Erivan’da AB-Ermenistan zirvesi gerçekleşiyor. Bu zirve, dün yine Erivan’da gerçekleşen Avrupa Siyasi Topluluğu (AST) zirvesiyle kesiştiği için bugünlerde Erivan’da Türkiye dahil birçok ülkenin en üst düzey liderleri bir araya geliyor. AST, 2022’de AB’nin Rusya’ya karşı G20’ye benzer bölgesel bir koalisyon oluşturma çabasıyla kurulan bir forum, ama zaman içerisinde çoklu ittifaklar kurmaya çalışan küresel orta güçler için de sembolik anlam kazanıyor. Örneğin bu yıl, ABD ittifakına alternatifler arayan Kanada da katılıyor.
Yılda iki defa gerçekleştirilen zirvelere Türkiye çoğunlukla katılmıyordu ancak bu yıl cumhurbaşkanı yardımcısı düzeyinde katılıyor. Bu düzeyde katılım, Türkiye’nin Ermenistan’la normalleşmesi için baskı yapan AB ile, geleneksel müttefiki Azerbaycan arasında bir denge gütme çabası. Ama Türkiye’nin yakın gelecekte bu denge siyasetini somut bir karara bağlaması gerekecek, çünkü Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının yarattığı panik dalgası Orta Koridor’a bir kez daha nur yağdırdı ve bu sefer, Ukrayna savaşı başında olduğu gibi Türkiye’yi dışlamayan bir senaryo söz konusu. Ama bu senaryonun gerçekleşmesi için Türkiye-Ermenistan kara sınırının açılması lazım.
Orta Koridor neden yeniden gündeme geldi? Türkiye’nin en gözde bölgesel projelerinden biri olan Orta Koridor, aslında Hazar Denizi’nin ulaşım hacmi doğal kısıtlarla yeterince arttırılamayacağı için çok etkili bir ulaşım rotası değil. Ama, Ukrayna savaşıyla Batı, Rusya’dan geçen Kuzey Koridor’unu kullanamaz hale gelince Orta Koridor bir seçenek olarak masaya yatırıldı. O zamanki Orta Koridor tahayyülünde Türkiye’nin esamesi okunmuyordu, Gürcistan’dan sonra malların Karadeniz üzerinden Doğu Avrupa’ya ulaştırılması planlanıyordu. Ancak zaman içerisinde Gürcistan’daki AB yanlısı hükümetin yerini Rusya’ya yakın bir iktidar alınca bu plan suya düştü. Trump, Nahçıvan savaşı sonrası Ermenistan’la Azerbaycan arasında ara buluculuk yaparak Azerbaycan’ın Zengazur, Ermenistan’ın TRİPP dediği koridorla Orta Koridor’a yeniden can suyu verdi. AB de Küresel Geçit projeleriyle bu kervana katıldı. İran Savaşı da, Orta Koridor gündemini küresel düzeye taşıdı. Örneğin Japonya, Nahçıvan-Bakü demir yolunu inşa etmeye gönüllü oldu.
Çin, bu gelişmeleri sessizce izliyordu. Çünkü, ilk başlarda Orta Koridor’un hiçbir versiyonu Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi rotalarına tehdit teşkil etmiyordu. Orta Asya ve Güney Kafkaslardaki hiçbir ülke, Çin ve diğer süper güçler arasında bir seçim yapmaya niyetli değildi ve her kaynaktan gelecek yatırımlara açıklardı. AB gibi orta güçler de bir bağlantılılık projesinin halihazırda var olan altyapıyı ve iş birliklerini dışlayarak hayata geçirilemeyeceğinin farkındaydı. Bir diğer deyişle, Çin’den Avrupa’ya birbirine paralel iki demir yolu hattı döşemenin anlamı olmadığından Çin’i dışlamak yerine aynı hattı Avrupa için bir güvenlik açığı yaratmadan kullanmanın yollarını aramak gerekliydi. Avrupa, ‘yumuşak altyapı’ dediği bu yönetmelik uyumluluğunu, özellikle dijital veri transferi söz konusu olduğunda, nasıl gerçekleştireceğini henüz bulabilmiş değil, ama söylemsel olarak Çin’le iş birliği fikrini bugün de hâlâ dışlamıyor. Haziranda yapılacak Hazar Geçişli Taşıma Koridoru Koordinasyon Platformu toplantısı bu amaca yönelik.
Ancak Çin için dengeler, Vance’in şubatta Ermenistan’ı ziyareti sonrası değişmeye başladı. Bu ziyarette, TRİPP hattının inşasını fonlamak karşılığında hattın (ve üzerindeki gümrük kontrol noktaları, depolama tesisleri gibi lojistik altyapının) 49 yıllık işletme hakları, bir 50 yıl daha uzatılabilir bir sözleşmeyle ABD’nin yüzde 74 oranında sahibi olduğu bir şirkete verildi. Bu, Çin’den gelen malların (ki Orta Koridor’dan geçen malların yaklaşık yüzde 70’i Çin’den gelen mallar) ABD tarafından kontrol edilebileceği ve engellenebileceği anlamına geliyor.
Bu TRİPP şirketine ek olarak Vance, Ermenistan’ı, diğer Orta Koridor ülkeleriyle beraber, FORGE adındaki Yeraltı Kaynakları Jeostratejik İşbirliği Forumuna davet etti. FORGE için değerli madenler için bir NATO tanımlaması yapılıyor çünkü katılan ülkeler için bağlayıcılığı olan ve Çin’le ham madde ve işlenmiş metal alışverişi yapmalarını engelleyici bir ağ olacak. Çin kamuoyunda bu noktada Orta Koridor’a itiraz sesleri yükselmeye başladı. Erivan’daki AB Zirvesi bu çatışma potansiyelinin gölgesinde gerçekleşiyor.




