücü ile gözden kaçırılanlar – Özkan Yıkıcı

Bölgemiz son aylarda, hem de kirlinin de ötesinde, savaşlarla...

ABD, Çin ve Rusya’nın gözü Orta Koridor için Erivan’daki AB zirvesinde – Ceren Ergenç

Erivan’da AB-Ermenistan zirvesi gerçekleşiyor. Bu zirve, dün yine Erivan’da...

Kıbrıs’ta güvenlik ikilemi: Hristodulidis ve hızlanan silahlanma yarışı – Yonca Özdemir

Hristodulidis, sözünü ettiği “işgali” bir barış anlaşması yoluyla da...

Canlı yayın